Yargıtay · 12. Hukuk Dairesi

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi 2026/374 E. 2026/3096 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
12. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/374
Karar No
2026/3096
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

Yukarıda tarih ve numarası yazılı Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın müddeti içinde temyizen tetkiki davacı-3.kişi ile davalı-alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü: Asıl dava, üçüncü kişinin İİK'nın 96. vd. maddelerine dayalı istihkak iddiasına; birleşen dava ise, alacaklının İİK’nın 99. maddesine dayalı istihkak iddiasının reddi talebine ilişkindir. Mahkemece, dayanak senette kefil olarak yer alan ...'ün kırtasiye Ürünleri perakende ticareti işini 23.11.2018 tarihinde terk ettiği, bu tarihten sonra aynı adreste borçlu ...'ün kırtasiye ürünleri perakende ticaret işine başladığı, 03.12.2020 tarihinde işi terk ettiği ve elinde mevcut bulunan ürünleri 01.12.2020 tarihinde aynı yerde faaliyete başlayan davacı üçüncü kişiye 3 adet fatura ile devrettiği gerekçesi ile haciz tutanağının 3, 6, 7, 8, 9, 10, 11 nolu menkuller yönünden istihkak iddiasının kabulüne, diğer hacizli mallar yönünden istihkak iddiasına ilişkin talebin reddine, birleşen 2021/424 esas sayılı dava dosyası yönünden; 3, 6, 7, 8, 9, 10, 11 nolu menkuller yönünden davanın reddine, diğer hacizli mallar yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, karara karşı asıl davada davacı-birleşen davada davalı üçüncü kişi ve birleşen davada davacı alacaklı istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl davada davacı-birleşen davada davalı üçüncü kişi ve birleşen davada davacı alacaklı tarafından temyiz edilmiştir. Devredilen işletmede haciz yapılabilmesi, devrin muvaazalı olduğunun iddia ve ispat edilmesine bağlıdır. Muvazaa iddiasının bulunmaması halinde alacaklının, tasarrufun iptali davası açarak alacağına kavuşma imkanı bulunduğu gibi, TBK ve TTK hükümlerine göre açılacak davalarda da devri yargılama konusu yapabilir. Ayrıca, İİK'nın 44.maddesinde yer alan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi işletmenin devrini sakatlamaz. Anılan hükmün yalnız cezai yaptırımı vardır. (İİK 337/a md) Aktiflerin devredenin malvarlığından çıkmamış kabul edilmesini, yani haczedilmesini sağlayacak tek yol, muvazaanın iddia ve ispat edilmesidir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli değildir. Bu durumda, Mahkemece davacı üçüncü kişi ile borçlunun ticari defter ve muhasebe kayıtlarının, davacının dayandığı faturaların ve

ödemelere ilişkin belgelerin dosya kapsamına alınması, ticari defterlerin açılış ve kapanış tasdiklerinin usulüne uygun olup olmadığı hususu da dikkate alınmak sureti ile inceleme yaptırılarak delil olarak sunulan faturaların ticari defterlerde kaydının bulunup bulunmadığı, faturalardaki malların hacizli mallara uygun olup olmadığı, yapılan ödemeler, vergi ve banka kayıtları da dikkate alınarak netleştirilmesi, borçlu ile üçüncü kişi arasında devam eden cari ilişki olup olmadığının belirlenmesi, bundan ayrı borçlu ve 3.kişi şirketlerin vergi kayıtları getirtilerek dava konusu haciz adresinde haciz tarihinden itibaren geriye doğru kimlerin hangi tarihler arasında faaliyet gösterdiğinin Vergi Dairesindeki kayıtlar üzerinden belirlenmesi, öte yandan haciz adresinde borçlunun faaliyet gösterip göstermediğinin kolluk marifetiyle araştırılması, ayrıca delil olarak dayanılan İstanbul Anadolu 22. İcra Hukuk Mahkemesinin 2021/208 E. sayılı dosya suretinin dosya arasına alınarak anılan dosyada yer alan bilirkişi raporu vs. de değerlendirilmesi, ondan sonra elde edilen bilgiler ile dosyadaki diğer delillerin birlikte değerlendirilmesi ile oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma neticesinde yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Tarafların temyiz itirazlarının kabulü ile, yukarıda yazılı nedenlerle 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nın 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, istinaf talebinin esastan reddine ilişkin Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde iadesine, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2026/374, K. 2026/3096, T. 06.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-12-hukuk-dairesi-2026-374-e-2026-3096-k-b4c7201b5843