Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2026/1154 E. 2026/8309 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2026/1154
- Karar No
- 2026/8309
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/343 Esas, 2024/1979 Karar KARAR : Esastan ret/Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar
Taraflar arasındaki tapu kaydının hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi eski 1158 parsel yeni 43 45... parsel sayılı 18.800 m² yüzölçümündeki taşınmazın müvekkilinin babası adına kayıtlı olduğunu, babasının ölümüyle intikal işlemi yapıldıktan sonra müvekkilinin tapu kaydına güvenerek kardeşlerinin payını 01.09.1992 tarihinde satın alarak taşınmazın tamamına malik olduğunu, 2016 yılında 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sırasında yüzölçümünün düzeltildiğini, taşınmazın yüzölçümünde azalma ve zararın oluştuğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı tutup 107.046,70 TL tazminatın satın aldığı tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili idarenin kusuru bulunmadığından haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin de davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve tespit edilen bedelin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece dava tarihinden itibaren faiz talep edildiği gerekçesiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmiş ise de dava dilekçesinde ve ıslah dilekçesinde dava tarihinden itibaren faiz talep edilmediğini, bu sebeple uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılıp faizin başlangıç tarihinin düzeltilmesini istemiştir.
2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının satın aldığı tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açılmadığını, zamanaşımı süresinin dolduğunu, 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan düzeltme işleminden kaynaklı Hazineden tazminat istenemeyeceğini, taşınmazın yüzölçümündeki azalmayı davacının bilmemesinin mümkün olmadığını, davasını ayıplı mala ilişkin hükümler uyarınca satın aldığı kişilere yöneltmesi gerektiğini, 1950 yılında yapılan kadastro sırasında teknik imkansızlıklar sebebiyle yüzölçüm farklılığı oluştuğunu, taşınmazın zemindeki sınırlarında değişiklik bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesindeki koşulların oluşmadığını, tazminatın taşınmazın değerine göre değil tapuda belirtilen satış değeri üzerinden hesaplanması gerektiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının dikkate alınmadığını taşınmazın değerinin yüksek tespit edildiğini, objektif değer artış oranının soyut olarak %100 olarak yüksek tespit edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 1955 yılında yapılan kadastro çalışmalarında tespit ve tescile tabi tutulan taşınmazın, sonradan yüzölçümünün 3402 sayılı Kanun'un 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama ile azalması nedeniyle oluşan zararın kadastro işlemlerinden kaynaklandığı, taşınmazın yüzölçümündeki eksilme sebebiyle oluşan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında tazmininin gerektiğini ancak uygulama kadastrosunun kesinleştiği tarih itibariyle değeri tespit edildiğinden, davacıda dava dilekçesi ve ıslah dilekçesinde satın aldığı tarihten itibaren faiz talebinde bulunup, dava tarihinden itibaren faiz istemediğinden değerlendirme tarihi olan uygulama kadastrosunun kesinleştiği 20.05.2016 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiği halde İlk Derece Mahkemesince dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi doğru görülmediği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekili istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, ... mevkii eski 1158 parsel yeni 43 45... nolu parsel sayılı 18.800,00 m² yüzölçümlü taşınmazı davacının babası adına kayıtlı olduğunu, babasının ölümüyle intikal işlemi yapıldıktan sonra kardeşlerinin payını da 01.09.1992 tarihinde satın alarak taşınmazın tamamına malik olduğunu, Tapu Müdürlüğünün 20.05.2016 tarihli işlemi ile 3402 sayılı Kanun'un 22/a maddesi gereğince teknik hataların düzeltildiği ve taşınmazın 8.095,33 m² olarak tescil edildiği, alınan raporlara göre yüzölçüm farkının teknik imkansızlıktan kaynaklandığı, eldeki davanın ise 05.07.2022 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dosya kapsamından; tazminat isteğine dayanak taşınmazın kadastro tespitinin kesinleşmesiyle 26.03.1953 tarihinde tapu kaydının oluştuğu ve çaplı krokiye bağlandığı, o tarihten bu yana taşınmazın fiilen kullanım sınırlarının değişmediği 8.095,33 m²lik yüzölçümüne sahip olduğu, dava konusu taşınmazın bir kısmının davacının murisinden intikal ettiği, bir kısmının ise mirasçılardan satın aldığı gözetildiğinde 18.000,00 m²lik yüz ölçümünün çok daha geniş bir alanı kapsayacağını ve dava konusu taşınmazın bu büyüklükte olmadığını,18.000,00 m²lik yüzölçümü ile 8.095,33 m²lik yüzölçümü arasındaki farkı bilebilecek durumda olduğu anlaşılmakla birlikte davacının zararının da tapu kayıtlarına göre kazanılmış bir mülkiyet hakkının, tapu kayıtlarındaki veya tapunun dayanağı olan kadastro işlemlerindeki hata nedeniyle kaybedilmesinden kaynaklanmadığından davacının dava konusu taşınmazın 10.704,67 m²lik kısmı yönünden açmış oldukları işbu davada 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne dair hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine,
2.Davalı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.