Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5106 E. 2025/14076 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5106
- Karar No
- 2025/14076
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1863 Esas, 2025/696 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Samsun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/498 Esas, 2023/654 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini, üzerindeki muhdesatların davacı idareye aidiyeti istemine ilişkin asıl dava ile kamulaştırma işlemine konu kıymet takdir raporundaki maddi hataların düzeltilmesi istemine ilişkin birleştirilen davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA 1. Davacı idare vekili asıl davada dava dilekçesinde özetle; Samsun ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 5 52... parsel sayılı taşınmazın 14, 07... lik kısmının kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkini ile taşınmazın üzerindeki davalılara ait yapının davacı idareye aidiyetine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalılar vekili birleştirilen davada dava dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza dair kıymet takdir raporunda maddi hataların mevcut olduğunu, yapı alanının, resmi birim fiyatının ve yıpranma payının hatalı belirlendiğini, taşınmazın yolda kalan kısmının eksik gösterildiğini ileri sürerek söz konusu maddi hataların düzeltilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı idarece teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu savunarak taşınmazın gerçek değerinin tespitini istemiştir.
2. Birleştirilen davada davalı idare vekili, usulüne uygun tebligata rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile tespit olunan kamulaştırma bedeline davanın dört ay içinde sonuçlandırılmadığı gözetilerek bu sürenin bitiş tarihi olan 20.10.2022 tarihinden karar tarihi olan 12.09.2023 tarihine kadar yasal faiz işletilerek işlemiş faiziyle birlikte davalılara tapudaki payları oranında derhal ödenmesine, dava konusu taşınmaz üzerindeki davalılara ait olan bodrum kat + zemin kat + 2 normal kattan oluşan muhdesatın (yapının) davacı idareye aidiyetine; birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok yüksek olduğunu, daha yüksek oranda yıpranma payı kesintisi yapılması gerektiğini, eksik imalat kesintisi yapılmamasının hatalı olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Asıl davada davalılar - birleştirilen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel ve teknik verilere dayanmadığı gibi denetime de elverişli olmadığını, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, rapora karşı itirazlarının karşılanmadığını, taşınmazda değer artışına neden olacak iyileştirme ve imalatların hesaplama yapılırken gözetilmediğini, dosyaya sunmuş olduğu emsal taşınmaz satışlarının değerlendirmede dikkate alınmadığını, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok düşük olduğunu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı dikkate alınarak tespit edilen kamulaştırma bedeline dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerektiğini, taşınmazın üzerindeki binanın 25 yaşında olduğunu, bu durumda % 25 oranında yıpranma payı kesintisi yapılması gerektiğini, yapının resmi birim fiyatının da hatalı belirlendiğini, binanın toplam alanının 477,80 m² olmasına rağmen 405,00 m² olarak eksik hesaplandığını, eksik imalat oranının yüksek belirlendiğini, birleştirilen davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde, taşınmazın üzerinde bulunan binanın 3. sınıf (A) grubu yapı olarak nitelendirilmesinde, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu’nun 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca, ana gayrimenkulün arsası ile birlikte kamulaştırılması halinde her bağımsız bölümün kamulaştırma bedelinin bağlantılı bulunduğu arsa payı ile eklentileri de göz önünde tutularak ayrı ayrı takdir olunacağı hükmüne uygun olarak zemin ve yapı bedelinin belirlenmesinde, birleştirilen davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri 1. Asıl davada davacı- birleştirilen davada davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olup hükme esas alınamayacağını, tespit edilen kamulaştırma bedelinin çok yüksek olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
2. Asıl davada davalılar- birleştirilen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti, birleştirilen davada kamulaştırma işlemine konu kıymet takdir raporundaki maddi hataların düzeltilmesi istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak; üzerindeki yapıya ise aynı Kanun'un 11 inci maddesinin (h) bendi uyarınca resmi birim fiyatları esas alınıp yıpranma payı düşülerek bir isabetsizlik görülmemiştir.
3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında, tespit edilen kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesi yerindedir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Taraflardan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 04.11.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.