Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/5448 E. 2026/433 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/5448
- Karar No
- 2026/433
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1625 Esas, 2025/1257 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 11. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/676 Esas, 2024/115 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi gereğince, miktar veya değeri her paydaş için 544.000,00 TL'yi geçmeyen davalara ilişkin olarak Bölge Adliye Mahkemesi kararları kesin olup, bu kararlar aleyhine temyiz yoluna başvurulamaz.
Davacılar ..., ...,.......... ve ... lehine hükmedilen tazminat bedeli Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibarıyla kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL’nin altında kaldığından adı geçen davacılar yönünden davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar itibarıyla reddine karar vermek gerekmiştir.
Davalı idare vekilinin davacılar ..., ... ve ... yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu .........ili, ..., ... Mahallesi 163 80... parsel sayılı taşınmaza davalı idarece fiili el atma olgusu gerçekleşecek şekilde kamulaştırmasız el atıldığından bahisle taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın yerinde olmadığını, müvekkili kurumun herhangi bir sorumluluğunun ve hukuka aykırılığının bulunmadığını, taşınmaza kamulaştırmasız el atma unsurları gerçekleşmediğinden haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olarak açılan iş bu davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacılara verilmesine, bedeline hükmedilen taşınmazın tapusunun iptali ve Hazine adına tesciline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3194 sayılı İmar Kanunu'nun 18 inci maddesi uyarınca yapılan düzenlemeler sonucu kamuya tahsis edilen alanlar için dava açılamayacağını, taşınmaz imar planında okul alanında kaldığından ilçe Belediyesinin sorumlu olduğunu, fiilen el atmanın olmadığını, bu nedenle idari yargının görevli olduğunu, Arsa ve Arazi Düzenlemesi Hakkında Kanunda yapılan düzenlemelerin dikkate alınmadığını, maliklere müstakil imar hakkı verildiğini, kısıtlılık durumunun söz konusu olmadığını ve davanın reddi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın öncesinde 1991 onay tarihli 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “anaokulu+ilkokul+çocuk bahçesi” olarak ayrıldığı ve ... nolu parselasyon planı ile 274 42... parsel olarak tescil edildiği, daha sonra ... Belediye Başkanlığınca uygun görülerek Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 13.07.2018 tarihli ve 1169 sayılı kararı ile onaylanan 1/5000 ölçekli ... Planında ve 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planında “eğitim alanı” olarak ayrıldığı, bu plana bağlı olarak 2018 de onaylanan ... nolu parselasyon planı kapsamında 163 80... parsel olarak tapuda tescil edildiği ve kamu ortaklık paylarından oluştuğu, açılan dava sonucu Ankara 9. İdare Mahkemesinin 2019/357 Esas, 2021/40 Karar sayılı kararı ile 13.07.2018 tarihli ve 1169 sayılı Büyükşehir Belediye Encümen kararının iptaline karar verildiği, yapılan keşif sonucu alınan bilirkişi raporuna göre taşınmaz üzerinde herhangi bir yapı ve tesisin olmadığı, boş olduğu bu yönüyle fiilen el atma olgusunun gerçekleşmediği anlaşılmış, davalı idare tarafından da imar planının iptal edilmesi nedeniyle taşınmazın plansız alanda kaldığı ileri sürülmüş ise de davaya konu taşınmazın ilk kez 1991 yılında yapılan uygulama ile kamuya özgülendiği dikkate alındığında taşınmaza fiili el atma olgusu gerçekleşmemiş olsa dahi imar planlarının onay tarihi dikkate alındığında makul süre içinde imar planına uygun herhangi bir işlem tesis edilmediğinden uzun yıllar programa alınmayan imar planının hayata geçirilmemesi nedeniyle kamulaştırma ya da takas cihetine gitmeyen davalı idarece, pasif ve suskun kalınmak ve işlem tesis edilmemek suretiyle taşınmaza müdahale edildiği; bu haliyle idarenin, mülkiyet hakkının özüne dokunan ve onu ortadan kaldıran bu eylemi ile kamulaştırmasız el koyma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile idareden değer karşılığının verilmesini isteyebileceği, 26.11.2022 tarihli ve 32025 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7421 sayılı Kanun'un 3 ncü maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun'un) Ek l1 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen cümle de dikkate alındığında açılacak bedel davasında adli yargı görevi olduğu, arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak ve Yargıtay denetiminden geçen dava konusu taşınmaza yakın taşınmaz dosyalarında belirlenen metrekare birim fiyatlarıyla uyumlu olarak değer biçilmesinde ayrıca davalı idarenin bedel yönünden istinaf talebinin de olmadığı dikkate alındığında, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik görülmediğinden davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebebleri tekrar etmiş, ayrıca davalı idare aleyhine maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte 1992 tarihinden bu yana imar planında Anaokul-İlkokul Eğitim alanı olarak ayrıldığı ve fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü doğrudur. 3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılarak dava tarihi itibarıyla değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
5. 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 1 inci maddesinde düzenlenen hukuki el atmaya ilişkin uyuşmazlıkta davacı payına düşen tazminat bedeli yönünden 7421 sayılı Kanun ile 2942 sayılı Kanun’a eklenen Ek Madde 4'ün üçüncü fıkrası uyarınca ve Dairemizin yerleşik uygulamaları gereği maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; A. Davalı İdare Vekilinin Davacı ..., ...,........... ve ...'a İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin miktar yönünden REDDİNE,
B. Davalı İdare Vekilinin Davacı ..., ... ve ...'e İlişkin Temyizi Yönünden; 1. Davalı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (8) numaralı bendin çıkarılarak yerine " Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 110.600,00 TL nispi vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacılar ..., ..., ...........ve ...'a, 17.900,00 TL maktu vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacılardan ..., ... ve ...'e verilmesine” cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,14.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.