Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/17692 E. 2026/8277 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/17692
Karar No
2026/8277
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/2064 Esas, 2025/1999 Karar KARAR : Esastan ret

Taraflar arasındaki taşınmazın mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının maliki olduğu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1 48... parsel sayılı taşınmazın kıyı kenar çizgisi içerisinde kalması nedeniyle tapu iptali ve tescil istemiyle açılan dava sonucunda, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/587 Esas, 2015/333 Karar sayılı kararı ile tapusunun iptal edilerek kıyı olarak terkinine karar verildiğini, davacının uğradığı zararın tazmini gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 18.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, kıyı kenar çizgisi içinde kalan taşınmazın özel mülkiyete konu olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve belirlenen tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı Hazineden tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Hazineye husumet yöneltilemeyeceğini, davanın hukuki yarar ve dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, kıyı vasıflı taşınmazların özel mülkiyete konu olamayacağını, davanın hak düşürücü süre içinde açılmadığını, zamanaşımına uğradığını, dava konusu taşınmazın arsa vasfında değerlendirilemeyeceğini, düzenleme ortaklık payı kesintisi yapılmadan fahiş oranda değer tespitinin kanuna aykırı olduğunu, hesaplama yönteminin hatalı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun usul ve kanuna aykırı olduğunu, değerlendirmeye esas alınan emsal taşınmaz satışının uygun olmadığını, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, faize hükmedilemeyeceğini, davalı Hazine harçtan muaf olduğu halde başvurma ve keşif harcı ilavesiyle tüm yargılama giderlerinin ve nispi vekâlet ücretinin davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4 - 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince açılan davalarda, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu sahibinin oluşan gerçek zararı neyse tazminatın miktarı da o kadar olmalıdır. Gerçek zarar, tapu kaydının iptali nedeniyle tapu malikinin mal varlığında meydana gelen azalmadır. Tazminat miktarı zarar verici eylem gerçekleşmemiş olsaydı zarar görenin mal varlığı ne durumda olacak idiyse aynı durumun tesis edilebileceği miktarda olmalıdır. Zarara uğrayan kişinin gerçek zararı ise tazminat miktarının belirlenmesinde esas alınacak değerlendirme tarihine göre belirlenecek olup bu tarihe göre tapusu iptal edilen taşınmazın niteliği ve değeri belirlenmelidir. Taşınmazın niteliği arazi ise net gelir metodu yöntemi ile arsa vasfında ise değerlendirme gününden önceki özel amacı olmayan emsal satışlara göre hesaplanması suretiyle gerçek değer belirlenmelidir.

5. Dosyadaki bilgi ve belgelerden; davacının dava konusu taşınmaza 10.10.1985 tarihinde satış yoluyla malik olduğu, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesine 31.07.2014 tarihli ve 4231 yevmiye numaralı işlem ile 23.09.2014 tarihli ve 5649 yevmiye numaralı işlemle tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığına dair şerh düşüldüğü, akabinde taşınmazın tamamının kıyı kenar çizgisi içinde kaldığından bahisle Hazine tarafından açılan dava sonucunda, ... 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 20.10.2015 tarihli ve 2014/587 Esas, 2015/333 Karar sayılı kararı ile tapu kaydının iptali ile kıyı olarak tapudan terkinine karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin 15.04.2016 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 16.03.2023 tarihinde 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde açıldığı anlaşılmaktadır.

6. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde ve taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline karar verilmesinde temyiz edenin sıfatı dikkate alındığında bir isabetsizlik görülmemiştir. 7. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere, temyiz edenin sıfatına göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

05.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/17692, K. 2026/8277, T. 05.05.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-17692-e-2026-8277-k-3bfebde78a9d