Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/9002 E. 2026/3264 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/9002
- Karar No
- 2026/3264
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/130 Esas, 2025/56 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 87 66... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın gerçek bedelinin tespit edilmesini talep etmiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 17.09.2013 tarihli ve 2011/411 Esas, 2013/359 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 17.09.2013 tarihli ve 2011/411 Esas, 2013/359 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda bu yönteme uyulmadan soyut ifadelerle değer biçildiği, bu durumda taraflara, dava konusu taşınmaza yakın bölgelerden ve yakın zaman içinde satışı yapılan benzer yüzölçümlü satışları bildirmeleri için imkan tanınması, lüzumu halinde re'sen emsal celbi yoluna gidilmesi ve bu emsallere göre değer biçilmesi için yeniden oluşturulacak bilirkişi kuruluyla keşif yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, dava konusu taşınmaz üzerindeki kaloriferli binanın 3/B sınıfı yapılardan olduğu gözetilerek, bu niteliğine göre değer biçilmesi gerekirken, binayı 3/A niteliğinde kabul edip kalorifer farkı ilave eden rapora göre hüküm kurulması kamulaştırma bedeline dava tarihinden 4 ay sonrasından karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz yürütülmesi gerekirken, faizin hangi tarihe kadar yürütüleceğinin açıkça belirtilmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 22.12.2016 tarihli ve 2015/91 Esas, 2016/407 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin 22.12.2016 tarihli ve 2015/91 Esas, 2016/407 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2.Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu taşınmazdan farklı ilçelerdeki 19 46... ve 19 47... parsel sayılı taşınmazlar ile ... İlçesindeki farklı mahallede ... Mahallesinde 84 86... parsel sayılı taşınmaz emsal olarak alınmış olup, 19 46... parsel ve 19 47... parsel sayılı taşınmazların resen belirlenen vergi değerleri değerlendirme tarihi itibarıyla 1.163,00 TL/m² dava konusu taşınmazın 103,85TL/m² olduğu ve değer oranının 11,11 olmasına rağmen 19 46... parselin dava konusu taşınmazdan yerinde olmayan gerekçelerle 3,2 kat 19 47... parselin ise 5,47 kat değerli kabul edilerek fazla bedel tespit edilmesi doğru olmadığı gibi, 84 86... parsel anonim şirkete satış olduğundan arsa bu emsallere göre değer biçen rapor hüküm kurmaya elverişli ve inandırıcı görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarihi ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, yapı bedelinin yüksek belirlendiğini, yapı bedelinin bozma konusu yapılmadığı hâlde, fazla bedele hükmedildiğini, faizin de hatalı uygulandığını ileri sürmüştür.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bozma ilamına uygun hesaplama yapılmadığını, emsal incelemesinin eksik yapıldığını, emsalin doğru seçilmediğini farklı mahalleden emsal seçildiğini, belirlenen bedelin çok düşük olduğunu ileri sürmüştür.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakta olup, davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde değildir.
4. Bozma kararına uyulduğu hâlde, kamulaştırma bedeline 04.03.2012 tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için yasal faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi doğru görülmemiştir.
5. Son bozma öncesi hüküm altına alınan yapı bedeli 128.735,25 TL olup, bu hususta bozma yapılmadığı hâlde, davacı idarenin usuli kazanılmış hakkı gözetilmeden yapı bedelinin fazla belirlenmesi bozmayı gerektirir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi uyarınca 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin 7 nci bendi gereğince kararın düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının;
a) (1) numaralı bendinin ikinci paragrafında yer alan “914.890,00” sayısının çıkartılması, yerine “870.735,25” sayısının yazılmasına,
b) (3) numaralı bendinin hükümden çıkarılması, yerine “Davacı idare tarafından fazla bloke edildiği anlaşılan 44.154,75 TL'nin, davalılar tarafından bankadan çekilmişse, çekilme tarihine kadar işlemiş neması ile birlikte davalılardan hisseleri oranında alınarak davacı idareye verilmesine, çekilmemişse davacı idareye iadesine” cümlesinin yazılması,
c) (5) numaralı bendinin birinci, ikinci ve üçüncü paragraflarının hükümden çıkarılması, yerine '' Tespit edilen kamulaştırma bedelinin 659.210,00 TL'lik kısmına dava tarihinden dört ay sonrası olan 04.03.2012 tarihinden ilk karar tarihi olan 17.09.2013 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine, fark bedel 211.525,25 TL bedele ise 04.03.2012 tarihinden ikinci karar tarihi olan 22.12.2016 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine,'' cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.