Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9993 E. 2025/5349 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9993
- Karar No
- 2025/5349
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/107 Esas, 2019/103 Karar KARAR : Kabul
Taraflar arasındaki imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payına takdir edilen karşılığın artırılması istemine ilişkin asıl dava ile kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin birleştirilen davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen dava hakkında verilen yargı yolu yönünden redde ilişkin karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle özetle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili asıl ve birleştirilen dava dilekçelerinde özetle; davacının maliki olduğu Eskişehir ili, ..., ... Mahallesi 8 pafta 3050 parseldeki 190 m² yer ile ilgili olarak 2981 sayılı Kanun'un 3290 sayılı Kanun ile değişik 10/c maddesi çerçevesinde davalı tarafından uygulama yapıldığını, düzenleme ortaklık payı kesintisi olarak 58 m² düşüldükten sonra kalan 8 m²lik kısım kamu ortaklı payı olarak ayrıldıktan sonra, 124 m²lik kısmının bedele dönüştürüldüğünü müvekkilinin mağdur olduğunu belirterek bedele dönüşen 124 m² ve işe yaramayan 8 m² için toplam 10.560,00 TL’nin (m²si 80,00 TL'den) dava tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; 10/c uygulamasının usulüne uygun olarak yapıldığını, belirlenen bedelin düşük olmadığını, süresinde haberdar olan davalının dava açmaması nedeniyle zaman aşımı itirazlarının bulunduğunu, kaldı ki müvekkili belediyenin 1994 yılında kurulduğunu, husumetin Büyükşehir Belediyesine yöneltilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.10.2011 tarihli ve 2010/812 Esas, 2011/490 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda her ne kadar dava dilekçesinde fazla hakların saklı tutulduğu belirtilmemiş ise de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 107/1-2 hükümleri uyarınca talep sonucunun ıslah yoluyla artırılabileceği, bu nedenle; ıslah ile talep edilen miktar esas alınmak suretiyle bedelin artırılmasına karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi, davacı tarafın atiye terk talebinin davalı idare vekilince kabul edilmediği dikkate alınarak 6100 sayılı Kanun'un 123 ncü maddesi uyarınca dava konusu 8 m² kısma ilişkin inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmadığından mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen ikinci Karar Mahkemenin 24.01.2013 tarihli ve 2012/287 Esas, 2013/11 Karar sayılı kararı ile asıl ve birleştirilen davaların kabulüne karar verilmiştir.
C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; imar uygulaması ile davacı 8 m² payının şuyulandırıldığı 5730 ada 4 parsel sayılı taşınmazın imar planında kamu hizmetine özgülenip özgülenmediği, kamu hizmetine ayrılmış ise fiilen el atılıp atılmadığı araştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi doğru olmadığı gibi 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 6 ncı maddesinde değişiklik yapan ve 11.06.2013 tarihinde yürürlüğe giren 6487 sayılı Kanun'un 21 nci maddesi ile “24.2.1984 tarihli ve 2981 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan ve ipotekle teminat altına alınanlar da dâhil olmak üzere her türlü alacak ve bedeller, borçlu idarelerce, ipotek veya uygulama tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunda belirtilen kanuni faiz oranı uygulanmak suretiyle güncellenerek ilgililerine ödenir. Bu hüküm devam eden davalarda da uygulanır” hükmü getirildiğinden ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi, Aynı düzenleme ile "bu madde kapsamında açılan davalarda Mahkeme ve icra harçları ile her türlü vekâlet ücretleri bedel tespit davalarında öngörülen şekilde maktu olarak belirlenir. açılan ve kesinleşmeyen davalarda da uygulanır." hükmünün getirilmiş olduğu gözetildiğinde harç ve vekâlet ücretinin maktu olarak hüküm altına alınması, gerektiğinden bahisle kararın bozulmasına karar verilmiştir.
D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Üçüncü Karar Mahkemenin 10.09.2015 tarihli ve 2014/694 Esas, 2015/1000 Karar sayılı kararı ile asıl davanın kabulüne birleştirilen davanın yargı yolu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
E. Üçüncü Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; "24.02.1984 tarihli ve 2981 sayılı İmar ve Gecekondu Mevzuatına Aykırı Yapılara Uygulanacak Bazı İşlemler ve 6785 sayılı İmar Kanunu'nun Bir Maddesinin Değiştirilmesi Hakkında Kanun hükümlerine göre yapılan imar uygulamalarından doğan idarelerin taraf olduğu her türlü alacak ve bedel artırım davalarında taşınmazın değeri; uygulamanın tapuda tescil edildiği tarih değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen hu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi tablosu esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan gerçek bedel hak sahibine ödenir" hükmü getirilmiştir. Bu durumda yukarıda açıklanan hususta ek rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması gerektiğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir.
F . Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davanın kısmen kabulüne, birleştirilen davanın ise yargı yolu nedeniyle reddine ilişkin önceki karar kesinleştiğinden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, bedelin fazla hesaplandığını, 1991 yılında yapılan uygulamanın mahkemece iptalinden sonra 1998 de yeni bir uygulama yapıldığını, bedelin fahiş olduğunu, belediyelerince yapılan araştırma sonucu yüksek bedel belirlendiğinin anlaşıldığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. gerektiğini ileri sürerek karan temyiz etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, imar uygulaması sırasında bedele dönüştürülen davacı payı nedeniyle tesis edilen ipotek karşılığının arttırılması istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulu Muhakeme Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı idare vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı idare vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,17.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.