Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/9029 E. 2025/5499 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/9029
- Karar No
- 2025/5499
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/370 Esas, 2024/1052 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Diyarbakır 5. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/141 Esas, 2021/932 Karar Taraflar arasındaki 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; Diyarbakır ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 101 ada 19 (yeni 101 ada 79 ve 80) parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın tapudan yol olarak terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın il ve ilçe merkezine yakın konumda olduğunu, Diyarbakır-Elazığ şehirlerarası yolunun üzerinde olduğunu, Diyarbakır ilinin gelişme gösterdiğini, TOKİ Başkanlığı ve diğer özel girişimciler tarafından çok sayıda konut projelerinin yapıldığını, taşınmazın da istikamette bulunduğunu, dava konusu taşınmaz Yukarınasırlar Mahallesi sınırları içerisinde meskun mahalde olduğunu ve belediye hizmetlerinden istifade ettiğini, dava konusu taşınmazın yakınında Organize Sanayi Bölgesi ve Tekstil Organize Sanayi Bölgesi alanı yer aldığını, taşınmazın yanı başında fabrika, mobilya teşhir atölyesi, beton santralleri, akaryakıt istasyonu, ticari amaçlı hayvancılık tesisleri de bulunduğunu, bunun yanısıra taşınmazın belediyeye ait Devegeçidi Piknik Alanı ve dubleks niteliğindeki çok sayıda konutun bulunduğu alanın karşısında olduğunu, tespit edilecek bedelin dava konusu taşınmaza el koyma tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı kurumdan alınarak müvekkillerine ödenmesini ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerine bırakılmasını talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, kamulaştırma bedelinin tespiti ile bu bedelin davalıya ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalı adına olan tapu kaydının iptali ile tapudan yol olarak terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan raporun kanuna ve hukuka aykırı olduğunu, dava konusu taşınmazın kuru tarım arazisi vasfında olup tarla sebzeciliğine elverişli olmadığını, bilirkişilerce elde edilebilecek ürün miktarı ve gelirlerin yüksek, masrafların düşük hesaplandığını, kapitalizasyon faiz oranının sulu tarım arazisine göre alınmasının yerinde olmadığını, % 200 objektif değer artışının fahiş olduğunu, kapitalizasyon faiz oranı ile objektif değer artış oranının belirlenmesinde dikkate alınan özelliklerin benzer olmaması gerektiğini, kamulaştırmadan arta kalan kısmında taşınmazdan yol geçmesi nedeni ile değer artışı meydana geldiğini, taşınmazın değerinin çok yüksek hesaplandığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. 2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazın konumuna, özelliklerine, kök rapordaki tespitlere ve kıymet takdir raporunda biçilen metrekare birim değerine göre arsa vasfında olduğunu, taşınmazda kamulaştırmadan arta kalan kısımda değer düşüklüğü meydana gelmesine rağmen aksi yönde değerlendirme yapıldığını, objektif değer artış oranının düşük, kapitalizasyon faiz oranının yüksek uygulandığını ileri sürerek istinaf yoluna başvurmuştur. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi niteliğinde olduğunun kabulü ile zeminine 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca gelir metoduna göre değer biçilmesi doğru olduğu gibi taşınmazın vasfı, konumu, bilirkişi raporunda belirtilen özellikleri ve aynı bölgeden intikal eden dava dosyaları gözetilerek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiştir. 2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususlara ilaveten vatandaşların mülkiyet hakkını ilgilendiren ve kamulaştırmadan kaynaklı gerçek bedellerin belirlenerek ödenmesine mani olan kanun hükmünün Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile iptal edildiğini, bu nedenle yapılacak temyiz incelemesinde Anayasa Mahkemesi kararının da dikkate alınmasını ve hükmün bu yönüyle de bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net geliri üzerinden bilimsel yolla değer biçilmesinde yöntem itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. 01.08.2023 tarihli ve 32266 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı ile 04.11.1983 tarihli ve 2942 sayılı Kanun’un 24.04.2001 tarihli ve 4650 sayılı Kanun’un 5 inci maddesiyle değiştirilen 10 uncu maddesine 11.04.2013 tarihli 6459 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesiyle eklenen dokuzuncu fıkrası iptal edilmiştir. Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedir. 4.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin tüm davalı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 5. Aynı bölgeden intikal eden ve Dairemizin 14.12.2023 tarihli ve 2023/6177 Esas, 2023/12560 Karar sayılı ve 2023/5719 Esas, 2023/12558 Karar sayılı kararları ile denetimden geçen aynı kamulaştırma kapsamında, aynı mahallede bulunan, dava konusu taşınmaza yakın konumda ve benzer özellikleri 101 ada 51 parsel ve 102 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara Diyarbakır 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/130 Esas, 2021/8 Karar sayılı dosyası ve Diyarbakır 5.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/128 Esas, 2021/12 Karar sayılı dosyasında %200 oranında objektif değer artışı uygulandığı, yine aynı bölgeden intikal eden ve Dairemizin 27.05.2024 tarihli ve 2024/797 Esas, 2024/6538 Karar sayılı kararı ile %150 oranında objektif değer artırıcı unsur uygulayarak daha az değer biçildiğinden bahisle bozma kararı verilen ve dava konusu taşınmaza bitişik konumda olan, benzer özellikteki taşınmaz gözönünde tutulduğunda; dava konusu taşınmaza %150 oranında objektif değer artırıcı unsur uygulanarak değer biçen bilirkişi kurulundan yakın konumda bulunan parsellere ilişkin bedelden ayrılma nedenleri konusunda ek rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinin düşünülmemesi hatalı olup kararın bozulması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle, 1.Davacı idare vekilinin tüm, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davacı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda; davalı tarafın Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına yönelik Hukuk Muhakemeleri Kanununun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir temyiz talebinin (Davalı taraf vekilinin 27.06.2024 tarihli dilekçesindeki “Faize” ilişkin talebi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest davada Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı, Sayın çoğunluğun diğer yönleriyle katıldığımız “Bozma Kararı”na(faize ilişkin yönüyle) ve faizle ilgili 3 No’lu “Değerlendirme görüşündeki gerekçeye” açıkladığımız nedenlerle katılmıyoruz. 21.04.2025