Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/4677 E. 2026/464 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/4677
Karar No
2026/464
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/210 Esas, 2024/254 Karar KARAR : Kabul

Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; .......... ili,.........ilçesi, .....Mahallesi 1 30... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın taraflarının kamu kurumu olduğu dikkate alındığında davacı idarenin 2942 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesi doğrultusunda Danıştay'dan karar alıp almadığını bildirmesi, aksi hâlde, davanın başkaca incelemeye gerek kalmadan usulden reddi gerektiğini, davacı idare tarafından müvekkili Belediyeye teklif edilen bedelin çok düşük olduğunu, taşınmazın gerçek değerinin çok altında kaldığından kabulünün mümkün olmadığını ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 2019/225 Esas, 2019/309 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesindeki prosedürün uygulanmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin 31.10.2019 tarihli ve 2019/225 Esas, 2019/309 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.10.2022 tarihli ve 2020/39 Esas, 2022/2314 Karar sayılı yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2942 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinde idareler arasında yapılan kamulaştırma işlemlerinin düzenlediği, dava konusu olayda 2942 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesi prosedürünün eksik kaldığının anlaşıldığı, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddi kararında usuli ve hukuki bir hata bulunmadığı gerekçesiyle davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 05.10.2022 tarihli ve 2020/39 Esas, 2022/2314 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; davacı idare tarafından mal sahibi idareye 2942 sayılı Kanun'un 30 uncu maddesinde öngörülen şekilde gönderilen yazıya karşılık, davalı ... tarafından 31.07.2019 tarihli ve 128255 sayılı cevabi yazı ile takdir edilen bedelin uygun olmadığının belirtildiği, dolayısıyla devir konusunda idareler arasında bir anlaşmazlığın bulunmadığı, tarafların bedelde anlaşamadıkları açıkça belli olduğundan davaya devam olunarak kamulaştırma bedelinin tespitine karar verilmesi gerekirken, devir konusunda açık bir muvafakatin bulunmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir.

B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davacı taraftan tahsil edilerek davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile kamulaştırılan taşınmazın yol olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgeye ait dosyalarda uygulanan buğday, beyaz lahana ve taze fasulye münavebe sisteminin uygulanması gerektiğini, taşınmaz için uygulanan objektif değer artışı oranının yüksek olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 01.08.2023 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 2022/83 Esas, 2223/69 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedeline yasal faiz işletilmesine ilişkin 2942 sayılı Kanun’da yer alan düzenlemeyi iptal ettiğini, kamulaştırma bedeline faiz işletilmesinin yasal dayanağının kalmadığını ileri sürmüştür.

2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; münavebeye daha ziyade kuru tarım ürünü olan ve geniş arazilerde tercih edilen buğday ürününün alınmasının doğru olmadığını, dava tarihi olan 2019 yılına ait resmî verilerin henüz yayımlanmadığı gerekçesiyle 2018 yılına ait verilerin esas alınmasının düşük bedel belirlenmesine yol açtığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasında kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun’un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması halinde getireceği net gelir esas alınarak değer biçilmesi ve tespit edilen bedelin bloke ettirilerek hükmün kesinleşmesi beklenmeden davalı tarafa ödenmesine karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken, dava tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi doğru değildir.

5. Karar tarihinin gerekçeli karar başlığında hatalı gösterilmesi bozmayı gerektirir.

Ne var ki bu hataların giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VII. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davalı vekilinin tüm, davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2. Davacı idare vekilinin İlk Derece Mahkemesi kararına yönelik temyiz itirazının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (3) numaralı bendinde yer alan "06.08.2019" tarihinin hükümden çıkartılması, yerine "davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasına denk gelen 07.12.2019" ibaresinin yazılması, gerekçeli karar başlığının karar tarihi kısmında yer alan "03.06.2024" tarihinin başlıktan çıkartılması, yerine "27.05.2024" tarihinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,Davalıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,15.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler.

Bu nedenle somut olayda kanaatimce;

Her ne kadar 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmesi ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar geçen süre için kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının uygulanması”, diğer bir ifadeyle Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak “dava tarihinden itibaren karar tarihine kadar faize hükmedilmesi(aynen temyiz incelememize konu İnegöl 2 nci Asliye Hukuk Mahkemesinin; “…, (dava tarihi olan) … tarihinden Mahkemelerinin karar tarihi olan … tarihine kadar … faiz işletilmesine” ilişkin kararında olduğu gibi)” gerekmekte ise de;

Davalı tarafın, “dava tarihinden itibaren” “Yasal Faiz”in dışında bir “Faiz”in uygulanmasına ilişkin” Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 26/1 inci maddesinde düzenlenen “Taleple bağlılık ilkesi” kapsamında değerlendirilebilecek bir temyiz talebi de söz konusu olmadığından, Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Dairemiz Sayın çoğunluğu tarafından verilen, sonucu ve diğer yönleri itibarıyla katıldığım, “Düzeltilerek Onanma Kararı”nın, “Gerekçe/Değerlendirme” bölümünün 4 No’lu bendinde yazılı olan gerekçelere (hususen de bu bentte yazılı olan; “davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerektiği” gerekçesine) “faizin başlangıç tarihi” ve “faizin türü” yönünden, açıkladığım nedenlerle katılmıyorum. 15.01.2026

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/4677, K. 2026/464, T. 15.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-4677-e-2026-464-k-04f9c60dd6a4