Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/6296 E. 2026/308 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/6296
- Karar No
- 2026/308
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/231 Esas, 2025/48 Karar KARAR : Kısmen kabul
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ile ecrimisil istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda;
Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Ecrimisil bedeli olarak hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla, ecrimisil yönünden taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Taraf vekillerinin kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat bedeli yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ..., ... köyü 1878 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 6.907, 92... yüzölçümlü 2400 parsel sayılı taşınmaza (yeni 1 35... parsel) davalı idare tarafından 1968 yılında kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığını ileri sürerek belirlenecek tazminatın ve ecrimisilin taşınmaza fiilen el koyma tarihinden itibaren kamu alacakları için uygulanan en yüksek oranda faiziyle birlikte davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın usulüne uygun olarak 1969 yılında davalı idare tarafından kamulaştırıldığını, kamulaştırma evraklarının taşınmaz maliklerine noter aracılığıyla tebliğ edildiğini, söz konusu kamulaştırma işlemi kesinleşmiş olmasına rağmen tapuda ferağ vermekten kaçınıldığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını, reddi gerektiğini, dava dilekçesinde talep edilen faiz oranının çok yüksek olduğunu, taşınmazın el atma tarihindeki niteliği gözetilerek değerinin tespit edilmesi gerektiğini savunarak taşınmazın davalı idare adına tescilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 29.09.2020 tarihli ve 2019/149 Esas, 2020/241 Karar sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulü ile taşınmaz ve ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 01.12.2023 tarihli ve 2021/638 Esas, 2023/1205 Karar sayılı kararıyla; dava konusu davacıya ait 1878 sayılı kök parselden ifrazen oluşan 6.907,92 m² yüzölçümlü 2400 sayılı parsele davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmaksızın fiilen el atıldığı, davacının 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Geçici 6 ncı maddesindeki düzenlemeye göre taşınmazın tazminat ve ecrimisil bedelini istemeye hakkı olduğu, dava konusu taşınmazın el atma tarihinde sulu tarım arazisi vasfında olduğunun tespiti ile 2017 yılı İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü verileri esas alınarak net gelir metoduna göre yapılan değer tespitinin yerinde olduğu, % 4 oranında uygulanan kapitalizasyon faiz oranı ile % 50 oranında uygulanan objektif değer artış oranının uygun bulunduğu, İlk Derece Mahkemesi kararında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; el atma tarihinde tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesinin yerinde olduğu; ancak Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü Parsel Sorgu Uygulaması ve UYAP sisteminde bulunan Tapu ve Kadastro Bilgi Sistemi (TAKBİS) kayıtları üzerinden edinilen bilgiye göre, dava konusu 1878 parsel sayılı taşınmazdan ifrazen oluşan 2400 parsel sayılı taşınmazın 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 22 nci maddesinin (a) fıkrası uyarınca yapılan kadastro yenileme çalışmaları sonucunda 13.06.2019 tarihinde pasife alınıp 1 35... parsel numarası ile tapuya tescil edildiği, yüzölçümünün 6.917,27 m²ye yükseldiğinin anlaşıldığı, bu durumda, mahallinde teknik bilirkişi eşliğinde yapılacak keşif ile kamulaştırma krokisi uygulanmak suretiyle yeni oluşan parselde el atmaya konu alan tespit edilip, tazminat bedelinin yeniden hesaplanması için ek rapor alınarak sonucuna uygun, taşınmazın yenileme sonrası oluşan yeni ada ve parsel numarası üzerinden hüküm tesis edilmesi gerektiğinin düşünülmemiş olmasının doğru görülmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kısmen kabulü ile taşınmaz ve ecrimisil bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareden alınarak davacıya verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın davacı adına olan tapu kaydının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, taşınmaza değer biçilirken kapitalizasyon faiz oranın % 3 alınması, daha yüksek oranda objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ü oranında alınması gerektiğini, dava konusu taşınmaza dair kamulaştırma işleminin tamamlandığından söz edilemeyeceğini, her bir dönem için belirlenen ecrimisil bedeline dönem sonundan itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faiz uygulanmasının doğru olmadığını, dava konusu taşınmazın arsa vasfında olduğunu, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki faize ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, bu nedenle kamu alacakları için öngörülen en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca enflasyon nedeniyle oluşan zararın da giderilmesi gerektiğini, taşınmazın gerçek karşılığının hüküm altına alınması gerektiğini, davacının adil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken ürün verim miktarının yüksek, üretim masraflarının ise düşük alındığını, münavebeye esas alınan ürünlerin o yörede mutad olarak ekilen ürünlerden olmadığını, taşınmazın arta kalan kısmında değer artışı meydana geldiğini, bu hususun hesaplama yapılırken gözetilmesi gerektiğini, taşınmazın motopomp sistemi ile sulandığı dikkate alınarak yakıt giderinin hesaplamaya dahil edilmesi gerektiğini, uygulanan kapitalizasyon faiz oranının hatalı olduğunu, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesi hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Taraf Vekillerinin Ecrimisil Bedeline İlişkin Temyizi Yönünden; Taraf vekillerinin temyiz dilekçelerinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Taraf Vekillerinin Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Tazminat Bedeline İlişkin Temyizi Yönünden; Taraf vekillerinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.