Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1204 E. 2026/12137 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1204
Karar No
2026/12137
Karar Tarihi

MAHKEMESİ: Adana Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/2303 Esas, 2025/1350 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/382 Esas, 2024/459 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada kesinleşen terkin hükmünün infaz edilememesi nedeniyle tapu kaydının iptali ile davacı idare adına tescili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Adana ili, Seyhan ilçesi, ... Mahallesi 16 18... parsel sayılı taşınmaz ile ilgili Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/42 Esas, 1996 /219 sayı ile karara çıkan dosyasının 03.11.1995 tarihli fen bilirkişi raporunda ve Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2002/704 esas sayılı dosyasının 04.11.2002 tarihli bilirkişi raporlarında belirtilen ve (A) harfi ile gösterilen dava konusu yerde davalı ...'a ait 3075/18000 hisseden 633/18000 hissesinin tapusunun iptal edilerek bu alanların yol olarak terkinine karar verildiğini, mahkeme kararında belirtilen bedelin taşınmaz sahibine ödendiğini, müvekkili Belediye adına tescil işlemi gerçekleşmeden bahse konu taşınmazın bulunduğu bölgede imar uygulaması yapıldığını, davalıya ait hisselerden kesilerek belediye adına tescil edilmesi gereken alanın 670,72 m² olduğunu, ancak düzenleme ortaklık payı oranı kadar kesinti yapıldığında bu alanın imar uygulaması sonucu 508,54 m²ye düştüğünü, bununla birlikte adlarına verilen tescil kararına rağmen taşınmazın tapuda devrinin gerçekleştirilemediğini belirterek, davalı adına kayıtlı Adana ili, Seyhan ilçesi, ... Mahallesi 97 35... parseldeki 409m², 38m², 27m², 22m² ve l4 m²'lik alanlara denk gelen toplam 510 m² hissenin, 508,54 m²'sinin tapu kaydının iptal edilerekdavacı idare adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın gerek hukuki yarar yokluğu, gerekse de husumet itirazları dikkate alınarak usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise de davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlığa ilişkin iki farklı kesinleşmiş mahkeme kararı bulunmakta olup, hükmen tescil işleminin imar sebebiyle yerine getirilememesi halinde yeniden dava açılması yerine kararı veren mahkemeye başvuru yapılarak taşınmazın imar sonrasındaki güncel durumu gözetilerek tavzih kararı istenmeden dava açılmasında davacının hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/42 Esas sayılı mahkeme kararında belirtilen ...'a ait hisselerden kesilerek belediye adına tescil edilmesi gereken alan 671,72 metrekare olup düzenleme ortaklık payı oranı kadar kesinti yapıldığında bu alanın imar uygulaması sonucu 508,54 metrekareye düştüğünü, davalı ...'ın 22.11.2022 tarihli dilekçesinde ... Mahallesi, 16 18... parsel nolu kadastro parselinde yapılan kamulaştırma işlemine 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/42 Esas sayılı kararında belirtilen, Belediye adına tescil edilmesi gereken ve imar uygulamasından sonra imar parseli haline gelen hisselerinin Belediye adına tescil edilmesini talep ettiği, tescil işleminin yapılması için tapu müdürlüğüne başvurulduğunu, ancak cevaben Mahkeme kararının eski olması ve bu karar sonrasında parsellerin değişerek birden fazla imar uygulaması görmesi nedeniyle eski ada ve parsellerde belirtilen hisseler ile yeni oluşan ada ve parsellerin uyuşmamasından kaynaklı işleme devam edilemediğinin belirtildiğini, Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/42 Esas sayılı ve 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/704 Esas sayılı dosyalarına İstinaf başvuru süresi içinde tavzih talebinde bulunulmuş ise de tavzih taleplerinin reddine karar verildiğini, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesine göre tavzih talepleri ile bir sonuca ulaşılamamış olup davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın malikleri tarafından davacı idare aleyhine açılan kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat davasında, Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1995/42 Esas, 1996/219 Karar sayılı kararı ile kabul kararı verilmiş ve taşınmazın davacılar adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkini şeklinde hüküm kurulmuş olup, söz konusu kararın temyiz aşamasından geçerek kesinleştiği, ardından davacı idare tarafından, bir kısım maliklerin karardan sonra hisselerini ...'a devretmesi sebebiyle hükmen tescil işlemi gerçekleştirilemediğinden bahisle açılan davada da davanın kabulüne karar verilerek tapu iptal ve tescil ile yol olarak terkin hükmü kurulmuş olup bu kararın da kesinleştiği, eldeki davada ise taşınmazın bulunduğu bölgede iki kez yapılan imar uygulaması sonrasında, taşınmazın ada/parsel ve hisse bilgilerinin uyuşmaması sebebiyle ilgili mahkemelerce verilen hükümlerin infaz edilemediğinden bahisle, taşınmazın imar sonrası oluşan güncel haline göre tesciline karar verilmesinin talep edildiği, ancak, dava konusu uyuşmazlığa ilişkin verilmiş ve kesinleşmiş iki farklı mahkeme kararı bulunmakla, davacının talebi verilen bu kararların infazının gerçekleştirilememesine dayanmakta olup bu durumda İlk Derece Mahkeme kararında da belirtildiği üzere kesinleşen fakat infazı gerçekleştirilemeyen kararların ne şekilde infazının gerçekleştirileceği hususunda ilgili mahkemelerden tavzih kararı istenmesi gerekmekte olup, infaz edilemeyen kararlar için yeniden dava açılmasında davacının hukuki yararı bulunmadığı, bu hususun dava şartı olup mahkemece resen gözetilmesi gerektiği anlaşıldığından, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesinin yerinde olduğu gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca tavzih talebinin reddine dair kararların istinaf aşamasında dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan davada verilen kararın infaz edilmediği iddiasıyla açılan tapu kaydının iptali ile idare adına tescili istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2026/1204, K. 2026/12137, T. 25.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2026-1204-e-2026-12137-k-ae484ff82e00