Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/13982 E. 2026/3269 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/13982
Karar No
2026/3269
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/119 Esas, 2025/3 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Davalı idare vekili tarafından nispi temyiz harcı yatırılmadığından, 11.08.2025 tarihli ek karar ile temyiz harcının tamamlatılmasına ilişkin muhtıranın usulüne uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen temyiz harcının tamamlanmaması sebebiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Ek karar davalı idare vekili tarafından temyiz edilmiştir. Davalı idare vekili temyiz talebinin sadece yargılama giderlerine ilişkin olduğundan maktu harca tabi olduğunu, nispi harcın tamamlanması gerekmediğini ileri sürmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 366 ncı maddesi yollamasıyla 344 üncü maddesine göre, temyiz dilekçesi verilirken, temyiz kanun yoluna başvuru için gerekli harçlar ve tebliğ giderleri de dâhil olmak üzere tüm giderler ödenir. Bunların hiç ödenmediği veya eksik ödenmiş olduğu sonradan anlaşılırsa, kararı veren mahkeme tarafından verilecek bir haftalık kesin süre içinde tamamlanması, aksi hâlde başvurudan vazgeçmiş sayılacağı hususu başvurana yazılı olarak bildirilir. Verilen kesin süre içinde harç ve giderler tamamlanmadığı takdirde, mahkeme başvurunun yapılmamış sayılmasına karar verir. Somut olayda; temyiz eden davalı idare vekiline gönderilen 23.07.2025 tarihli muhtıra içeriğinde nispi harç olarak istenilen miktar gösterilerek dosyaya yatırılması istenilmiştir. Mahkemece çıkarılan muhtıra usulüne uygun olup, hukuki sonuç doğuracak niteliktedir. Muhtıraya rağmen davalı idare vekili nispi harcı yatırmamıştır. Temyiz başvurusunun yapılmamış sayılmasına ilişkin Mahkemece verilen ek karar yukarıda anılan Kanun hükümlerine uygun olduğundan davalı idare vekilinin temyiz isteminin reddine ilişkin kararda isabetsizlik görülmemişitir. Davacılar vekilinin gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekilleri asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; müvekkilinin hissedarı bulunduğu İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 18 33... parsel sayılı taşınmazın imar planında "Belediye Hizmet Alanı" olarak belirlendiğini, taşınmaza davalı tarafından kamulaştırma yapılmadan ve bedel ödenmeden el atıldığını belirterek uğranılan zararın tazminini talep etmişlerdir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 16.12.2014 tarihli ve 2012/93 Esas, 2014/462 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 16.12.2014 tarihli ve 2012/93 Esas, 2014/462 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; arsa niteliğindeki dava konusu ... ilçesi, ... Mahallesi 18 33... parsel sayılı taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak Şubat ve Nisan 2012 itibarıyla 644,00 TL/m² ve 647,00 TL/m² değer biçilmesi yöntem itibarıyla doğru olduğu ancak dava konusu taşınmaza yakın konumda bulunan 18 33... parsel sayılı taşınmaz için İzmir 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/59 Esas, 2011/575 Karar sayılı dosyasında 09.02.2010 değerlendirme tarihi itibarıyla 619,00 TL/m² değer biçildiği ve bu değerin Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, mahkemece güçlü delil dosyasındaki bu değerden ayrılma hususunda rapor alınmış ise de tespit edilen bedel değerlendirildiğinde aradan geçen süre de dikkate alındığında raporun inandırıcı olmadığı anlaşıldığından yeniden rapor alınarak ve dava konusu taşınmazın tapu kaydında mevcut haciz şerhinin tespit edilen bedele yansıtılması gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığı gibi; 04.11.1983 tarihinden sonraki döneme ilişkin el atmalarda nispi harç ve nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 23.05.2019 tarihli ve 2018/396 Esas, 2019/317 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 23.05.2019 tarihli ve 2018/396 Esas, 2019/317 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Mahkemece her ne kadar mahkemece bozma kararına uyulmuş ise de bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği, şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazın değerinin tespitinde emsal olarak incelenen taşınmazın yüzölçümü itibarıyla dava konusu taşınmaza göre çok küçük olması nedeniyle, bu emsali hükme esas alan rapor inandırıcı ve hüküm kurmaya elverişli olmadığından kararın bozulmasına karar verilmiştir.

D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; uzun yıllardır yargılama devam ettiğinden adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunacağını, enflasyon nedeniyle davacıların zararının daha da arttığını, yasal faiz uygulanmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, tapu maliki davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Mahkeme kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı fazla yatırılan temyiz harçlarının istek halinde davalı idareye iadesine, davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/13982, K. 2026/3269, T. 25.02.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-13982-e-2026-3269-k-75b5bb6c07c4