Yargıtay · 6. Ceza Dairesi
Yargıtay 6. Ceza Dairesi 2009/9694 E. 2010/2411 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2009/9694
- Karar No
- 2010/2411
- Karar Tarihi
Hırsızlık suçundan sanık ... ve ...'un, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 142/2-d, 143, 145, 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına dair ANKARA 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2006 tarihli ve 2005/971 esas, 2006/205 sayılı kararına karşı Adalet Bakanlığının 04.03.2009 gün ve 2009/2376/12872 sayılı kanun yararına bozma istemine dayalı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 30.03.2009 gün ve KYB/2009/ 64938 sayılı ihbar yazısı ile infaz dosyası 30.04.2009 tarihinde Dairemize gönderilmekle incelendi: Anılan Yazıda; (Hükmün kesinleşmesinden sonra, 08/02/2008 tarihli ve 26781 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Temel Ceza Kanunlarına Uyum Amacıyla Çeşitli Kanunlarda ve Diğer Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi 1 ve 14. fıkraları karşısında, anılan Kanun'un geçici 1. madde 2. fıkrası ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2. maddesi ile 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 98. maddesi uyarınca sanıkların hukuki durumunun mahallinde mahkemesince değerlendirilmesi gerektiği düşüncesiyle yapılan incelemede, 1- Dosya kapsamından, sanıkların geceleyin müştekiye ait dükkanın sağlam ve muhkem bulunan demir parmaklıklarını söküp, kapıyı açmaya çalıştıkları, açamayınca duvarı delip girdikleri ve 1 adet televizyon ile çelik kasayı sürükleyip götürdükleri, kasadan çıkan 50.000.000 Türk lirası ile çok miktarda senedi alıp kaçtıkları anlaşılmakla, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 23/01/2006 tarihli ve 2005/16216 esas, 2006/124 sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 141 ve 142. maddelerinde tanımlanan hırsızlık suçu ile 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 493. maddesinde yer alan suçun öğelerinin farklı olduğu, eylemin hırsızlık fiili yanında 5237 sayılı Kanun'un 116. maddesine uyan iş yeri dokunulmazlığını bozma ve aynı Kanun'un 151/1. maddesinde düzenlenen mala zarar verme suçlarını da oluşturacağının gözetilmemesinde, 2- Sanıklara verilen cezadan zararın azlığı dikkate alınarak, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesi uyarınca 1/2 oranında indirim yapılmış ise de, anılan maddenin 2. fıkrasındaki "malın değerinin azlığı" kavramının, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 522. maddesindeki hafif ve pek hafif ölçütleriyle, her iki maddenin de cezadan indirim olanağı sağlamak dışında benzerliği bulunmadığı, değer azlığının 5237 sayılı Kanun'a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğu, bunun; daha çoğunu alabilme olanağı varken, yalnızca gereksinimi kadar (örneğin birkaç meyve veya ekmek, yiyecek, kalem, sigara ve benzeri) ve değer olarak da az olan şeyi alma durumunda, olayın özelliği ve sanığın kişiliği de değerlendirilerek, yasal ve yeterli gerekçeleri de açıklanarak uygulanabileceği, somut olayda sanıkların geceleyin müştekiye ait dükkanın sağlam ve muhkem bulunan demir parmaklıklarını söküp, kapıyı açmaya çalıştıkları, açamayınca duvarı delip girdikleri ve 1 adet televizyon ile çelik kasayı sürükleyip götürdükleri, kasadan çıkan 50.000.000 Türk lirası ile çok miktarda senedi alıp kaçtıkları dikkate alındığında, cezalarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 145. maddesi gereğince indirim yapılmasında isabet görülmemiş olduğundan bahisle 5271 sayılı CMK’nun 309.maddesi uyarınca anılan kararın bozulması) Dairemizden istenilmiş ise de; TÜ R K M İ L L E T İ A D I N A Kanun yararına bozma istemine dayanan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ihbar yazısı ve incelenen dosya içeriğine göre; Ankara 19.Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08/03/2006 gün ve 2005/971-2006/205 sayılı kararı ile, “Sanıklar ... müdafi Av. ... ’in yüzüne karşı ve sanık ... ile katılanın yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı ... ’nin huzuru ile talebe uygun olarak verilen karar, 7 gün içerisinde Yargıtay yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı” şeklinde yazılması suretiyle yasa yoluna başvuru süresinin başlangıcının usulüne uygun olarak gösterilmediğinin anlaşılması karşısında, Ceza Genel Kurulunun 23.12.2008 gün ve 2008/6-258-240 sayılı kararı uyarınca hükmün kesinleşmediği ve kanun yararına bozmanın hakim ve mahkemelerce gerekli işlemler veya yargılama yapılarak verilen ve Yargıtay’dan geçmeksizin kesinleşen karar ve hükümlere karşı istenebileceği gözetilerek; 1-Ankara 19. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 08/03/2006 gün ve 2005/971- 2006/205 sayılı kararı kesinleşmediğinden kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, 2- Sanıklar ... ve ... ile katılan ...’ya anılan karara karşı; “başvurabilecekleri yasa yolu, süresi ve sürenin hangi tarihten itibaren başlayacağı, incelemeyi yapacak merci, başvurunun hangi makamlara ve ne şekilde yapılacağı” hususlarını gösterir biçimde açıklamalı olarak yeniden yöntemine göre tebligatlar yapılıp, buna ilişkin belge ve sunarlarsa temyiz dilekçesi de eklendikten ve hükmün temyizi halinde, esas hakkında görüş içeren tebliğname düzenlendikten sonra incelenmek üzere Dairemize gönderilmesinin sağlanması için dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na İADESİNE, 11/03/2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.