Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8837 E. 2026/3186 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/8837
- Karar No
- 2026/3186
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız El Atılan Taşınmaz Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1088 Esas, 2025/559 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/303 Esas, 2023/170 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri murislerinin malik olduğu İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 16 51... parsel sayılı taşınmaza yol olarak fiilen el atıldığından kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin davalı idarelerden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı idareler vekilleri cevap dilekçelerinde özetle; davanın reddini talep etmişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazla ilgili olarak lehtar parsellere tanınan hakkın mülkiyet hakkı değil, ... hakkı olduğunu, taşınmazın lehtarların kullanımından çıkartılıp genel yola dönüştürülmesi ile beraber ... hakkının sona erdiğini, murisin mülkiyet hakkının tam sahibi haline gelmiş olduğunu, müşterek methalin kök parsele dönmesi gerektiği hususunda örnek karar gereği davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ... 16 51... -16-17 parsellerde 25/200 pay sahibi iken, talebi üzerine 05.11.1959 tarihinde bu parsellerin tevhidi, 101 ilâ 119 parsellere ifrazı ve rızai taksim sonucunda; 1 17... parsellerin müstakil olarak ... adına, diğer parsellerin dava dışı kişiler adına tescil edildiği, adı geçenin ölümü üzerine; 117 No.lu parselin 21.06.1961 tarihinde, mirasçılarına intikal ettiği, onların da bu parseli 11.06.1965 tarihinde ... isimli kişiye sattığı, 118 nolu parselin 18.07.1964 tarihinde, mirasçılarına intikal ettiği, onların da aynı tarihte ..., ... isimli kişilere sattıkları, 119 nolu parselin ise 101 ilâ 118 No.lu parsellerin umumi yollarla bağlantısını sağlamak üzere, “... mahalli” vasfı ile bu parsellerin mülkiyetinde gösterilerek tescil edildiğini, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun)“İmar mevzuatı uygulanan veya özel parselasyon yapılan yerler” başlıklı 35 inci maddesi hükmü gereğince; imar mevzuatı gereğince düzenlemeye tabi tutulan parsellerden düzenleme ortaklık payı karşılığı olarak bir defaya mahsus alınan yol, yeşil saha ve bunun gibi kamu hizmet ve tesislerine ayrılan yerlerle, özel parselasyon sonunda malikinin muvafakati ile kamu hizmet ve tesisleri için ayrılmış bulunan yerler için eski malikleri tarafından mülkiyet iddiasında bulunulamaz ve karşılığı isteneyemeceğinden, belirtilen nedenle İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve kanuna uygun olduğundan istinaf başvurusunun esestan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müşterek methal vasıflı taşınmazın 2942 sayılı Kanun'un 35 inci maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, özel mülkiyet vasfının korunduğunu, bu hususa ilişkin örnek kararların bulunduğu hususlarını ilave etmek suretiyle istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacılar ile davalı idareler arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.