Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/3692 E. 2025/16286 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/3692
Karar No
2025/16286
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1225 Esas, 2024/1965 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Isparta 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/276 Esas, 2024/26 Karar

Taraflar arasındaki tapu sicilinin yanlış tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davacı ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu .. ili, .. ilçesi, .. köyü, .. Mevkii 5297 parsel sayılı taşınmazın tapusunun gerçek alanının tapuda gösterildiğinden daha düşük çıkması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davaya konu taşınmazın yüzölçümünün hatalı olarak satın alındığını ve hata olduğu anlaşılan yüzölçüm üzerinden satıcıya ödeme yapıldığını, diğer davalı olan satıcıdan gerçek yüzölçüm üzerinden ödenmesi gereken bedel düşüldükten sonra fazla bedelin tahsili durumunda ortada ... tarafından karşılanması gereken bir zarar kalmayacağını, dolayısıyla davanın tazminat talebiyle ..ye yöneltilmesinin yerinde olmadığını, bu durumda davacının huzurdaki davayı müvekkil idareye yöneltmesinde de hukuki yarar bulunmadığını, Mahkeme aksi kanaatte olması halinde dava konusu 1992 tarihli tapulaştırma işleminin bir kadastral faaliyet olduğunu ve kadastro işlemleri için açılacak davaların işlemin yapıldığı tarihten itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, ayrıca dava konusu taşınmazın yüzölçüm bilgisinin kadastro çalışmaları sırasında tapu kayıtlarına 3006,83 m² olarak yazılması gerekirken sehven yandaki taşınmaz yüz ölçümü bilgisi ile birlikte toplam 11.893 m² olarak yazıldığını, taşımazın ilk sahibi tarafından uzun yıllar kullanıldıktan sonra davacı tarafından satın alındığını, satın alınma esnasında ve taşınmazın ilk sahibi diğer davalı tarafından kullanılması esnasında yüzölçüm bilgisinden haberdar olunmadığı iddiasının dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davacının belirsiz alacak davası açmasının hukuka aykırı olduğunu, taşınmazın tapudaki değerinin 105.000,00 TL olduğunu, kısmi dava açması gerekirken, belirsiz alacak davası açtığından davanın reddi gerektiğini, davacı davasını 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre açtığından, müvekkilinin diğer davalı ... birlikte müteselsil sorumluluğu olmadığını, açılan bu davada müvekkilin taraf olması söz konusu olmadığı için davanın husumet dava şartı ve hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın davalı ... yönünden reddine, davalı ... yönünden kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün ... yönünden hatalı olduğunu, davalı tarafın taşınmazın müvekkilden önceki sahibi olduğu göz önünde bulundurulduğunda, taşınmazı kullanması sırasında taşınmazın gerçek yüzölçümünün tapu kaydında görünen yüzölçümünden farklı olduğundan habersiz olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin kararında gerekçe olarak gösterdiği satışa ilişkin resmi senette kadastro planındaki teknik hatalardan dolayı tarafların hak iddia edemeyeceği hükmü yer aldığını, satıcı tarafın öncesinde bu taşınmazı kullandığı da göz önünde bulundurulduğunda söz konusu hükmün kötü niyetli olduğunu belirterek hükmün davalı ... ... yönünden kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu taşınmazın yüzölçüm farklılığının satıcı tarafından bilinmemesinin mümkün olmadığını, tapudaki bu yanlışlığı bilerek eski malik tarafından satış işlemi gerçekleştirildiğini ve satış bedelini tapuda yazan yanlış yüzölçümü üzerinden alındığını, bu durumda davacının iddiası gibi davalının da sebepsiz zenginleştiğini ve davacının iddia ettiği zarardan önceki malikin de sorumlu bulunduğunu, dava konusu taşınmazın tapudaki değerinin 105.000,00 TL olduğu, diğer davalı ile davacı arasındaki satış sonucunda da 210.000,00 TL lik bir alacak nedeniyle taşınmaz üzerinde ipotek bulunduğu, söz konusu değerlerin tapu kaydından görünen 11.893 m² taşınmaza ilişkin değerler olup taşınmazın el değiştirmesinden yaklaşık 9 ay sonra açılan davada dava tarihi itibarıyla yapılan değerlendirmede zararın 628.163,36 TL olarak belirlenmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda tazminata konu 5297 parsel sayılı taşınmazın 11.893,00 m² yüzölçümü ile davalı ... adına tapu sicilinde kayıtlı iken ve beyanlar hanesinde yüzölçüm hatasına ilişkin aleniyete kavuşmuş bir şerh bulunmadığı hâlde, 18.07.2022 tarihinde düzenlenen resmî senet ile taşınmazın davacı adına tescil edildiği, resmî senet içeriğinde "...Taraflar akdin Türk Medeni Kanunu'nun 719 uncu maddesine uygun olarak taşınmazın tescilli planındaki sınırları üzerinden yapıldığını, taşınmazın tapu kaydındaki ve zemindeki yüzölçümünü bildiklerini, zemindeki yüzölçümü ile tescilli yüzölçümünün uyumlu olduğunu, zemindeki yüzölçümü ile planındaki sınırlar üzerinden üzerinden hesaplanan yüzölçümü arasında zemindeki sınırlar değişmediği halde kadastro planında yapılmış teknik hatalardan kaynaklı farklar oluştuğu takdirde bu yüzölçüm farklarından dolayı hak iddia etmeyeceklerini kabul, beyan ve taahhüt ettiler..." şeklinde ibare bulunduğu, tarafların bu ibarede hem zemindeki yüzölçüm ile tapu sicilindeki yüzölçümün uyumlu olduğunu beyan ve kabul ettikleri, hem de aleni bulunmayan kadastro tespiti sırasındaki planında teknik bir hata varsa bundan kaynaklı birbirlerinden hak talep etmeyeceklerini kararlaştırdıkları, davacının Kadastro Müdürlüğüne 10.10.2022 tarihli başvurusu sonucu yapılan incelemede yüzölçüm hatasının planimetre yoluyla hesaplanan alan hesabı sayfasında 52 97... parsel alanlarının grup halinde hesaplanmasından kaynaklandığının tespit edildiği, davacının satın alırken bu hatayı bilmesinin mümkün olmadığı, hatanın ancak teknik inceleme ile anlaşılmasının mümkün olduğu, satın alınan tapu kaydındaki yüzölçümü kadastro sırasında yapılan resmî bir ölçüme dayandığı, satıcının sorumlu olması için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 244/2 maddesi uyarınca bu yanlışlığı açıkça üstlenmesi gerektiği, Devletin sorumluğunu ortadan kaldırmadığı, Devletin tapu sicilinin tutulmasından kaynaklı olarak kusursuz sorumlu olup, sorumluluğu ortadan kaldırmak için hata bulunduğunu şerh veya beyanlar hanesi gibi tapu sicilinin asli veya sicillerinde belirtmek suretiyle hatanın olduğuna aleniyet kazandırması gerektiği, dava konusu taşınmazın değerleme tarihi itibarıyla arazi vasfında olduğundan net gelire göre gerçek değerin belirlenmesinde, kapitalizasyon faizinin %5 olarak alınmasında ve taşınmazın bilirkişi raporunda belirtilen özelliklerine göre objektif değer artışı uygulanmamasında, taşınmazda sulama sistemi bulunması nedeniyle kuru arazi olarak kabulü ile kapama gül bahçesi vasfında olduğundan yağlık gülün münavebe ürünü alınmasında usul ve kanuna aykırılık bulunmadığından davacı vekili ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı ... vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle temyiz yoluna başvurmuştur.

2.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen nedenlerle temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin tüm, davalı ... vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

3. Dosya kapsamından tazminat isteğine dayanak 18.07.2022 tarihli ve 5844 yevmiye numaralı resmî senet ile yapılan satış işleminde davacının dava konusu taşınmazı 11.893,00 m² ile satın aldığı, resmî senet metninde "taraflar akdin 4721 sayılı Kanun'un 719 uncu maddesine uygun olarak taşınmazın tescilli plandaki sınırları üzerinden yapıldığını, taşınmazın tapu kaydındaki ve zemindeki yüz ölçümünü bildiklerini, zemindeki yüz ölçümü ile tescilli yüz ölçümünün uyumlu olduğunu, zemindeki yüz ölçümü ile planındaki sınırlar üzerinden hesaplanan yüz ölçümü arasında zemindeki sınırlar değişmediği halde kadastro planında yapılmış teknik hatalardan kaynaklı farklar oluştuğu takdirde bu yüz ölçüm farklarından dolayı hak iddia edemeyeceklerini kabul, beyan ve taahhüt ettiler" şeklinde yazılı olduğu, tarafların resmî satış senedini bu haliyle kabul ederek imza ettikleri, bu durum karşısında davacı tarafından açılan davanın 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinde belirtilen dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği, davacının iyi niyetli olduğunun kabulü mümkün görünmediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddine,

2. Davalı ... vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/3692, K. 2025/16286, T. 04.12.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-3692-e-2025-16286-k-cadcfff6df02