Yargıtay · 9. Hukuk Dairesi

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 2026/1166 E. 2026/4028 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
9. Hukuk Dairesi
Esas No
2026/1166
Karar No
2026/4028
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1803 E., 2025/904 K.

DAVA TARİHİ : 05.09.2022 İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 4. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/280 E., 2023/239 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Millî ... Bakanlığı (Bakanlık) vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 05.06.1995-15.08.1995 tarihleri arasında davalılardan ... (Belediye) işyerinde çalıştığını, devamında Belediyenin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na (4734 sayılı Kanun) göre hizmet alımı adı altında hizmet alımı yaptığı yüklenici firmalar olan ... ve takiben ... İnş. ve Tem. Özel ... Tic. Ltd. Şti.nde (... Şirketi) 01.09.1995 tarihinde çalışmaya başlayarak 2000 yılı Ekim ayında Belediye kadrosuna geçtiğini, 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (6111 sayılı Kanun) gereği 2011 yılı Kasım ayı itibarıyla da Belediye ile ilişiği kesilerek davalı Bakanlığın İl Müdürlüğü emrinde çalışmaya başladığını, son ücretinin aylık ortalama 1.200,00 TL civarında olduğunu, davacının davalı ... nezdinde geçen çalışmasının alt işveren Şirketlerdeki çalışmalarının dikkate alınmaması nedeni ile eksik olarak bildirildiğini ileri sürerek davacının Belediyedeki kıdem süresine ve kıdem tazminatına esas çalışma süresinin tespiti ile çalışma süresine eklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; 6111 sayılı Kanun ile davacının iş sözleşmesinin Bakanlığa devredildiğini, Belediyede sözleşmeli ve kadrolu çalıştığı dönemlerin Kuruma bildirildiğini, Belediyeden ihale ile iş alan firmalarda yapılan çalışmaların sigorta bildirimlerinin ise Belediye tarafından yapılmasının hukuken mümkün olmadığını, davacının son işyerinin davalı Bakanlığa bağlı İl Müdürlüğü olduğunu, bu nedenle davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının tüm çalışmaları ... Kurumuna bildirildiğinden davada hukuki yarar bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2. Davalı Bakanlık vekili cevap dilekçesinde; davacının ihale edilen işler kapsamında alt işveren Şirketler nezdinde çalıştığını, bu nedenle müvekkili Kurum açısından husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiğini, davacının hizmet tespiti talep ettiği döneme ilişkin ihale süresinin 2000 yılında sona erdiğini, bu nedenle davacının bu yöndeki taleplerinin zamanaşımına uğradığını, 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının açmış olduğu tespit davasının kapsadığı dönemin 2005 yılı öncesinde gerçekleşen sözleşmelerle ilgili olduğu, tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davacının alt işverenler nezdinde Belediyede süpürgeci olarak çalıştığı, emir ve talimatları Belediye yetkililerinden aldığı, ücretleri Belediyenin ödediği, davacı ile aynı işi yapan Belediyenin kadrolu işçileri olduğu, davacının yaptığı temizlik işinin Belediyenin asıl işi olup bu hâliyle 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5393 Sayılı Belediye Kanunu'nun (5393 sayılı Kanun) yürürlük tarihinden önce Belediyenin teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirmeyen asıl işini alt işverene vermesinin mümkün olmadığı ve davacının alt işveren olarak görünen Şirketler nezdinde geçen tüm hizmetlerin Belediyenin hizmet alanında ve Belediyenin emri altında devam ettiği, böylelikle de alt işverenlerle yapılan sözleşmelerin muvazaalı olduğu kanaati ile davacının kıdeme esası hizmet süresinin belirlenmesi ve yıllık ücretli izin süresinin belirlenmesi noktasında hukuki yararının bulunduğu kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Bakanlık vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 5393 sayılı Kanun'un 67. maddesi 13.07.2005 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihten önce alt işveren nezdinde geçen çalışma süresi yönünden alt işveren ilişkisi muvazaalı sayılacağından Daireleri ve Yargıtay incelemesinden geçen emsal dosyalar dikkate alındığında İlk Derece Mahkemesince verilen kararın isabetli bulunduğu gerekçesiyle davalı Bakanlık vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı Bakanlık vekili temyiz dilekçesinde; haklarında husumetten ret kararı verilmesi gerektiğini, kendileri aleyhine tespit kararı verilmediğini, bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamaları gerektiğini ileri sürmüştür. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, husumet ve davacının kıdeme esas çalışma süresinin tespitine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. İlk Derece Mahkemesince davacının, davalı ... bünyesinde çalıştığı döneme ilişkin olarak davalı ... ile alt işverenler arasındaki ilişkinin muvazaaya dayalı olduğu, bu nedenle davacının alt işveren Şirketlerdeki çalışmasının davalı Belediyeye ait işyerinde geçtiği kabul edilerek sonuca gidilmesi, Bölge Adliye Mahkemesince bu gerekçenin yerinde görülmesi hatalı ise de davacının alt işveren işçisi olarak çalışmakta iken ara vermeksizin asıl işveren tarafından işe başlatıldığı, bu hâlde alt işveren ile asıl işveren davalı ... arasında bir işyeri devri gerçekleştiği, işyeri devrinde işçinin kıdeme bağlı hakları bakımından işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapılması gerektiği, davacının, davalı Belediyede çalıştığı sırada da 6111 sayılı Kanun kapsamında diğer davalı Bakanlığa bağlı Samsun İl Müdürlüğüne nakledildiği dosya kapsamı uyarınca sabit olup bu hâlde davacının kıdeminin alt işveren bünyesinde çalıştığı dönemin davalı Bakanlıktaki çalışma süresine dâhil edilmesi suretiyle bütün olarak değerlendirilmesi sonucu itibarıyla yerinde görülmüştür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle yukarıdaki paragrafta açıklanan gerekçeyle göre usul ve kanuna uygun olup davalı Bakanlık vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Davalı Millî ... Bakanlığı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 29.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, E. 2026/1166, K. 2026/4028, T. 29.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-9-hukuk-dairesi-2026-1166-e-2026-4028-k-f82cfc1e8649