Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1323 E. 2026/9439 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1323
Karar No
2026/9439
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2657 Esas, 2025/3676 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilerince temyiz edilmekle; süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) öngördüğü yargılama sistemine göre ilk derece mahkemesinin kesin olmayan kararına karşı önce istinaf yoluna başvurulabilmektedir. İstinaf başvurusu üzerine bölge adliye mahkemesince, başvuran tarafın istinaf başvurusunun usulden ya da esastan reddine karar verilebilir veya İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulabilir. Bu durumda bölge adliye mahkemesi kararına karşı, istinaf başvurusu reddedilen tarafın ya da istinaf incelemesi sonucunda İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeni hüküm kurulması hâlinde aleyhine karar verilen tarafın temyiz hakkı bulunmaktadır. Başka bir deyişle istinaf başvurusunun reddi hâlinde bölge adliye mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı sadece istinaf başvurusu reddedilen tarafa ait olup bu hâlde İlk Derece Mahkemesi kararını istinaf etmeyen tarafın temyiz hakkı bulunmamaktadır. Somut uyuşmazlıkta, İlk Derece Mahkemesince verilen davanın kabulüne dair karara karşı davalı idare vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Hâl böyle iken İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yoluna başvurmayan davacılar vekilinin aleyhine hüküm kurulmayan Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı temyiz hakkı bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz isteminin reddine karar vermek gerekir. Davalı idare vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu ... ili, ..., ... Mahallesi 32 25... parselde kayıtlı 301 m² yüzölçümündeki gayrimenkulün hissedarı olduğunu, taşınmaza davalı idare tarafından imar düzenlemesi sonrası fiilen yol yapıldığını ve kamulaştırma işlemi yapılmaksızın el atıldığını belirterek şimdilik 10.000,00 TL tazminatın davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesi yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumetin parselasyon planını yapan ve onaylayan ilçe belediyesine yöneltilmesi gerektiğini, ... nolu parselasyon planı krokisine göre 301 m²nin grafik olarak 228.13 m²sinin konumunun net olarak belli olduğunu, taşınmazın 1402 sokak üzerinde kaldığını ve ... Belediye Başkanlığının sorumluluğunda olduğunu, raporun yetersiz bedelin yüksek olduğunu, davacının taşınmazda malik olmadığını, muris payının iptaline karar verilmesi gerektiğini ileri sürülmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu ... ili, ..., ... Mahallesi 32 25... parsel sayılı taşınmazın öncesinde 901 m² ... iken İmar İdare Heyetinin 1962 tarihli ve 1149 sayılı kararı ile onaylanan ... nolu parselasyon planı ile uygulamaya alınarak 61 m² düzenleme ortaklık payı kesildikten sonra 239 m²nin imar parseline şuyulandırıldığı, 601 m²nin ise işlenmeyen alan olarak bırakıldığı, daha sonra İmar İdare Heyetinin 1969 gün ve 443 sayılı kararı ile onaylanan ... nolu parselasyon planı ile uygulamaya alınarak 300 m²sinin 75 52... parsele şuyulandırıldığı, 301 m²nin ise işlenmeyen alan olarak bırakıldığı, iş bu kısmın halen tapuda arsa vasfı ile muris ... ... adına yaşamakta olduğu ancak, alınan teknik bilirkişi raporuna göre işlenmeyen alan olarak bırakılan taşınmazın planında herhangi bir ayırma çapı bulunmayışı ve imar parsellerinin dava konusu parselin bulunduğu alan kapsamından dolayı grafiksel bir karşılığının bulunmadığının bildirildiği, bu yönüyle taşınmazda tasarruf imkanının kalmadığı ve fiilen el atma olgusunun gerçekleştiği arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılıp, vergi değerleri de kıyaslanmak suretiyle değerinin tespit edilip yasal faizi ile birlikte davalı tarafa ödenmesine dair kararda, taşınmaz ile aynı bölgede bulunan bitişik 121 parsel yönünden açılan davada tespit edilerek Dairelerinin 2021/1540 Esas sayılı ilamı ile uygun bulunan Haziran 2018 değerlendirme tarihli 1.920 TL/m² birim bedelde de dikkate alındığında mahkeme mahkemenin vaka ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacılar tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin sorumlu idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve istinafta ileri sürülmeyen sebeplerin temyiz aşamasında ileri sürülemeyeceği kuralına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A.Davacılar Vekilinin Temyizi Yönünden; Davacılar vekilinin temyiz dilekçesinin REDDİNE, B.Davalı İdare Vekilinin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1323, K. 2026/9439, T. 20.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1323-e-2026-9439-k-fbe044430000