Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4675 E. 2025/14084 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4675
- Karar No
- 2025/14084
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/337 Esas, 2024/70 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki çekişmeli taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; davacı müflis şirket adına tapuda kayıtlı bulunan İzmir ili, ..., ... 3492 parsel sayılı plaj vasıflı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle tapu iptal ve tescil istemiyle açılan dava sonucunda, Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.03.2007 tarihli ve 2006/153 Esas, 2006/330 Karar sayılı kararıyla tapu kaydının iptal edilerek terkin edildiğini, mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, iflas masasının zarara uğradığını ileri sürerek taşınmazın bedelinin davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını savunarak reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.06.2015 tarihli ve 2012/741 Esas, 2015/198 Karar sayılı kararıyla; dava konusu taşınmazın tapusunun iptal edildiği tarih olan 13.03.2007 tarihi itibarıyla değerinin 2.952.470,00 TL olarak belirlendiği, işbu bedel tutarında davacının zararının oluştuğu, davanın ıslah edilmediği gözetilip taleple bağlı kalınarak 100.000,00 TL tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin 25.06.2015 tarihli ve 2012/741 Esas, 2015/198 Karar sayılı kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; müflise ait tapu kaydının taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle iptal edildiği, tapu sicilinin hatalı tutulmasından 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğu ve davacının zararının tazmini gerektiği, değerlendirme tarihi olarak taşınmazın tapu kaydının iptaline ilişkin mahkeme kararının kesinleşme tarihinin esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak taşınmazın niteliğinin ve değerinin yöntemine uygun şekilde belirlenmediği, hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetlenemediği, taşınmazın öncelikle niteliği tespit edilip denetime elverişli olacak şekilde yeniden alınacak raporun sonucuna uygun hüküm kurulması gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin 19.01.2023 tarihli ve 2019/99 Esas, 2023/49 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve 7.750.000,00 TL tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 19.01.2023 tarihli ve 2019/99 Esas, 2023/49 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; tapu kaydı mahkeme kararı ile iptal edilen arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, taşınmazın kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle tapu kaydının iptaline ilişkin kararın taraflarca temyiz edilmeyerek 13.03.2007 tarihinde kesinleştiği, eldeki asıl davanın 18.12.2012 tarihinde, birleştirilen davanın ise 17.11.2016 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı, asıl ve birleştirilen davada talep edilen toplam tazminat miktarının 4.444.790,00 TL olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı vekili tarafından 16.11.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile talebin 3.305.210,00 TL artırılarak toplam 7.750.000,00 TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmesinin istenildiği, ancak, 4.444.790,00 TL'yi aşan talep, eş söyleyişle ıslahla artırılan miktar yönünden tapu iptal kararın kesinleşme tarihi olan 13.03.2007 tarihinden ıslah tarihi olan 16.11.2022 tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gözetilerek karar verilmesi gerektiği, asıl ve birleştirilen dava yönünden ayrı ayrı hüküm kurulması gerektiğinin düşünülmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; asıl davanın kabulüne ve 100.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya verilmesine; birleştirilen davanın kabulüne ve 4.344.790,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın tümden kabulü gerektiğini, ıslah edilen kısmın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğini, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının taşınmazı ediniminde iyiniyetli olmadığını, tazminat talebinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, dava konusu taşınmazın arazi vasfında değerlendirilmesi gerektiğini, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleştirilen davada 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR Açıklanan sebeple; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.