Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3132 E. 2025/14090 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/3132
- Karar No
- 2025/14090
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/419 Esas, 2024/1300 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Borçka Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/183 Esas, 2023/233 Karar
Taraflar arasındaki taşınmazın mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisi istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisi vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu Artvin ili, ... ilçesi, ... köyü 2 11... parsel sayılı taşınmazın 6.264,59 m²lik kısmının orman alanında kaldığından bahisle tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, Borçka Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/146 Esas, 2019/517 Karar sayılı kararı ile tapusu iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, işbu kararın 22.02.2022 tarihinde kesinleştiğini, davacının uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin tapu iptal kararının kesinleştiği 22.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve belirlenen tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın gerçek değerinin çok altında tazminata hükmedildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, net gelir metoduna göre hesaplama yapılırken üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağının gözetilmesi gerektiğini, daha yüksek oranda objektif değer artışı uygulanması gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine temsilcisi istinaf dilekçesinde özetle; davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını, kabul anlamına gelmemekle birlikte belirlenen tazminat bedelinin çok yüksek olduğunu, davacının yolsuz tescile dayalı kazanımının korunamayacağını, faize hükmedilemeyeceğini, davacı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi hukuka aykırı olduğu gibi hüküm altına alınan vekâlet ücretinin de olması gerekenden fazla olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın 8.159,79 metrekare yüzölçümü ve "fındık bahçesi" vasfıyla senetsizden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacı adına tespit gördüğü, kadastro tespitinin 17.01.2012 tarihinde kesinleşmesi üzerine taşınmazın tapuya tescil edildiği, ... Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda, Borçka Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.05.2019 tarihli ve 2019/146 Esas, 2019/517 Karar sayılı kararı ile taşınmazın raporda "A" harfi ile gösterilen kısmının tapusunun iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği ve söz konusu kararın 22.02.2022 tarihinde kesinleştiği, uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan eldeki davada, kapama fındık bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metoduna göre değer biçilmesinde, kapitalizasyon faiz oranının % 4 alınmasında, taşınmazın özelliklerine göre % 20 oranında objektif değer artışı uygulanmasında hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı Hazine temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; davanın reddi gerektiğini, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını, hüküm altına alınan tazminat bedelinin çok yüksek olduğunu, davacının yolsuz tescile dayalı kazanımının korunamayacağını, faize hükmedilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın 17.01.2012 kesinleşme tarihli kadastro tespitine istinaden kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak senetsizden davacı adına tespit ve tescil edildiği, akabinde taşınmazın davaya konu edilen kısmının orman alanında kaldığından bahisle ... Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda, Borçka Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/146 Esas, 2019/517 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 22.02.2022 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 23.06.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır.
6. Kapama fındık bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekili ve davalı Hazine temsilcilerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.