Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/795 E. 2025/11590 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/795
- Karar No
- 2025/11590
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/408 Esas, 2024/2010 Karar KARAR : Esastan ret/ Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Hınıs Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/110 Esas, 2021/3 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi ... ada 8 parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tamamının mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, gerçekte olmayan .... ismindeki şahsa taşınmazın 1/5'inin yazıldığını; ancak ... isimli bir şahsın gerçekte olmadığını, taşınmaz üzerine müvekkili tarafından akaryakıt istasyonu ve müştemilatının inşaa edildiğini ve bu yapıya hiçbir kimsenin katkısının bulunmadığını, taşınmazın ... İlçesi Belediye sınırları ve imar planı içerisinde arsa vasfında olduğunu, arsaya verilen metrekare birim fiyatının emsal taşınmaz rayiç değerlerinin çok altında olduğunu, teklif edilen kanopi ve diğer müştemilat bedelinin de oldukça düşük olduğunu, gerekli tahkikat sonucunda taşınmaz değerinin belirlenmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporuna karşı yapmış oldukları itirazların değerlendirilmeden reddedildiğini ve hükme esas alınabilecek mahiyette olmayan bilirkişi raporuna göre hüküm tesis edildiğini, taşınmaz üzerinde bulunan taşınabilir alet ve ekipmanların sadece taşıma bedellerinin hesaplanması gerekirken yaklaşık maliyet hesabı yapıldığını, dava konusu taşınmazın arsa olarak nitelendirilmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu parselin arsa bedeli, yapı bedeli, kanopi bedeli, ihat duvarı bedeli, elektrik aksamına ve otomasyon sistemine ilişkin bedel, akaryakıt istasyonu ekipman bedelleri hesap edilirken, davacı kurum lehine değerlendirme yapıldığını ve müvekkil aleyhine bedel takdir edildiğini, piyasa rayiç değerleri aşağısında kalan bedele itibar edilerek karar verilmesinin doğru olmadığını, takdir edilen bedel ile akaryakıt istasyonunu inşa etmek, sahasının dolgusunun dahi yapmanın mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 3. Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı kayyım lehine vekâlet ücreti takdir edilmediğini, kamulaştırma davalarında bedel ne olursa olsun kendisini vekille temsil ettiren davalı kayyım lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yasal zorunluluk olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinin doğru olduğu, taşınmaz üzerindeki yapılara da aynı Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca Yapı Yaklaşık Birim Maliyetleri Hakkında Tebliğe göre resmi birim fiyatları esas alınıp yapı sınıfı ve yaşı belirlenip yıpranma payı düşülülerek değer tespit edilmek suretiyle kamulaştırma bedeline hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği; ancak tapu kaydında malik olarak bulunan ve kendisine kayyım tayin edilen ... için belirlenen bedelin kayyıma ödenmesi yönünde hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesi, davanın aynı hukuki sebepten doğduğu gözetilerek kendilerini vekil ile temsil ettiren davalılar yararına tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde kendisini vekil ile temsil ettiren davalılardan biri lehine vekâlet ücreti takdir edilip kendisini kayyım ve vekil ile temsil ettiren diğer davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi, doğru görülmemiş, ayrıca, 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli ve 6459 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrasının "Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faiz işletilir” hükmünün iptaline dair 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile Anayasa'nın "Kamulaştırma" başlıklı 46/1 inci fıkrasında; kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığının peşin ödenmesi ve son fıkrasında ise herhangi bir şekilde ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz uygulanması gerektiği, hükümleri uyarınca tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faize hükmedilmesi hususunun gözetilmesi gerektiği belirtilerek İlk Derece Mahkemesi kararı ortadan kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak bilimsel yolla değerinin tespit edilmesi yerindedir. 3. Buna karşın, kamulaştırılan alanda bulunan benzin istasyonunda bulunan söküp taşınabilir olan teçhizatın sökülüp-takılma (montaj-demontaj) bedellerinin hesaplanması gerektiği düşünülmeksizin tamamının bedeline hükmedilmesi hatalıdır. 4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması doğru görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.