Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/13840 E. 2026/3291 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/13840
- Karar No
- 2026/3291
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2849 Esas, 2025/2265 karar KARAR : Esastan ret/ Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : ...(Ankara) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/699 Esas, 2023/278 Karar
Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların yol olarak terkini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda, İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun davacı idare vekili yönünden esastan reddine, davalı vekili yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 1214 01... (eski 21) ve 68 (eski 15) parsel sayılı taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazların tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın usulden ve esastan reddine talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişilerin belirlediği münavebe sisteminin yörede uygulanan münavebe sistemi olmadığını, dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi olması sebebiyle % 4 kapitalizasyon faiz oranı alınmasının hatalı olduğunu, objektif değer artışı uygulanmasının mükerrerliğe sebebiyet verdiğini, kamulaştırmadan arta kalan alandaki değer düşüklüğü oranlarını kabul etmediklerini, davacı idare lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmayan raporlara itibar edildiğini, bilirkişi raporlarına itirazlarının değerlendirilmediğini, mahkeme kararının gerekçeden yoksun olduğunu, taşınmazın değerinin ve kamulaştırmadan arta kalan alandaki değer düşüklüğü oranının düşük belirlendiğini, kapitalizasyon faiz oranının ve objektif değer artış oranının bölge değerleri ile uyumlu olmadığını, dava konusu taşınmazın tarla vasfında nitelendirilmesinin hatalı olduğunu, arsa olarak değerlendirilmesi gerekitğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile arazi niteliğindeki taşınmaza net geliri esas alınmak suretiyle değer biçilmesinin doğru olduğu, ancak ... İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü 2021 yılı verilerine göre münavebeye esas alınan ürünlerin raporda esas alınan hasat dönemi kg başına fiyatlarının uygun olduğu, ancak Yargıtay denetiminden aynı kamulaştırma kapsamında geçen dava dosyalarında 2. ve 3. sınıf kuru tarım arazisi niteliğindeki taşınmazlara değer biçilmesinde esas alınan ve uygun görülen verim miktarları ile dava konusu taşınmazın 3. sınıf arazi niteliğinde olduğu da nazara alındığında (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/8459 Esas sayılı onama ilâmı), münavebeye esas alınan ürünlerin dekara verim miktarlarının buğday yönünden 400 kg, saman yönünden 350 kg, bostan yönünden 1800 kg olarak alınması, giderlerin de buğday yönünden 367,63 TL, bostan yönünden 858,72 TL olarak alınması gerektiği ve Dairelerince Coğrafi Bilgi Sistemleri Parsel Sorgulama Uygulamasından yapılan gözlemde dava konusu taşınmazın konumu, bilirkişi raporunda yazılı özellikleri değerlendirildiğinde %100 oranında objektif değer artışı uygulanması suretiyle değer biçilmesi, kamulaştırılan arta kalan kısımların yüzölçümü, geometrik durumu ve otoyol kamulaştırması olduğu dikkate alındığında oluşan kot farkı ve bariyer nedeniyle yolun yapıldığı cephelerde ulaşım kısıtlılıkları hep birlikte el alındığında hükme esas alınan raporda hesaplanan değer kaybı oranlarından daha fazla değer kaybı oluştuğu anlaşıldığından bu yönlerden yeniden değerlendirme ile kamulaştırma bedelinin hesaplanması için bilirkişi kurulundan ek rapor alınmasına karar verildiği, ek rapor doğrultusunda kamulaştırma bedelinin 1.761.121,36 TL olduğunun tespit edilerek, bu bedelden Mahkemece bloke ettirilen kısmın mahsubu ile 913.833,39 TL fark bedelin bloke edilmesi için davacı idareye süre verildiği, fark bedelin süresi içinde bloke edilerek, dekontun dosyaya ibraz edildiğinden yeniden karar verilmesi gerektiği gibi 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un değişik 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrasındaki “ Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamaması halinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren ... faiz işletilir.” hükmü Anayasa'ya aykırı görülerek iptaline karar verildiğinden kamulaştırma bedeline dava tarihinden karar tarihine kadar geçen süre için Anayasa'nın 46 ncı maddesinde belirtilen en yüksek faiz olan “Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faiz” oranının uygulanması gerektiği de gözetildiğinde, İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle kamulaştırma bedelinin 1.761.121,36 TL olduğunun tespitine karar verilerek davacı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; vekâlet ücreti dışındaki istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiş, ayrıca faize ilişkin hatalı hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı kamulaştırma bedelinin tespiti istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Arazi niteliğindeki taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metodu esas alınarak değer biçilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.
3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Eldeki dava 01.08.2023 tarihinden önce 08.10.2021 tarihinde açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması gerekirken dava tarihinden karar tarihine kadar kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin uygulanması doğru görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davacı idare vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
2.Davacı idare vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının hüküm fıkrasınıın B (1) nolu bendinin (a) ile gösterilen alt bendinin tümüyle hükümden çıkartılması, yerine " Davanın kabulü ile kamulaştırma bedelinin toplam 1.761.121,36 TL olduğunun tespitine, bu bedelin 847.287,97 TL'lik kısmına dava tarihinden dört ay sonrası olan 09.02.2022 tarihinden İlk Derece Mahkemesi karar tarihi olan 13.04.2023 tarihine kadar; fark 913.833,39 TL 'lik kısmına ise dava tarihinden dört ay sonrası olan 09.02.2022 tarihinden iş bu karar tarihi olan 27.05.2025 tarihine kadar yasal faiz işletilmesine," ibaresinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.