Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4918 E. 2026/313 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/4918
- Karar No
- 2026/313
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/423 Esas, 2025/515 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Düzce 4. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/277 Esas, 2023/455 Karar
Taraflar arasındaki taşınmazın mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu .......... ili, ..., .......... köyü 1 17... ve 69 parsel sayılı taşınmazların orman alanında kaldığından bahisle tapu iptali ve tescil istemiyle açılan dava sonucunda tapuları iptal edilerek orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiğini, davacının uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 50.000,00 TL'nin tapu iptal kararının kesinleştiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, taşınmazların tamamının değil belirli bir kısmının tapusunun iptal edildiğini, orman niteliğindeki taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve belirlenen tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın değerinin düşük belirlendiğini, %150 oranında objektif değer artışı uygulanması gerektiğini, taşınmazın gerçek değerinin tespiti gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, orman vasfında olan bir yerin özel mülkiyete konu edilemeyeceğini, davanın reddi gerektiğini, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, tazminatın belirlenmesinde dava tarihinin dikkate alınmasının doğru olmadığını, bu durumun davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açacağını, tapu iptal ve tescil kararının kesinleştiği tarih itibarıyla değer tespiti gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; değerlendirme tarihi dava tarihi olarak dikkate alınıp arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net gelir metoduna göre değer biçilmesinin doğru olduğu, taşınmazın özellikleri ve toprak yapısı itibarıyla uygulanan % 4 kapitalizasyon faiz oranı ile % 40 objektif değer artış oranında bir isabetsizlik görülmediği, irtifak nedeniyle değer düşüklüğü de dikkate alınarak 2021 yılı için belirlenen 89,04 TL m² birim fiyatın bölge rayiçleri ile uygun olduğu, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.
4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.
5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazların geldisi olan 1 17... kök parsel sayılı taşınmazın 27.01.1997 kesinleşme tarihli tesis kadastrosuna istinaden davacı adına tespit ve tescil edildiği, akabinde taşınmazın davaya konu edilen kısımlarının ( ifrazen 1 17... ve 69 parseller) orman alanında kaldığından bahisle Orman Genel Müdürlüğü tarafından açılan dava sonucunda, Düzce 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/249 Esas, 2013/420 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptaline ve orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 22.12.2017 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 14.12.2021 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır. 6. Kapama fındık bahçesi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
7. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
8. Davalı Hazine harçtan muaf olduğu hâlde, peşin harç ve tamamlama harcının yargılama giderlerine dahil edilerek davalı Hazineden tahsiline karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddine,
2. Kamu düzenine ilişkin olarak yapılan değerlendirme sonucunda, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinin hükümden çıkarılarak yerine " Davacı tarafından yatırılan 853,88 TL peşin harç ile 13.563,24 TL tamamlama harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine," cümlesi ile hüküm fıkrasına ayrı bir bent olarak " Davacı tarafından yapılan toplam 5.179,70 TL yargılama giderinin davalı Hazineden tahsili ile davacıya verilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
13.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.