Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5893 E. 2025/14085 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5893
- Karar No
- 2025/14085
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/103 Esas , 2020/157 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescili davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı bir kısım davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Mersin ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 79 parsel (yeni 3 08... parsel), 80 parsel (yeni 3 09... parsel) ile 109 parsel (yeni 3 12... parsel) sayılı taşınmazlarda kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ve bu hakkın davacı idare adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Davalılar ... vd. cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların arsa vasfında olduğunu savunarak taşınmazların gerçek değerinin belirlenmesi suretiyle kamulaştırma bedelinin tespitini istemiştir.
2. Diğer davalılar, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. MAHKEME KARARI : Mahkemenin 11.04.2014 tarihli ve 2013/242 Esas, 2014/193 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 11.04.2014 tarihli ve 2013/242 Esas, 2014/193 Karar sayılı kararına karşı davacı idare vekili ile bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; dosyaya celp edilen belediye cevabi yazısında, dava konusu taşınmazların değerlendirme tarihi itibarıyla belediye sınırı içinde olduğu, belediye hizmetlerinden yararlandığı, meskun mahale 700 metre uzaklıkta olduğu belirtilmiş olup parsel sorgu uygulamasında yapılan inceleme de dikkate alındığında taşınmazların niteliği konusunda tereddüte düşüldüğü, bu itibarla, öncelikle dava konusu taşınmazların arsa mı arazi mi olduğunun belirlenmesi için değerlendirme tarihi olan 12.04.2013 tarihi itibarıyla belediye veya mücavir alan sınırları dahilinde bulunup bulunmadığı, belediye hizmetlerinden yararlanıp yararlanmadığı ve etrafının meskun olup olmadığı hususları ilgili belediye başkanlığından sorulup, alınacak yazı cevabına göre taşınmazların vasfı belirlendikten sonra, oluşturulacak bilirkişi kurulu eşliğinde mahallinde keşif yapılarak alınacak raporun sonucuna göre değer tespiti gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile yazılı şekilde değer biçen rapora göre hüküm kurulmasının doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespiti ile bu hakkın davacı idare adına tesciline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde bir kısım davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalılar ... vd. vekili temyiz dilekçesinde özetle; fark kamulaştırma bedeli olarak tespit edilen 196.994,48 TL'nin üçer aylık vadeli hesapta nemalandırmasının hukuka aykırı olduğunu, işbu bedelin hala davalı tarafa ödenmediği dikkate alınıp ödeneceği tarihe kadar kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz işletilerek işlemiş nemalarıyla birlikte davalılara derhal ödenmesi gerektiğini, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ile Anayasa Mahkemesi kararları göz önüne alındığında, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını, aynı zamanda hükmün 5 inci maddesinin infaza elverişli olmadığını, tespit edilen kamulaştırma bedelinin düşük olduğunu, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, dava konusu taşınmazların bulunduğu bölgede uygulanan düzenleme ortaklık payı kesinti oranı araştırılmadan doğrudan % 40 oranında kesinti yapılmasının hatalı olduğunu, değer düşüklüğü oranının daha yüksek olduğunu, yüksek enflasyon karşısında tespit edilen kamulaştırma bedelinin değer kaybettiğini, davalıların adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki faize ilişkin düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini, bu durumda Anayasa'nın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca tespit edilen kamulaştırma bedeline kamu alacakları için öngörülen en yüksek oranda faiz uygulanması gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazların karar tarihine en yakın tarih itibarıyla değerinin belirlenmesi suretiyle kamulaştırma bedelinin tespit edilmesi gerektiğini, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğini, bu nedenle manevi tazminata da hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırma konusu irtifak hakkı bedelinin tespitine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazların zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki meyve ağaçlarına ise kaim değer metoduna göre değer biçilmesi ve yine aynı Kanun'un 11 inci maddesinin son fıkrası uyarınca taşınmaz malın niteliği, tamamının yüzölçümü, geometrik durumu ve enerji nakil hattı güzergâhı dikkate alınarak değer düşüklüğü oranı belirlenmek suretiyle irtifak hakkı karşılığının tespit edilmesi yerindedir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz işletilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla davalılar ... vd. vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. Anayasa Mahkemesinin 27.11.2020 tarihli ve 31317 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 16.07.2020 tarihli ve 2018/104 Esas, 2020/39 Karar sayılı kararı ile 7139 sayılı Kanun'la Değişik 2942 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin 8 inci fıkrasının dördüncü cümlesinin; “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit edilen bedelden az olması durumunda hâkim tarafından tespit edilen bedel, fazla olması durumunda idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedel, peşin ve nakit olarak hak sahibi adına, kalanı ise bedele ilişkin kararın kesinleşmesine kadar üçer aylık vadeli hesapta nemalandırılmak ve kesinleşen karara göre hak sahibine verilmek üzere” bölümü ile yedinci cümlesinde yer alan “idarenin kıymet takdir komisyonunca tespit ettiği bedelden fazla olması halinde fazla olan tutarın bloke edildiğine” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğu ve iptal edildiği nazara alınarak bozma kararı sonrası artan fark kamulaştırma bedeline dava tarihinden 4 ay sonrasından başlayarak Dairemiz karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi ve bozma kararı sonrası oluşan fark bedelin derhâl ödenmesi gerektiğinin gözetilmemesi hatalıdır.
6. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... numaralı başvuru sonucu verilen 23.10.2018 tarihli kararı ve Anayasa Mahkemesinin 2016/9364 başvuru numaralı, 01.06.2019 tarihli ve 30791 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararı göz önüne alındığında, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olup bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca Mahkeme kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalılar ... vd. vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalılar ... vd. vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Mahkeme kararının hüküm fıkrasının;
a) (3) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine "Tespit olunan 318.576,68 TL toplam kamulaştırma bedelinden acele el koyma bedelinin mahsubu suretiyle tespit ve depo edilen 273.284,99 TL fark kamulaştırma bedelinin, bozma kararı öncesi tespit edilen 76.290,51 TL'sine davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 13.08.2013 tarihinden ilk karar tarihi olan 11.04.2014 tarihine kadar, bozma kararı sonrası tespit edilen 196.994,48 TL'sine ise 13.08.2013 tarihinden Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin karar tarihi olan 04.11.2025 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faizi ve tüm nemalarıyla birlikte davalılara tapudaki payları oranında derhal ödenmesine, ödeme yapılırken taşınmazın tapu kaydında haciz, ipotek, şerh vb. takyidat bulunması halinde takyidatların bedele yansıtılmasına, bu hususta ilgili bankaya müzekkere yazılmasına, " cümlesinin yazılması,
b) (5) numaralı bendinin hükümden tamamen çıkarılması,
c) (6) numaralı bendinde bulunan " Davacı yararına kazanılmış hak olması nedeniyle bozmadan önce taktir edilen 1.500,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine," cümlesinin hükümden tamamen çıkarılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Davalılar ... vd. dan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde ilgilisine iadesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.