Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/2719 E. 2026/12031 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/2719
- Karar No
- 2026/12031
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2010/132 Esas, 2023/297 Karar KARAR : Ret
Taraflar arasındaki uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkeme kararı bir kısım davacılar vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilmiştir.
Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekilince temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasının istenilmesi üzerine, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 30.09.2025 günü tayin edilerek taraflara tebligat gönderilmiştir.
Duruşma günü asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili Avukat ... gelmiş, diğer davacı ve davalı idarelerin vekilleri duruşmaya katılmamıştır.
Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verildi.
Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacılar vekili dava dilekçelerinde özetle; eski Şişli İlçesi, ... Mahallesi, 11... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma amacına uygun kullanılmayarak, imar durumunun değiştirildiğini ve davalılardan ... adına ihale yoluyla satıldığını belirterek taşınmazın iadesini, mümkün değilse bedelini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.11.2008 tarihli ve 2006/601 Esas, 2008/455 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 06.05.2014 tarihli ve 2012/324 Esas, 2014/284 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Yargıtay (Kapatılan) 14. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; idare mahkemesinde açılan davanın neticesi eldeki davanın neticesini doğrudan etkileyeceğinden o davanın neticesi beklenmek suretiyle hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, sonucu beklenmeden davanın reddine dair hüküm kurulması doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Bir kısım davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin taşınmazlarından ifrazen oluşan 51 parsel sayılı taşınmazın 221 sayılı Kanun uyarınca davalı İSKİ Genel Müdürlüğü adına tescil edildiğini, vekâlet ücretinin ve harcın hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Mahkemelerin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakta olup davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü bendinde belirtilen “ maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur." hükmü gözetilmeden, davacı taraf aleyhine vekâlet ücreti takdiri doğru olmadığı gibi asıl dava ile birleştirilen ek dava aynı hukuki sebepten kaynaklandığından kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine tek vekâlet ücretine karar verilmesi gerekirken, ayrı ayrı vekâlet ücreti takdir edilmesi hatalıdır.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Bir kısım davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının vekâlet ücretine ilişkin (2) ve (3) numaralı bentlerinin çıkartılarak, yerine "Asıl ve birleştirilen davada kendisini vekille temsil ettiren davalılar lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu 9.200 TL vekâlet ücretinin davacılardan alınmasına, davalılara verilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Asıl ve birleştirilen davada davacılara fazla alınan 1.330,20 TL temyize başvurma harcının istenildiğinde iadesine, peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine,
Asıl ve birleştirilen davada davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden 04.11.2025 tarihinde yürürlüğe giren Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 40.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl ve birleştirilen davada davacılara ödenmesine,
24.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.