Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8938 E. 2026/1051 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8938
- Karar No
- 2026/1051
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1787 Esas, 2025/644 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Adana 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/196 Esas, 2022/105 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .............. Mahallesi 122 42... parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 122 42... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taşınmazın gerçek değerinin tespiti ile tespit edilen bedele kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza arsa olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, arta kalan kısımda değer azalışı hesaplanmasının yerinde olmadığını, emsalin uygun olmadığını, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan ek raporda güçlü delil olarak değerlendirilen ve denetimden geçen taşınmazlar ile dava konusu taşınmazın eşit değerde belirlenmesi gerekirken dava konusu taşınmaz aleyhine belirlenen değer oranının hatalı olduğunu, belirlenen bedelin düşük olduğunu, kamulaştırmadan arta kalan iki ayrı kısım bulunmakta olup bu kısımlar yönünden değer düşüklüğünün ayrı ayrı hesaplanması gerektiğini, belirlenen değer azalış oranının düşük olduğunu, değerlendirme tarihi ile ödeme tarihi arasında meydana gelen yüksek enflasyon nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... Belediye Başkanlığının yazısı, dosyaya eklenen fotoğraflar, bilirkişi raporlarına eklenen uydu fotoğrafları, parsel sorgulama ekranından yapılan tespitler nazara alındığında dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğu kanaatine varılmakla, hükme esasa alınan bilirkişi raporunda somut emsal olarak Adana ili, ..., .............Mahallesi, 88 40... parsel sayılı taşınmazın 14.01.2015 tarihli satışı esas alınarak taşınmazın metrekare değerinin tespit edildiği, belirlenen metrekare bedelinin daha önce denetimden geçen dosyalar ile uyumlu olduğu, bu haliyle İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir yanlışlık bulunmadığı kanaatine varılmakla istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza arsa olarak değer biçilmesinin hatalı olduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli iptal kararı da gözetilerek mülkiyet hakkının ihlal edilmemesi amacıyla kamulaştırma bedelinin davalıya ödeneceği tarihe en yakın tarih esas alınarak bedelinin belirlenmesi gerektiğini, enflasyon nedeniyle oluşan zararının giderilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir.
4. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. Dava konusu 122 42... parsel sayılı 26.980,17 m² yüzölçümlü taşınmazın 11.976,28 m²si kamulaştırılmakla ifrazen 122 42... parsel numarası ile tescil edildiği, arta kalan 11.113,37 m² ve 3890,52 m²lik kısımların tek başına yapılaşma imkânının olup olmadığı, kamulaştırma nedeniyle taşınmazın kalan bu kısımlarında yapılaşmada kısıtlılık meydana gelip gelmediği ve kısıtlama meydana geldi ise oranının ilgili Belediye İmar Müdürlüğünden sorularak taşınmazın kullanım amacı, yüzölçümü, geometrik şekli ve kamulaştırmanın amacı nazara alınarak arta kalan kısımda değer kaybı gerekip gerekmediği denetlenmeden eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.