Yargıtay · 6. Ceza Dairesi

Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2026/3963 E. 2026/5295 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Ceza Dairesi
Esas No
2026/3963
Karar No
2026/5295
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/1602 E., 2025/1059 K. SUÇLAR : Nitelikli yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık ...'ın Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla gönderdiği 21.01.2026 tarihli dilekçe içeriğinde, "Dosyamın onaylanmasını istiyorum." şeklindeki beyanı açıkça feragat ibaresi taşımadığından, temyiz incelemesi kapsamında olduğu belirlenmiştir.

İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlere yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 288 nci maddesinin, ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanun'un 294 üncü maddesinin, ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukukî yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanun'un 301 inci maddesinin, "Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usûle ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanıklar müdafilerinin temyiz dilekçelerinde belirttikleri sebeplere yönelik olarak yapılan incelemede;

I. Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Nitelikli Yağma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden Oluş ve dosya içeriğine göre, nitelikli yağma suçunun yasal unsurlarının oluştuğu ve sanıklar hakkında kurulan hükümlerde, herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.

Ayrıca dosyada 5271 sayılı Kanun'un 289. maddesinde sayılan hukuka kesin aykırılık hâllerinin herhangi birinin varlığı da tespit edilememiştir.

Yapılan yargılamaya, dosya içeriğine göre, ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesinin, 16.12.2025 tarihli ve 2025/1602 Esas, 2025/1059 Karar sayılı kararında sanıklar ..., ..., ..., ... müdafilerince öne sürülen temyiz sebepleri ile re’sen incelenmesi gereken konular yönünden 5271 sayılı Kanun'un 2 88... . maddeleri kapsamında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, hukuka aykırılık görülmediğinden aynı sayılı Kanun'un 302 nci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ayrı ayrı ONANMASINA,

II. Sanıklar ..., ..., ..., ... Hakkında Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Bırakma Suçundan Kurulan Mahkûmiyet Hükümleri Yönünden Diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak; Kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçunun 5237 sayılı Kanun'un 109. maddesinde "Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir." şeklinde düzenlenmiş, ikinci ve üçüncü maddelerde arttırım sebepleri yer almıştır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 04.04.2022 tarihli ve 2020/14-25 Esas, 2022/237 karar sayılı kararında, "Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma cinsel saldırı suçu gibi bazı suçların icrası sırasında zorunlu olarak eşlik eden bir fiil olarak yer alabilir. Cinsel saldırı suçunda failin fiilini icra edebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı bu gibi hâllerde işlenen suç dışında failin sorumluluğunu gerektiren ayrı bir fiilin varlığından bahsetmek mümkün değildir. Ancak işlenen fiilin zorunlu sonucu olmamakla birlikte, amaç suçun işlenebilmesi için mağdurun hürriyetinden yoksun bırakıldığı hallerde, fail amaç suçun yanında ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da cezalandırılacaktır ( ... Koca- İlhan Üzülmez, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 6. Bası, ..., 2019 s. 465). Ancak cinsel saldırı öncesi ya da sonrasında eğer mağdurun özgürlüğü sınırlandırılmışsa, fail kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan da sorumlu tutulmalıdır (M.Emin Artuk- ... Gökçen-M. Emin Alşahin- Kerim Çakır, Ceza Hukuku Özel Hükümler, Adalet Yayınevi, 18. Baskı, ..., 219 s. 375.). Yargıtay uygulamalarına göre de kişinin vücut dokunulmazlığı amaç suçun konusu olması durumunda hürriyeti sınırlandırılmadan bu suçların işlenmesine olanak bulunmadığı için suç süresiyle sınırlı olarak kişilerin tutulması hâlinde, örneğin cinsel saldırı (cinsel istismar) veya yaralama eylemini gerçekleştirirken sadece bu suçların işlendiği süre boyunca bekletme veya tutma eylemleri ayrı bir suç oluşturmamakta, ancak amaç suç öncesinde veya sonrasında mağdurun bir yere gitme veya bir yerde kalma özgürlüğü kaldırıldığında ise ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşmaktadır." açıklaması yer almaktadır.

Bu açıklama ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mağdura yönelik cebir ve tehdit yoluyla yağma eyleminin icra edilebilmesinin zorunlu sonucu olarak mağdurun, kısa bir süre özgürlüğünden yoksun kaldığı anlaşılmakla, sübut bulmayan kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan sanıklar hakkında beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkûmiyetlerine karar verilmesi,

Bozmayı gerektirmiş, sanıklar ..., ..., ..., ... müdafilerinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye aykırı olarak, oy çokluğuyla ayrı ayrı BOZULMASINA,

Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca ... Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise ... Bölge Adliye Mahkemesi 28. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,

22.06.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY: Yargıtay CGK yerleşik içtihatlarında sanığa ceza verilmesi için şüpheye yer vermeyecek şekilde eylemi gerçekleştirdiğinin ispatı gerekecektir. Bu ispat için öncelikle suçun işlenip işlenmediği sonra bir olayın kanuni unsurlarının belirlendiği şekilde işlenip işlenmediği ve son olarak da sabit olan bu suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin tartışılması ve kesin olarak ispatı gerekir. Tüm aşamalarda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekir. YCG 2017/6-11 47... /519 Karar sayılı ilamlarında "... Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adaleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden biri de öğreti ve uygulamada; "suçsuzluk" ya da "masumiyet karinesi" olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; "in dubio pro reo" olarak ifade edilen "şüpheden sanık yararlanır." ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılmasına karar verilebilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilebilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olaylar ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; toplanan delillerin bir kısmına dayanılıp, diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaate ya da herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık bir ispata dayanmalı, bu ispat, hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Yüksek de olsa bir ihtimale dayanılarak sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir..." şeklinde içtihatta bulunarak bu husus işaret etmişlerdir. Yine YCGK nın 2018/6-110 E. 465 K. , 2016/6-1157 E. 2017/239 K sayılı ilamlarında da aynı hususlar teyit edilmektedir. Yani olayın oluşuna ilişkin şüpheli durum varsa burda da şüpheden sanık yararlanır kuralının uygulanması gerekecektir. Hırsızlık, yağma, cinsel istismar gibi çoğu zaman ani gelişen veya suç işlemek için sanıkların önceden plan yaptıkları ve sonrasında yakalanmama adına delil bırakmamaya yönelik tedbirler almalarına göre bu tür suçlarda yan delil bulmada sıkıntılar olduğu açıktır. Çoğu zaman bu tür suçlarda elimizdeki tek delil sadece müştekilerin beyanından ibaret kalmaktadır. Bu zorlayıcı nedenlerden dolayı aralarında husumet olmayan, çoğu zaman hiç tanımadğı ve iftira atması için neden bulunmayan müşteki beyanı sübutun ve sanığın eylemi gerçekleştirdiğinin kabulünde yeterli kabul edilmektedir. Ceza yargısına hakim olan en temel ilke olan masumiyet ve şüpheden sanık yararlanır kuralları ceza adaleti bakımından başkaca hiçbir delil olmayan ve bulunma ihtimali olmayan hususlarda sanık aleyhine, müşteki lehine esnetilebilmektedir. Bu belli zorluklar nedeniyle bir nebze kabul edilebilir. Ancak başka türlü delil toplama imkanı olan olaylarda veya akla, mantığa veya olaya uymayan, kendi içerisinde tutarsız veya sürekli değişen ya da itilaflı başka bir konuda müşteki ya da yakınlarına açıkça yarar sağladığı, müştekiyi gerçekten sanık olmaktan çıkarıp müşteki haline sokabilecek, yani haksız durum yaratacağı aşikar olan soyut beyanların tek doğru kabul edilerek cezalandırma yoluna gidilmesi, masumiyet, silahların eşitliği ve şüpheden sanık yararlanır kurallarına açıkça aykırılık teşkil edeceği açıktır. Bu nedenle ispatı zor olan olaylarda akla, mantığa ve dosyadaki olaylara uyumlu denetlenebilir müşteki beyanına itibar olabilir ise de akla, mantığa, fenne ve dosyadaki olaylara uymayan helede başka türlü ispat imkanı varken sadece müşteki beyanıyla yetinilmesi halinde bu beyanın suçun aydınlatılmasına yönelik değil başka bir olayı örtme, iftira atma veya intikam alma gibi bir amaca yönelik olduğu şüphesi doğuranlara bu şüphe giderilmeden itibar edilmesi büyük haksızlık oluşturacak ve yargılama konusunda tüm yetkiyi hakkı olmadığı halde sadece taraf olması gereken görünüşteki müştekiye devredecektir. Dairemizin 2022/4023 Esas , 2024/276 Karar; 2022/9645 Esas ve 2024/5427 karar, sayılı dosyaları ve daha birçok dosyalarında da açıkça tartışılıp kabul edildiği üzere; Yağma suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun madde 148; “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının .... tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi,...cezalandırılır...” şeklindedir. Madde gerekçesinde de “...Yağma suçunun tamamlanabilmesi için, kullanılan cebir veya tehdidin etkisiyle mağdur malı teslim etmeli veya malın alınmasına karşı koymamalıdır. Bu bakımdan, kullanılan cebir veya tehdidin, kişiyi malı teslim etmeye veya alınmasına ses çıkarmamaya yöneltmeye elverişli olması gerekir...” şeklinde dahada açıklık getirmiştir. Malı almak için cebir veya tehdit kullanılmalı ve bunun etkisiyle mağdurun malı vermesi gerekir. Bunun doğal sonucu olarak mağdurun malın alındığını görmesi veya en azından sanığın mallarını almak istediğini anlaması veya bilmesi gerekir. Yağmada amaç malın alınmasıdır. Bu amaca ulaşmak için araç hareketler ise cebir veya tehdit uygulanmasıdır. Failin mağdura yönelttiği cebir veya tehdidi, kendisi veya başkasına yarar sağlamak amacıyla malı teslime veya alınmasına karşı koymamaya zorlamak amacıyla gerçekleştirmiş olması gerekir. Aralarında amaçsal ilişki vardır. Cebir veya tehdit ile malın alınması veya verilmesi arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. (Benzer görüşler için bkz. Gökçen ... vd mal varlığına karşı suçlar Adalet ... 2018 age s. 74, Özgenç İzzet türk Ceza Hukuku Genel Hükümler 17. baskı Seçkin ... 2021 ağe. s 168 vd, Tezcan/Erdem/Önok age s. 704, Koca/Üzülmez TCK Genel Hükümler seçkin 9. Baskı age s. 583) Yağmanın iki seçimlik hareketinden birisi olan cebir malın alınmasına yönelik olarak yapılması gerekir. Diğer suçlardan ayıran özelliklerinden birisi de budur. Cebir malı almaya yönelik değil de başka bir amaçla yapılıyorsa eylem yağma suçunu oluşturmaz. Müşteki ile sanık ... bir dönem duygusal arkadaşlık yapmışlardır. Tanışmaktadırlar. Müşteki, sanığın kendisinden ayrılmak istemesi üzerine onun ayrılmasını engellemek için elinde bulunduğunu iddia ettiği birlikteyken çekilmiş oldukları uygunsuz fotoğrafları sanığın yakınlarına göndereceğini söyleyerek (şantaj TCK 107) birlikteliği devam ettirmek istediği, sanığın bu durumu eski ve yeni arkadaşı olan diğer sanık ...ye söylediği ...'nin de kendi arkadaşı olan diğer sanıklar ... ve ...dan yardım istediği, başlangıçtan itibaren müştekiyi yaptığı eylemden vazgeçirmek için darp etmeye karar verdikleri, olay günü müşteki ...’nın sanki tekrar buluşuyormuş gibi yaparak müştekiyi bir yere getirdiği, diğer sanıklarından ... görüntü alırken müştekiyi darp ettikleri, bu sırada müştekinin telefonunda olduğunu düşündükleri görüntüleri silmek için telefonunu alıp sonra iade ettikleri konusunda herhangi bir ihtilaf yoktur. Ortada ihtilaflı olan tek husus müştekinin ilk ifadesinde kendisini darp ettikten sonra cüzdanın içindeki parayı bu dövme sırasında ...'nın aldığı ve sonrasında araçta bir kısmını iade ettiği yönündeki beyanıdır. Sanıklar ise bu suçlamayı kesinlikle kabul etmemektedirler. Sanık ile müştekinin önceden beri tanıştıkları ve aralarında ihtilaf olduğu, müştekinin gerçeği tam olarak söylemeyebileceği, sanık ...'un başlangıçtan itibaren darp olayını kayda aldığı, bu görüntülerde para alma olayının da görünmediği olayda; Sanıkların başka bir nedenle kavga ettikten sonra müştekinin içindeki parasıyla birlikte cüzdanını aldığı yönünde aşamalarda değişiklik gösteren müştekinin soruşturma aşamasındaki beyanı dışında sanığın başkaca bir delil olmadığı dolaysıyla yağma suçunun şüphede kaldığı ve şüpheden sanığın yararlanması gerekeceği yağma suçunun oluşmayacağı açıktır. Ayrıca müşteki ve sanık beyanlarından sanıkların nitelikli silahla yağma suçunu işlediğine dair herhangi bir delil bulunmamakla birlikte dosya içinde bulunan, Adli muayene raporundan ve sanıların müştekiyi yaraladığını ikrar etmiş olduğu göz önüne alındığında müştekiye karşı kasten yaralama suçunu işlemiş olduğu hususu sabit olduğundan yağma değil kasten yaralama suçundan mahkûmiyet verilmesi gerekirdi. İlk Derece mahkemesinin tespiti yerindedir. Bu nedenlerle eylemin kül halinde yağma suçunu oluşturduğu yönündeki Bölge Adliye Mahkemesi kararı bozulmalı idi görüş ve kanaatinde olduğumuzdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Sanığın 5237 sayılı Kanun'un 86/2, 3-e, maddesi uyarınca cezalandırılması gerektiği gözetilmeden, yerinde ve yeterli olmayan gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması gerekçesi ile bozulmalıydı.

Kabule Göre de: 1. Sanıkların başlangıçtan itibaren sanık ...ya yönelik şantaj nedeniyle müştekiyi darp etmek ve telefonundaki görüntüleri silmek kastıyla hareket ettikleri, sanık ... kameraya çekerken, diğer sanıklardan ... ve ...nın müştekile ait cep telefonunu alıp incelemeye başladıkları esnada sanık ...'nın müştekinin arka cebinde bulununan cüzdanını aldığı, başlangıçtan beri müştekiyi darp için hareket eden sanıkların spontane gelişen cüzdan alma olayına iştirak iradelerinin varlığını gösterir hiçbir delil ve emare elde edilemediğinden sanık ... haricindeki sanıkların beraatine karar verilmesi gerekirdi.

2. Müştekinin sanık ...'nin kız arkadaşı olan sanık ...'ya yönelik şantaj iddiasına kızan, ve tahrike kapılan sanıkların atılı eylemi gerçekleştirdikleri dikkate alınarak Türk Ceza Kanunu 29. madde hükümleri uyarınca tahrik indirimi yapılmasının gerektiğinin gözetilmemesi gerekçeleriyle karar bozulmalı idi. Karara bu nedenlerle muhalif kalıyoruz.

Atıf: Yargıtay 6. Ceza Dairesi, E. 2026/3963, K. 2026/5295, T. 22.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-ceza-dairesi-2026-3963-e-2026-5295-k-bee9ecd07ec0