Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3265 E. 2025/14082 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3265
Karar No
2025/14082
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/734 Esas, 2024/2765 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Yalova 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/1541 Esas, 2023/1361 Karar

Taraflar arasındaki taşınmazın mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz, davacı vekili tarafından katılma yoluyla temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl ve birleştirilen davada davacı vekili dava dilekçelerinde özetle; davacının maliki olduğu Yalova ili, ..., ... köyü 1 47... parsel sayılı taşınmazın 7.948,89 m²lik kısmının orman alanında kaldığından bahisle tapu iptali ve tescil istemiyle açılan davada, Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/26 Esas, 2019/13 Karar sayılı kararı ile tapusu iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, işbu kararın 18.03.2019 tarihinde kesinleştiğini, davacının mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, hukuken geçerli olmayan tapuya dayanılarak tazminat talep edilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davanın kabulüne ve belirlenen tazminat bedelinin 18.03.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun yetersiz olup denetlenemediğini, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, münavebeye esas alınan ürünlerin doğru olmadığını, buğday ürünü münavebeye esas alınmasına rağmen saman geliri hesaplamaya dahil edilmeyerek eksik bedele hükmedildiğini, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden fazla olamayacağını, verim miktarının düşük alındığını, daha yüksek oranda objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, uygulanan kapitalizasyon faiz oranının % 4 olarak uygulanması gerektiğini, hüküm altına alınan tazminat bedelinin düşük olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; orman vasfında olan dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını, yolsuz tescile dayanılarak tazminat talep edilemeyeceğini, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, net gelir metoduna göre yapılan hesaplamanın hatalı olduğunu, münavebeye esas alınan ürünlerin doğru olmadığını, uygulanan kapitalizasyon faiz oranının hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağını, objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olmadığını, ek davanın reddi gerektiğini, faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, temerrüde düşürülmeden faiz talep edilemeyeceğini, keşif harcının ilavesiyle tüm yargılama giderlerinin davalı Hazineye yükletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dava konusu taşınmazın bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen 7.948, 89... lik kısmının tapu kaydının iptaline ve orman niteliği ile Hazine adına tesciline karar verildiği, söz konusu kararın 2019 yılında kesinleştiği, kararın kesinleşmesiyle birlikte davacının zararının oluştuğu, eldeki asıl ve birleştirilen davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan Devlet kusursuz sorumlu olup Hazineye husumet yöneltilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metoduna göre değer biçilmesinin yerinde olduğu, taşınmazın niteliği ve konumuna göre uygulanan kapitalizasyon faizi ile objektif değer artış oranlarının uygun olduğu, bilirkişi heyeti raporunda belirtilen münavebe ürünleri ve verilerinin bölgenin münavebe yapısı ve resmi tarım verileri ile uyumlu olduğu, değerlendirme tapu iptali ve tescil kararının kesinleşme tarihi itibarıyla yapıldığından, tazminatın tamamı için kesinleşme tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz, davacı vekili katılma yoluyla temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın asıl ve birleştirilen dava yönünden bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, orman niteliğindeki dava konusu taşınmazın özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, yolsuz tescile dayanılarak tazminat talep edilemeyeceğini, tapudaki şerhe rağmen iyiniyet iddiasında bulunulamayacağını, davanın zamanaşımına uğradığını, bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını, objektif değer artışı uygulanmasının yerinde olmadığını, talebin ıslahla artırılması mümkün olmadığı gibi ıslahla artırılan kısım için tapu iptal tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin doğru olmadığını, karar tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, açılan ek davanın da reddi gerektiğini, davalı Hazine aleyhine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın asıl ve birleştirilen dava yönünden bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazın 13.05.1968 tarihinde yapılan tapulama çalışması ile tarla vasfıyla davacı adına tespit ve tescil edildiği, taşınmazın bir kısmının orman alanında kaldığına yönelik tapu kaydının beyanlar hanesine 02.08.20 12... .04.2013 tarihlerinde bu yönde şerh konulduğu, akabinde taşınmazın davaya konu edilen kısmının orman alanında kaldığından bahisle ... Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda, Yalova 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/26 Esas, 2019/13 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz incelemesinden geçerek 18.03.2019 tarihinde kesinleştiği, eldeki asıl davanın 18.03.2020 tarihinde, birleştirilen davanın ise 05.12.2022 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır.

6. Kuru tarım arazisi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsili ile değerlendirme tarihi tapu iptal ve tescil davasının kesinleşme tarihi olduğundan 18.03.2019 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3265, K. 2025/14082, T. 04.11.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-3265-e-2025-14082-k-7f281602a5dd