Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/8633 E. 2026/3342 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/8633
Karar No
2026/3342
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/513 Esas, 2025/49 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 22 nci maddesi uyarınca tapu iptal ve tescil olmadığı takdirde tazminat istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 320 40... parsel sayılı taşınmazın davacıların mülkiyetinde iken davalı ... tarafından tamamen kamulaştırıldığını, kamulaştırma neticesinde söz konusu taşınmazın yol olarak düzenlendiğini, kamulaştırma sonrasında yol dışında kalan bir bölümün davalı ... tarafından ihdas edildiğini, komşu 7 nolu parsel bitişiğinde bulunan bu bölümle ilgili olarak davalı belediyenin ihdas kararı aldığını ve bu kısmı 7 nolu parsel sahibine satmak istediğini haricen öğrendiklerini, kamulaştırılan taşınmazın yol dışında kalan kısmının davalı ... tarafından ihdas edilerek önce kendi adına tescil ettirip sonra da üçüncü kişiye devredilip devredilmediği taraflarınca bilinmemekle birlikte, devir olasılığına karşı müvekkillerinin hak kaybının önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesinin gerektiğini, kamulaştırıldıktan sonra kamulaştırılan taşınmazın bir bölümü hakkında ihdas işlemi yapılarak davalı ... adına tescili ve üçüncü kişilere devrinin iptali ile söz konusu ihdas edilen kısmın mülkiyetinin davacılara iadesine ve tesciline karar verilmesini yargılama giderleri ve vekâlet ücretinn karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacı vekili bozma sonrası sunduğu dilekçesi ile tapu iptal davası kabul olmaz ise bedel tespit davası olarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/568 Esas sayılı kamulaştırma bedelinin tespiti davası ile kamulaştırıldığını, taşınmazın Büyükşehir Belediyesi adına tescil edildiğini, 2012/538 esas sayılı kararı ile neticelenen bu dosyanın bedel yönünden kesinleşmediğini, karar düzeltme aşamasında Yargıtay incelemesinde olduğunu, 28.12.2011 tarihinde açılan bedel tespiti ve tescil davasının taşınmazın tamamının kamulaştırması talebi ile açıldığını, tamamının kamulaştırıldığını, bu dava açıldığında karşı tarafın 2942 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi gereğince 30 günlük yasal süresi içinde yasal hakkını kullanmadığını, kamulaştırma kararına itirazda bulunmadıklarını, yine yapılan yargılamada taşınmazın tamamının kamulaştırılması konusunda hiçbir itirazda bulunmadıklarını, dava konusu taşınmazın 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında kısmen 24.50 m²lik imar yolu gövdesinde kısmen de yaklaşık (30.00 m²) B-5 (bitişik 5 kat) yapılaşma koşullu imar adasında kaldığını, bu nedenlerle açılan davanın reddi ile yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.02.2016 tarihli ve 2014/468 Esas, 2016/90 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2.Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 4650 sayılı Kanun ile değişik 2942 sayılı Kanun'un 13.09.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6552 sayılı Kanun ile değiştirilen 22 nci maddesinde “Kamulaştırmanın kesinleşmesinden sonra, taşınmaz malların kamulaştırma amacına veya kamu yararına yönelik herhangi bir ihtiyaca tahsisi lüzumu kalmaması halinde, keyfiyet idarece mal sahibi veya mirasçılarına 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre duyurulur. Bu duyurma üzerine mal sahibi veya mirasçıları kamulaştırma bedelini aldıkları günden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte üç ay içinde ödeyerek taşınmaz malı geri alabilir. İade işleminin kamulaştırmanın ve bedelinin kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde gerçekleşmesi halinde kamulaştırma bedelinin faizi alınmaz. Bu madde hükümlerine göre taşınmaz malı geri almayı kabul etmeyen mal sahibi veya mirasçılarının 23üncü maddeye göre geri alma hakları da düşer. Bu madde hükümleri, kamulaştırmanın kesinleşmesi tarihinden itibaren beş yıl geçmiş olması halinde uygulanmaz.” hükmü yer almakta olup, Anayasa Mahkemesinin 11.06.2015 tarihinde yayımlanan 14.05.2015 tarihli ve 2014/177 Esas, 2015/49 Karar sayılı kararı ile 6552 sayılı Kanun'un 101 inci maddesi ile eklenen geçici 9 uncu maddesinde yer alan" 22 nci maddesinin 1, 2, 3. fıkra hükümleri" iptal edildiği gözetildiğinde 11.09.2014 tarihinden önce açılan ve halen kesinleşmeyen davada 2942 sayılı Kanun'un 22/3 maddesi ile getirilen 5 yıllık süre şartının uygulanma imkanı kalmadığından işin esasına girilerek hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kısmen kabulü ile tespit edilen bedelin davalı idareden tahsiline karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerin uğramış oldukları zarar dava tarihi itibari ile 530.000 TL olarak hesaplanmış iken gerekçeli kararda dosyanın 10 nolu duruşmasında taraflarına bilirkişi raporunda belirlenen bedel üzerinden kabul kararı verilmesini istemleri gerekçe gösterilerek usuli müktesep hak doğduğunun kabulü ile önceki raporda belirlenen bedel üzerinden kabul kararı verildiği, söz konusu duruşmada taraflarına tapu iptal talebi ile ilgili beyan sorulduğu, aradan geçen sürenin uzunluğu ve dava konusu taşınmazın bu süreçte üçüncü kişilere devredilmiş olması nedeniyle taşınmaz değeri üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin istenildiği, bilirkişi tarafından düzenlenen 29.09.2024 tarihli raporda taşınmaz değeri 530.000 TL olarak hesaplandığı itiraz edilen ilk rapor nedeniyle karşı taraf lehine bir usuli müktesep hak doğmasının hukuken mümkün olmayacağından kararın düzeltilmesini talep etmiştir.

2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu durumun 2942 sayılı Kanun'un 22 nci maddesi kapsamına girmediğini kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, ayrıca ... Belediyesi İmar ve Şehircilik Müdürlüğü'nün 10.10.2013 tarihli ve ve14848 sayılı imar durumu belgesinde daha önce yol olarak Belediyece kamulaştırılan 8 nolu parselin 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında 24,5 mt. genişliğindeki imar yolu dışında (konut alanında) kalan kısmının, 320 40... nolu parsel ile tevhit edilmesi gerektiği belirtilmiş olması nedeniyle 7 nolu parsel taşınmaz malikinin talebi üzerine imar planının uygulamasına ilişkin, ... Belediyesi Encümeninin almış olduğu 19.11.2013 tarihli ve 2978 sayılı kararı ile 7 nolu parsel ile yoldan ihdas edilecek 50.71 m²lik kısmın tevhit işleminin uygun görüldüğü, yapılan imar uygulaması sonucunda 24.03.2014 tarihli ve 70... yevmiye numarası ile Belediyenin hissedarı olduğu 320 40... parsel olarak tescil gördüğü tevhit edilen 320 40... parselin maliklerinden ... ve ... tarafından taşınmaz üzerindeki ortaklığın satış suretiyle giderilmesi talebiyle ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2014/904 Esasına kayden dava açılmış olup söz konusu davada 30.12.2014 tarihli ve 2014/1472 sayılı kararında 10 nolu parselin "Açık Arttırma Sureti ile Satışının Yapılarak" ortaklığın giderilmesine, "İntifalı Payın Satış Bedeli Üzerinden Devamına" ve satıştan paydaşlara tapu kaydındaki payları oranında pay verilmesine hüküm verildiği, arta kalan kısım için dava açılmış ise de bu kısmın arta kalan olarak değerlendirilemeyeceği zararın gerçekleşmediği, bedelin yüksek hesaplandığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırılan dava konusu taşınmaza ilişkin olarak davacının geri alım hakkının kullandırılmaması nedeniyle uğranılan zararın tazminini isteme hakkı bulunup bulunmadığına ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin atfıyla yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Davaya konu taşınmaz hakkında açılan ... 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2011/568 Esas, 2012/638 Karar sayılı dosyasının incelenmesine; eldeki davada davalı ... tarafından davacılara karşı kamulaştırma bedel tespit ve tescil davası açıldığı, yapılan yargılama neticesinde taşınmazın tamamı için işlem yapılmasının hakkaniyet gereği olduğu kabul edilerek taşınmazın tamamının kamulaştırılmasına, yol olarak terkinine ve belirlenen bedelin maliklerine ödenmesine karar verildiği, kararın Yargıtay (Kapatılan) 18.Hukuk Dairesinin 2013/12923 Esas, 2013/18099 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, taşınmazın yoldan arta kalan kısmı olan 50,71 m²lik kısmının ... Belediye Encümeninin 19.11.2013 tarihli ve 86978074\2978 sayılı kararı ile ihdası uygun bulunarak 24.03.2024 tarihinde ihdas sonrası 320 40... parsel ile birleştirildiği ve 320 40... parsel numarası aldığı, taşınmazın paydaşı tarafından Belediyeye karşı açılan ortaklığın giderilmesi davasında, 30.06.2017 tarihinde ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verildiği, belediyenin mülkiyetini iradesi dışında dava ile kaybettiği gözetildiğinde bu satış işleminin iradi kar amacı güden bir satış olmadığının kabulü ile davanın reddine karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2.Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Mahkeme kararının BOZULMASINA, Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/8633, K. 2026/3342, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-8633-e-2026-3342-k-2e471b6c0a55