Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9965 E. 2026/3315 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9965
- Karar No
- 2026/3315
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/316 Esas, 2025/1077 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/293 Esas, 2023/609 Karar
Taraflar arasındaki tapu sicilindeki şerhin terkini, mümkün olmadığı takdirde uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince tazminat istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 2 90... parsel sayılı 12.750,00 m² yüzölçümündeki taşınmazda 956,25 m²ye tekabül eden 24/320 payını 08.08.1989 tarihli ve 1361 yevmiye numaralı işlemle satın aldığını, kök muris olan ...’e ait hissenin 1988 yılında yapılan intikal işlemi sırasında mirasçılara hatalı oranlarda intikal ettirilmesi sebebiyle Tapu Müdürlüğünce taşınmazın beyanlar hanesine 2021 yılında hisse hatasına ilişkin şerh verildiğini, Tapu müdürlüğünce hisse hatasının düzeltileceğine ilişkin müvekkiline bildirimde bulunulduğunu, bu bildirime göre müvekkiline ait 24/320 hissenin 36/3200 hisse olarak düzeltilmesi gerektiğini, böylece müvekkilinin hissesine isabet eden miktarın 956,25 m²den 143,44 m²ye düşeceği, böylece müvekkilinin hissesinde 812,81 m²lik eksilme olacağını, öncelikle, beyanlar hanesine işlenen şerhin terkininin mümkün olmadığı takdirde müvekkilinin tapu kütüğünün hatalı tutulması nedeniyle uğradığı zararının 4721 sayılı Kanun 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazine tarafından tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, somut olayda hukuka aykırı bir durum olmadığını, tüm işlemler usul ve kanuna uygun olarak gerçekleştirildiği gibi müvekkili Hazinenin de kusurunun bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden Hazine aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; yasal süre geçtikten sonra dava açıldığından zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesini, somut olayda hukuka aykırı bir durum olmadığını, tüm işlemler usul ve kanuna uygun olarak gerçekleştirildiği gibi müvekkili idarenin de kusurunun bulunmadığını, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi şartlarının oluşmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddine karar verilmesini, müvekkili Hazinenin bu tür davalarda yasal hasım olduğunu ve davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden Hazine aleyhine vekâlet ücretine ve yargılama giderine hükmedilemeyeceğini, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, taşınmazın arsa vasfında değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, emsal alınan taşınmazın uygun niteliğe sahip olmadığını, emsal karşılaştırmasının kanunun aradığı şartlara uygun olarak yapılmadığını, ayrıca dava tarihi (10.06.2021) itibari ile 3.885.243,75 TL olarak hesaplama yapıldığını, hisse düşüm tarihi 02.11.2021 tarihi itibarıyla 4.795.594,00 TL olarak hesaplandığını, iki raporda bedel yönünden aşırı fark olduğunu, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, davacı lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi yanlış olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı adına kayıtlı 24/320 hissenin hatalı olarak intikal ettirilmesi nedeniyle Tapu Müdürlüğünce 36/3200 hisse olarak düzeltilmesi sonucu davacının hissesine isabet eden miktarın 956,25 m²den 143,44 m²ye düşürüldüğü, söz konusu düzeltme işleminin kanuna uygun olarak yapıldığı, tapuda düzeltim işleminin yargılama aşamasında kesinleşmiş olduğu, davacıya ait hissenin tashih işlemi sonucu küçülmesi nedeniyle 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklanan sorumluluk şartlarının oluştuğu, davacının zararının karşılanması gerektiği, değerlendirme tarihi itibarıyla vasfı arsa olarak belirlenen taşınmazın değerinin resmi veriler ışığında emsal satış yöntemiyle belirlendiği, değerlendirme tarihi itibarıyla bilirkişi heyetince takdir edilen değerin taşınmazın konumuna ve çevresel faktörlere göre adil ve hakkaniyete uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu bir isabetsizlik görülmediği; ancak Mahkemece davacının şerhin terkini talebinin reddine ve terditli tazminat talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken şerhin terkini hakkında karar verilmemesi ve davalı Hazine harçtan muaf olmasına rağmen bakiye ilam harcının davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi ve davacı tarafından yatırılan ıslah harcının karar kesinleşince davacıya iadesi yerine yargılama giderlerine dahil ederek davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi doğru olmadığından davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.