Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/12413 E. 2026/4970 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/12413
Karar No
2026/4970
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1398 Esas, 2025/1176 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Sapanca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/246 Esas, 2024/180 Karar

Taraflar arasındaki mülkiyeti davacılara ait taşınmazın, kesinleşen orman tahdit sınırları içinde kalması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Sakarya ili, ... ilçesi, ... Mahallesi (eski 281) 5 21... parsel sayılı taşınmazın davacıların murisi ... tarafından 25.11.1963 tarihinde satın alındığını, müvekkilleri iştirak halinde malik iken orman kadastro çalışmalarında taşınmazın orman sınırları içerisinde bırakıldığını ve tapu kayıtlarında orman şerhi konulduğunu davacıların taşınmazdan faydalanamadığını, davacıların uğramış olduğu zararın taşınmazın güncel değerinin belirlenerek dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydının üzerinde orman şerhinin bulunması ve taşınmazın orman sınırları içerisinde yer alması nedeniyle müvekkili idare aleyhine açılan davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan tazminat talebine konu herhangi bir hata ve eksiklik bulunmadığını, davacının dava açmakla hukuki menfaatinin olmadığını, uğranılan bir zararın olmadığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde esastan reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, taşınmazın gerçek bedelinin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca davalı Hazineden tahsiline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın gerçek bedelinden daha düşük bir bedele hükmedilmesinin hatalı olduğunu, tazminat tutarının kesinleşme ile birlikte ödenmesi söz konusu olacağından, tazminatın geç ödenmesi sonucunda ülkedeki yüksek enflasyon sebebiyle tazminatın değerinde aşınma olacağını, hükmedilen tazminata ödenecek yasal faizin ülkedeki enflasyonun oldukça altında olması nedeniyle hükmedilen maddi tazminatın değerini koruyucu nitelikte olamayacağını, taşınmazın mülkiyetinin yitirildiği tarihteki değerinin enflasyon karşısında yitirilen kısmının da karşılanmasına olanak vermediğinden, davacıların Anayasa’nın 35 inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğini, dava konusu taşınmazın tespit edilen tüm değerine dava tarihi ile kesinleşme tarihi arasında kalan dönem için yasal faiz, buna karşılık kararın kesinleştiği tarihten ödeme tarihi arasında kalacak dönem için ise Anayasanın 46/son maddesinde düzenlenmiş olan kamu alacakları için öngörülen en yüksek faiz oranının uygulanması gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın tapu kaydında orman şerhi bulunması ve taşınmazın orman sınırları içerisinde kalması nedeniyle müvekkili idare yönünden davanın husumet yokluğundan reddi gerektiğini, dava konusu taşınmazın bedelinin yöntemince belirlenmediği gibi denetime elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilerek karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın tapu kaydında tarla olarak görünmesine rağmen bilirkişi raporunda arsa olarak değerlendirilerek hatalı olarak hesaplama yapıldığını, bilirkişi raporunda dava konusu taşınmaz ile emsalin yüzölçümü, birbirlerine olan uzaklığı, konum ve kullanım açısından çok farklı olan taşınmazın emsal olarak alınmasının, gayrimenkul değerleme standartlarına aykırılık teşkil ettiğini, emsalin uygun emsal olmadığını, davanın zamanaşımı süresinde açılmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte mahkemece tazminatın tamamına dava tarihinden itibaren faiz işletilmiş olmasının hatalı olduğunu, hükmün 6 nolu bendinde Maliye Hazinesinin harçtan muaf olduğu belirtilmesine rağmen 7 nolu bendinde davacı tarafından yapılan yargılama gideri olarak belirtilen keşif harcı ve diğer harçlar da dahil edilerek yargılama giderine hükmedilmesinin ve davacı taraf lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taşınmazın tapu kaydı üzerine orman şerhi konulmuş olduğuna göre davacıların davayı açmakta hukuki yararlarının bulunduğu, tapu sicilinin tutulmasından devlet sorumlu olup Hazineye husumet yöneltilmesinin doğru olduğu, davanın tabi olduğu 10 yıllık zamanaşımı süresinin zararın doğması ile yani tapunun iptali ile başlayacağı bu sebeple zamanaşımının sözkonusu olmadığı, taşınmazın niteliği dava tarihine göre tespit edilmiş olduğundan dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi ve keşif harcının yargılama giderlerine dahil edilmesinde isabetsizlik görülmediği, Mahkemece taşınmazın arsa niteliğinde olduğu benimsenerek bedelinin emsal karşılaştırması yapılarak belirlenmesi, dava konusu taşınmaz ile emsalin özellikleri değerlendirilmek suretiyle oluşturulan karşılaştırma tablosu uyarınca taşınmazın 30.07.2022 tarihi itibariyle 1.120,84 TL olarak tespit edilen metrekare birim fiyatının bölgenin piyasa rayiçlerine uygun bulunduğu, tapu sicilinin yanlış tutulmasından kaynaklı 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine dayalı eldeki davanın mahiyeti, tarafları ve tazminat yükümlülüğünün biçim ve kapsamı ve Yargıtay'ın yerleşik uygulaması birlikte değerlendirildiğinde; taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,25.03.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/12413, K. 2026/4970, T. 25.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-12413-e-2026-4970-k-57e7d81433d4