Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12555 E. 2026/4971 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12555
Karar No
2026/4971
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1351 Esas, 2025/1221 Karar KARAR : Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Sapanca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/145 Esas, 2024/116 Karar

Taraflar arasındaki dava konusu taşınmazın orman tahdidi içinde bırakılması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin asıl dava ile tapu iptali tescil istemine ilişkin birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davalı Hazine vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davalı Hazine vekili ve asıl davada davalı birleştirilen davada davacı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesine başvuruların kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi asıl davada davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. Asıl davada davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 608, 6 09... parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, Orman İşletme Müdürlüğü tarafından taşınmazlar kaydına orman şerhi tesis edildiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tapu siciline ... ilkesi gereği devletin kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, müvekkillerinin uğradığı zararın tazmini amacıyla şimdilik 10.000,00 TL tutarında tazminatın tahsil edilerek tapuda hisseleri oranında malik olan davacılara ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

2. Birleştirilen dosyalar davacısı ... vekili dava dilekçesinde; davaya konu taşınmazların davalı adına kayıtlı olduğunu, dava konusu taşınmazın orman sınırları içerisinde kaldığını belirterek davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile orman vasfıyla Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; orman şerhinin konulmasında müvekkil idarenin tasarrufu olmadığını, kaldırılmasında da tasarruf yetkisinin söz konusu olmayacağını, bu bakımdan husumet nedeniyle reddi taleplerinin olduğunu, dava konusu taşınmazların tapu kayıtlarına satılamaz şerhi konulması ve bu şerhin kaldırılmasında hiçbir tasarruf yetkisi olmayan Maliye Hazinesi açısından davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, esasa girildiği takdirde, hukuki dayanaktan yoksun olarak açıldığından esastan reddini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmişlerdir.

2.Asıl davada davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın 6831 sayılı Kanun gereği süresi içinde açılmamış olduğunu, reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazlar üzerinde 10 yıldan fazla süre önce konulmuş olan şerh varsa; 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğunu, bu tip davaların orman idaresine yöneltilmeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, davanın idareleri yönünden husumet yokluğu sebebi ile reddinin gerektiğini, davalı sıfatı hazinenin olup, Tapu Sicil Müdürlüğü ile Orman yönetiminin davalı sıfatı bulunmadığını, bu sebeple Orman yönetimi ve Tapu Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan davanın husumetten reddinin gerektiğini, davanın davalı sıfatıyla hazine aleyhine açılması gerektiğini, yapılan incelemelerin 604, 609 parsellerin bir kısmı/ tamamı orman olduğunun tespit edildiğini fakat 608 sayılı parselin tarım alanında gözüktüğünü ve üzerinde şerh olmadığını, geçerli bir hukuksal nedene dayanmayan tescil işleminin yolsuz tescil niteliği taşıdığını ve her zaman iptali istenileceğini, kesinleşmiş orman kadastro çalışmalarına göre orman vasfından olan ve hukuki bir değeri olmayan bir tapunun taraflarınca her zaman iptalinin istenebileceğini, yerel mahkemece tazminata hükmedilmemesi gerektiğini, davacıların zamanaşımı dolduktan sonra açtıkları davanın süreden ve davada hazine taraf olacağından tarafları açısından husumettin reddine karar verilmesi gerektiğini, yasal dayanaktan yoksun olduğunu, vekâlet ücreti ve masrafların karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı Hazine vekili ve asıl davada davalı birleştirilen dosyaların davacısı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; hüküm özetinin Tapu Müdürlüğüne gönderilmesine ve hükme esas alınan fen bilirkişi raporunun kararın eki sayılmasına karar verilmemesinin hatalı olduğunu, mahkemece verilen 04.04.2024 tarihli ek kararın hatalı olduğunu, yerel mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne; 6 04... parseller yönünden tazminat, tapu kaydında orman şerhi bulunmayan 608 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise hukuki yarar yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerekirken işbu taşınmaz açısından davanın aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, asıl dosyada davalı vekilleri lehine vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına dair verilen hükmün doğru olmadığını, Maliye Hazinesinin harçtan muaf olduğunu ve yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılması gerektiğini, davacı taraf lehine maktu vekâlet ücreti yerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının da hatalı olduğunu, husumet ve zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazların tazminat miktarının belirlenmesinde zararın meydana geldiği tarihin esas alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, kapitalizasyon faizinin %4,5 kabul edilmesini haklı gösterecek herhangi bir bilimsel veriye yer verilmediğini, %30 objektif değer artışının neye göre belirlendiğinin açıklanmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz başlangıç tarihlerinin dava ve ıslah tarihi olarak ayrı ayrı belirtilmesi gerekirken tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

2.Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın idare yönünden pasif husumet yokluğundan reddedilmesi ve tazminat ile yargılama giderinin açıkça diğer davalı Hazine'den tahsil edilmesi gerektiğini, asıl davanın ... yönünden kabul edilmediği dikkate alınarak idareleri lehine vekâlet ücreti takdir edilmesi gerektiğini, birleşen davalarda parsellerin tapu kayıtlarındaki şerhlerin kaldırılması istenilmesine rağmen buna dair hüküm kurulmadığını, 7 85... parselin (eski 609) fen raporunda B ile gösterilen kısmının orman olarak tesciline karar verildiği halde fen raporunun karara ek yapılmadığını, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 28 inci maddesi uyarınca işlem tesis edilmediğini beyan ederek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporunda değerlendirme tarihinin dava tarihi olarak alınması, taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu gözetilerek bedelin net gelir metoduna göre belirlenmiş olması, tüm tazminata dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine karar verilmesi ve davacı taraf lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi yerinde olduğundan davalı Hazine vekilinin bu hususlardaki istinaf istemlerinin de reddinin gerektiği ancak hükme esas alınan bilirkişi raporunda taşınmazların (6 04... parseller) bulunduğu bölgedeki coğrafi durum ve toprak yapısı itibarıyla kapitalizasyon faiz oranının %4,5 alınması, taşınmazın konumu ile taşınmazı o bölgedeki diğer taşınmazlardan ayıran özelliklerde gözetilmek suretiyle objektif değer artış oranının %30 uygulanması sonucu metrekare birim fiyatının 2014 yılı için 51,52 TL olarak hesaplanmış olmasında isabetsizlik görülmemiş ise de; Dairenin 04.03.2020 tarihli kaldırma kararı öncesinde davaya konu taşınmazların metrekare birim fiyatının 36,54 TL olarak belirlendiği ve davanın bu miktara göre kısmen kabulüne karar verildiği, kaldırma öncesi karara karşı yalnızca davalı Hazine tarafından istinaf yoluna başvurulduğu ve kararın davalı Hazine lehine kaldırıldığı, bu durumda davalı Hazine lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu ve önceki kararın davacı taraf yönünden kesinleştiği anlaşıldığından mahkemece önceki kararda hükmedilen tazminat miktarından fazlasına karar verilmesinin hatalı olduğu, asıl davada davalı olarak gösterilen ... yönünden pasif husumet yokluğundan verilen ret kararı kesinleştiğinden mahkemece anılan davalı yönünden hüküm kurulmayarak infazda tereddüt yaratacak şekilde karar verilmesinin doğru olmadığını, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesine karşın davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi ve yargılama sırasında orman alanında kalmadığı tespit edilen 608 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken aktif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi hatalı bulunduğundan başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dosya davalısı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf nedenlerinin dikkate alınmadan eksik inceleme ve gerekçeden yoksun olarak karar verildiğini, husumet ve zamanaşımı itirazlarının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazların tazminat miktarının belirlenmesinde zararın meydana geldiği tarihin esas alınması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, kapitalizasyon faizinin %4,5 kabul edilmesini haklı gösterecek herhangi bir bilimsel veriye yer verilmediğini, %30 objektif değer artışının neye göre belirlendiğinin açıklanmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte faiz başlangıç tarihlerinin dava ve ıslah tarihi olarak ayrı ayrı belirtilmesi gerekirken tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmesinin hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat, birleştirilen davalarda tapu iptali tescil istemine ilişkindir.

2.Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dava konusu taşınmazların tapu kaydına orman sınırları içinde kaldığına ilişkin şerh konulduğu anlaşılmıştır. Bu şerh nedeniyle mülkiyet hakkı kısıtlandığından 4721 sayılı Kanun'nun 1007 nci maddesi gereği tazminat hakkı doğduğunun kabulü doğrudur.

3.Dava konusu taşınmazlara net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve taşınmazların gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi gereğince davalı Hazineden tahsiline, bedeline hükmedilen dava konusu taşınmazın tapu kaydının iptali ile orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmesi yerindedir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Asıl dosya davalısı Hazine vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/12555, K. 2026/4971, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-12555-e-2026-4971-k-84d6d24b2c3e