İlk Derece Mahkemesi ·

İlk Derece Mahkemesi 2024/483 E. 2026/644 K.

Mahkeme
İlk Derece Mahkemesi
Esas No
2024/483
Karar No
2026/644
Karar Tarihi

T.C. İSTANBUL 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : 2024/483 Esas KARAR NO : 2026/644

DAVA : Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 19/08/2024 KARAR TARİHİ : 23/09/2026

Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız İhtiyati Hacizden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı alacaklı şirketin yürütmekte olduğu icra takibinde borçlu olmayan, müvekkili şirket ile hiçbir organik veya hukuki bağı bulunmayan üçüncü kişi konumundaki sigorta acentesine gelinerek haksız haciz işlemi uygulandığını, mahalde ibraz edilen imza sirküleri, kira kontratı, haczolunan mallara ait faturalar ile borçlunun mahalde sadece tüketici işlemi olarak hayat sigortası yaptırdığını gösteren belgelere rağmen davalı vekilinin basiretli tacir ilkelerine aykırı ve kötü niyetli şekilde haciz işlemine devam ettiğini, İcra Müdürlüğünce davalı alacaklıya istihkak davası açması için verilen 7 günlük kesin süre içerisinde dava açılmaması sebebiyle hacizlerin kendiliğinden kalktığını belirtmiştir. Davalı tarafın ayrıca borçlunun aile nüfus kayıt örneğini hukuka aykırı şekilde temin ederek KVKK ve Anayasa Mahkemesi kararlarını ihlal ettiğini, çağrı merkezleri vasıtasıyla müvekkil dahil tüm aile fertlerini arayarak huzur ve sükunlarını bozduğunu, amacının hukuk sınırları içinde alacak tahsili değil, üçüncü kişileri taciz ederek aile içinde kargaşa çıkarmak olduğunu, işyerinin önüne haciz aracının gelmesi ve gün boyu bilgisayar sistemlerinin durdurulması sebebiyle müvekkilinin ticari itibarının, ekonomik güveninin sarsıldığını ve ciro kaybı yaşadığını iddia ederek; zorunlu arabuluculuk toplantısına da mazeretsiz katılmayan davalının tüm yargılama giderlerinden sorumlu tutulmasını, fazlaya ilişkin maddi tazminat hakları saklı kalmak kaydıyla müvekkili lehine 15.000,00 TL manevi tazminatın ticari avans (aks halde yasal) faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacağına kavuşması amacıyla borçlular aleyhine .... İcra Dairesinin 2020/... esas sayılı dosyası üzerinden kesinleşen bir takip başlattığını, borçluların mal kaçırmak gayesiyle muvazaalı işlemlerle tüzel kişilik perdesinin arkasına sığındığı şüphesiyle borçlunun faaliyet yürüttüğünü düşündükleri davacı adresinde icra memuru huzurunda usulüne uygun şekilde araştırma yapıldığını, arabuluculuk toplantısından haberdar olunmadığı için katılım sağlanamadığını ancak sonradan uzlaşma zemini aransa da davacının haksız kazanç ve sebepsiz zenginleşme amacıyla kötü niyetli olarak bu davayı açtığını, davacının 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu (KVKK) ihlali iddialarının mesnetsiz olduğunu, zira Aile Nüfus Kayıt Örneğinin resmi kurum olan icra dairesince 12/08/2024 tarihinde tedarik edildiğini ve işlemlerin kanunun yürürlük tarihi öncesine dayandığını, İcra ve İflas Kanunu (İİK) kapsamında alacaklı tarafından borçlunun ikametgahı dışındaki adreslerde de fiili haciz yapılabilmesinin hukuken mümkün olduğunu ve bu durumun İİK’nın 96, 97 ve 99. maddelerinde istihkak prosedürü olarak düzenlendiğini, borçlu ile üçüncü kişi arasındaki organik bağın akıbeti yargılama gerektirdiğinden davacının sadece ilişiğinin olmadığı yönündeki beyanının mutlak doğru kabul edilerek prosedüre engel teşkil edemeyeceğini, mahalde alacağı güvence altına almak adına mecburen uygulanan fiili hacizde malların yediemin olarak davacıya bırakıldığını ve işletmenin devamlılığına azami özen gösterildiğini, haksız haciz nedeniyle tazminata hükmedilebilmesi için alacaklının kötü niyetinin, ağır kusurunun ve buna bağlı somut bir zararın varlığı gerektiğini, İİK'nın 97/13. maddesi uyarınca istihkaklı hacizlerde tazminata hak kazanılabilmesi için dava açılıp yargılama yapılması ve alacaklının haksız çıkması şartının arandığını, oysa İcra Müdürlüğünce kendilerine verilen 7 günlük kesin süre içerisinde davacıyı daha fazla mağdur etmemek adına bilinçli olarak istihkak davası açmadıklarını ve haczin yargılamaya dahi konu olmadan kendiliğinden kalktığını, mal muhafazası yapılmadığından davacının soyut iddiaları dışında ticari itibarının zedelenmediğini ve somut bir zararının doğmadığını, ve bu doğrultuda Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/12-347 esas 2019/837 karar sayılı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2020/4210 esas 2020/11240 karar sayılı, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 2003/10289 esas 2003/9101 karar sayılı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2016/8112 esas 2018/5481 karar ve 2019/666 esas 2019/5470 karar sayılı emsal kararlarına dayanarak, anayasal hak ve yetkilerin hukuka uygun kullanılmasının tazminat gerektirmeyeceğini beyan ederek haksız davanın reddini karr verilmesini talep etmiştir. Dava; .... İcra Dairesinin 2020/... esas sayılı takip dosyasında üçüncü kişi konumunda bulunan davacının iş yerinde takip dosyası kapsamında yapılan haksız haciz nedeniyle davacının uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararlarının takip alacaklısı olan davalıdan tahsili talebi isteminden ibarettir. Bilirkişi İcra İflas hukuku alanında uzman bilirkişi Nilgün Şeker tarafından dosyaya ibraz edilen; 08/05/2026 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "Somut olayda ....İcra Dairesi 2020/...(Eski no:2015/...)sayılı dosyasından ihtiyati haciz kararı ile dava dışı /borçlu ... aleyhine takip başlatıldığı, esas takibe de geçildiği; Ödeme emri tebliğ edilemediğinden ihtiyati haczin devam ettiği; takibin kesinleşmediği; dava tarihine kadar dosyada tahsilat yapılmadığı, haciz isteminin dayanağı alacağın 11.03.2024 haciz tarihinde mevcut olduğu, 2- Davalı vekilince borçlunun iş adresi olarak belirttiği ... mahallesi, 53.sokak n:6/B .../İstanbul adresinde haciz talep ettiği; adreste 11.03.2024 tarihinde ihtiyati hacizin fiilen yapıldığı; 3.şahıs davacı şirket yetkilisi tarafından istihkak iddiasında bulunulduğu; davacı Şirketin ... Ticaret Sicili Müdürlüğünden celp edilen sicil kayıtlarından, ...-0 sicil numaralı ... ... Ltd.Şirketinin müseccel adresinin ... Mah., 53.Sokak, N:6/B .../İstanbul olduğu; şirket ortaklarının ... olduğu; faaliyet konusunun sigorta acenteliği olduğu, imza sirkülerinden şirket yetkilisi ...'ın münferiden müddetsiz olarak temsile yetkili olduğu ; iş yeri olarakta mahallin ... ... Ltd.Şirketi tarafından 01.01.2017 tarihinde 'sigorta acentalığı' faaliyetinde bulunmak üzere kiralandığı; mahalde bulunan borçluya ait sigorta poliçesinin ve SGK.işten ayrılış bildirgesinin tek başına 3.şahıslarla organik bağının bulunduğuna karine teşkil etmeyeceği, nitekim davalı/alacaklının İİK.99.maddesi gereğince yasal müddetinde istihkak davası açmayarak davacının istihkak iddiasını benimsediği, icra müdürlüğünce haczin kaldırıldığı;bu sebeple haczin sebebini oluşturan borç ilişkisinde ,borçlu tarafını oluşturmayan bir kimsenin malvarlığına uygulanan haczin haksız olduğu; 3- Sayın Mahkemece haksız hacze maruz kalan kimsenin talep edebileceği mânevi tazminata ilişkin koşulların gerçekleştiğinin benimsenmesi halinde 15.000TL.'ye 11.03.2024 haciz tarihinden 19.08.2024 dava tarihine kadar 1.597,80TL. Yasal faiz talep edilebileceği kanaatine varılmıştır. Değerlendirmeler, asli ve nihai hukuki takdiri ile tavsifi HMK m. 266/c.2 ve m. 279/f.4 hükmü ile 6754 sayılı Kanun m.3/f.3 hükmü icabı tamamen ve münhasıran Mahkemeye ait olmak üzere Sayın Mahkemenin takdirine saygıyla arz ederim." şeklinde görüşleri tespit ve rapor edilmiştir. Tüm dosya kapsamı birlikte incelendiğinde ve değerlendirildiğinde; Davacı taraf haksız haciz nedeniyle manevi tazminat isteminde bulunmuş olup, dava konusu tazminat talebine dayanak olarak gösterilen haciz tarihinin 11/03/2024 olduğu, .... İcra Dairesinin 2020/... esas dosyasında yürütülen takip kapsamında ... İcra Dairesinin 2024/... talimat sayılı dosyasında "... Mah. 53. Sokak no: 6/B .../ İSTANBUL" adresinde haciz talimatı infaz edilmiş, .... İcra Dairesinin 18/03/2024 tarihli karar tensip tutanağı ile adreste haczedilen menkul mallar için üçüncü kişi ... tarafından ... Sigorta AŞ lehine istihkak iddiasında bulunulması üzerine 2004 sayılı İİK 99. Maddesi gereğince istihkak davası açması için alacaklıya 7 gün süre verilmesine karar verildiği ve kararın alacaklı vekiline tebliğine dair şikayet yolu açık olmak üzere karar verildiği görülmüştür. Devamında e tebligat ile 23/03/2024 tarihinde alacaklı ... vekiline tebliğ edildiği dava dilekçesi ekinde bulunan mazbatadan anlaşılmıştır. Sonrasında icra dairesince tevzi büroya yazı yazılarak istihkak davası açılmadığının tespiti üzerine hacizlerin kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. .... İcra Dairesinin 2020/... esas (eski esas no: 2015/... esas olan) dosyası incelendiğinde, alacaklının ... Bankası AŞ, borçlunun (dava dışı) ... -... ... olup, takibin 30/07/2015 vade tarihli 22/04/2015 düzenleme tarihli 375.000,00-TL bedelli bonodan kaynaklanan alacağa ilişkin olduğu, .... Asliye Ticaret MAhkemesinin 2015/... D.iş sayılı dosyasında alınan 06/08/2015 tarihli ihtiyati haciz kararına istinaden 10/08/2015 tarihinde başlatılmış olduğu belirlenmiştir. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere haciz yapılan adresin davacı şirketin sicile kayıtlı adresi olduğu, ... kayıtlarından dava dışı borçlu ... ile davacı şirket arasında herhangi bir bağ bulunmadığı belirlenmiş, takip talebinde yer alan adresin dava dışı ...'ın çalıştığı yerlerin adreslerinin de haciz yapılan adresten farklı olduğu, alacaklı vekilince borçlunun iş yeri adresi olarak bildirilmesi ve haciz talebinde bulunması üzerine dava konusu edilen haczin talimat yoluyla gerçekleştirildiği, bu adresin de borçlu ile ilişkilendirilebilecek somut bir dayanağının bulunmadığı, zira 18/03/2024 tarihli karar tensip tutanağında da "Müdürlüğümüz esas sayılı dosyasından yazılan taşınır haczi talimatı, 11/03/2024 tarihinde ... İcra Müdürlüğü 2024/... Tal. Sayılı dosyası ile "... mah. 53 Sokak No: 6/B .../İSTANBUL" adresinde infaz edilmiş; adreste hazır bulunan üçüncü şahıs ... tarafından ... Sigorta AŞ lehine istihkak iddia edilmiştir. Haciz tutanağı incelendiğinde adresin, dosya borçlusu ...'ın MERNİS adresi veya takibin dayanağı olan senet üzerinde yer alan adres olmadığı, borçlunun mahalde hazır bulunmadığı, borçlunun mahaldeki şirket ile işçi-işveren ilişkisi bulunmadığı, yalnızca şirket yetkilisi ile abi- kardeş ilişkisi bulunduğu görülmüştür." denilmek suretiyle anılan ifadeden anlaşıldığı üzere haciz tatbik edilen adresin borçluya ait olduğunu tespitte yetersiz kaldığının belirtildiği ve alacaklı vekilince de istihkak davası da açılmadığından yapılan haczin haksız haciz niteliğinde olduğu kanaatine varıldığından, 11/03/2024 tarihli haksız haciz nedeniyle davacının uğradığı manevi zararlardan davalının sorumluluğunun bulunduğu değerlendirilmiş, manevi tazminatın miktarının değerlendirilmesinde, davacının talep ettiği tutarın davacı açısından zenginleşmeye yol açacak düzeyde olmadığı, aşamalarda adresin borçlu ile ilişkilendirilemediği, istihkak iddiası nedeniyle verilen süre içerisinde davalı tarafça dava açılmadığı, bu hali ile takip dosyasının aşamalarında mevcut delillerle davacı tarafça özen yükümlülüğüne aykırı davranıldığı hususları göz önünde bulundurulduğunda 15.000,00-TL talebin yerinde olduğu değerlendirilmiş, haksız fiil tarihi 11/03/2024 olduğundan ve davacı ve davalının tacir olması nedeniyle tacirler arası haksız fiil niteliğindeki haksız haciz işlemi nedeniyle ticari faiz istenebileceği anlaşılmakla, 15.000,00-TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 11/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere; 1-Davanın kabulüne; 15.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihi olan 11/03/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 2-Karar tarihi itibariyle alınması gereken 1.024,65-TL harçtan peşin alınan 427,60-TL harcın mahsubu ile eksik 597,05-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, 3-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14 md ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26.md göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-Davacı tarafından yapılan 427,60-TL başvurma harcı, 427,60-TL peşin harç, 60,80-TL vekalet harcı, 133,00-TL posta gideri, 10.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 11.049,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 5-Kendini vekille temsil ettiren davacı lehine karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca 15.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Yatırılan avanstan artan kısmın yatırana/vekiline iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 23/09/2026

Katip ... e-imzalıdır

Hakim ... e-imzalıdır

Atıf: İlk Derece Mahkemesi, E. 2024/483, K. 2026/644, T. 23.09.2026, www.arakarar.com/karar/ilk-derece-karar-2024-483-e-2026-644-k-d095a8af935c