Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/7975 E. 2025/2043 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7975
Karar No
2025/2043
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/317 Esas, 2024/1221 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/297 Esas, 2021/266 Karar

Taraflar arasındaki tapu kaydının mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verilerek, Tekik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, Mahallesi 111 parsel sayılı taşınmazı müvekkilinin mahkeme kararı ile tapu kaydına güvenerek iyiniyetli olarak edindiğini, kendisi dışında oluşan olaylarla kesinleşmiş Mahkeme kararı ile 96/960 (1/10) payı iptal edilmiş edilmiş olması nedeniyle uğramış olduğu zararın davalıdan tahsilinin talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın süresinde olmadığını, husumet itirazının olduğunu, dava dilekçesinden de anlaşılacağı üzere dava konusu işlemin müvekkil idare tarafından yapılmadığını, dolayısıyla hukuki sorumluluğu da olmadığından davanın reddini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazdaki tapu sicilinin tutulmasında Devletin objektif sorumlu olduğunu, davacı açısından tescil ve satış vaadi yapıldığında taşınmazın tapu kaydında aleni bir tedbir kararı olmadığını, davacının iyi niyetli olduğunu, üçüncü kişi olarak ...'in bu taşınmazı üzerinde tedbir varken veya davalar devam ederken para vererek satın alması için hiçbir neden olmadığına göre, daha sonra yapılan yargılama ile verilen Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/673 Esas, 2012/1154 Karar sayılı kararı ile kayda güvenerek satın aldığı tapusu iptal edilen davacının 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesine göre objektif sorumlu olan Hazineden taşınmazın dava tarihindeki değerini talep edebilme hakkı kazandığını, tapu kaydında gizlenen davalıdır belirtmesi değil tedbir kararı olduğunu, Devletin kaydını usulüne uygun tutmaması nedeni ile davacı hem taşınmazı, hem satış vaadi kaynaklı haklarını, Mahkeme kararı ile devletin objektif sorumluluğundan doğan haklarını kaybetdiğini, istinaf başvurusunun kabulü ile yöntem ve kanuna aykırı Mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile dava dışı taraflar arasında, Beyoğlu 17. Noterliğinin 30.12.1986 tarihli 81309 yevmiye nolu Beyoğlu 13. Noterliği 10.02.1987 tarihli ve 4802 yevmiye nolu, ve Beyoğlu 17. Noterliği 17.11.1986 tarihli ve 65400 yevmiye nosu ile İstanbul ili, Beylikdüzü ilçesi, Yakuplu Mahallesi 112 parsel sayılı taşınmaza ilişkin satış vaadi sözleşmesi düzenlendiği, daha sonra Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/1052 Esas, 1994/640 karar sayılı dosyasında verilen karar ile dava konusu taşınmazın davacı adına tapuda tescil edildiği; ancak mevcut sözleşme ve buna ilişkin ferağa icbar davasının açılması öncesinde dava dışı hak sahiplerince sözleşmenin tarafı olan mirasçılara Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/324 Esas sayılı dosyasında yolsuz tescil nedeni ile tapu iptal ve tescile yönelik dava açıldığı, tapu kaydında aynı dava konusu taşınmaz üzerinde 24.05.1978 tarihli ve 2026 yevmiye nolu ihtiyati tedbir şerhinin mevcut olduğu, dosyanın yetkisizlik kararıyla Büyükçekmece Asliye Hukuk Mehkemesine gönderilerek 1990/364 Esas numarasını aldığı, yapılan yargılama sonunda davanın ... yönünden reddine, diğer davalılar yönünden kabulüne karar verildiği ve Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 06.03.1997 tarihli ve 1996/6006 Esas, 1997/1529 karar sayılı kararıyla onandığı ve 14.07.1197 tarihinde kesinleştiği, bu kararın infaz edilememesi sonrasında hak sahiplerince Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/673 Esas, 2012/1154 Karar sayılı dosyasında açılan davanın 'Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesince 1978/324 Esas sayılı dosyasına ilişkin olmak üzere 24.05.1978 tarihli ve 2026 yevmiye nolu ihtiyati tedbir şerhinin işlenmiş olduğu buna rağmen B.Çekmece ASHM'nin 1993/1052 Esas sayılı dosyada görülen davalı ...'in davacı olduğu ve lehine tescil kararı aldığı, 1994/460 Karar sayılı kararın ihtiyati tedbir şerhine rağmen infaz edildiği anlaşılmış olup tapu kaydında mevcut şerhin konuluş amacı söz konusu parselde dava bulunduğunu ve 3. Şahısların iyi niyetli olarak iktisap etmelerini önleme amacını taşımakta olup davalı ...'in kendi açtığı dava dosyasında dahi tapu kaydında söz konusu şerhin gözüktüğü bu nedenle iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceğ Mirasçıları ile yapılan gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin davacı tarafın lehine oluşan mahkeme kararları ile başından beri ...nin payı yönünden yolsuz tescil niteliğinde olan tapu kaydına dayalı olarak hissenin iktisap edilemeyeceği...'' gerekçesi ile kabul edildiğinin anlaşıldığı, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca Hazinenin tazminat sorumluluğundan bahsedebilmek için tapu sicilinin hatalı tutulmasının yanı sıra davacının ağır kusurunun bulunmaması gerektiği, hak sahiplerince açılan Çatalca Asliye Hukuk Mahkemesinin 1978/324 Esas sayılı dosyasında tedbir şerhin bulunmasına rağmen davacının iyi niyetli olmayarak ağır kusur ile taşınmazı şerhe rağmen satın aldığı gözetildiğinde Mahkemece davanın reddi yönünde verilen kararın usul ve kanuna uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmediği gibi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13/4 üncü maddesi uyarınca maddi tazminat talebinin tamamen reddi halinde maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğinden davalı Hazine vekilinin istinaf itirazları da yerinde görülmediğinden taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; stinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

2.Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci 1024 üncü 2 ve 3 üncü maddeleri

3. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4- 383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararında tapu işlemlerinin kadastro tespit işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan bu kayıtlarda yapılan hatalardan 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi anlamında Devletin sorumlu olduğunun kabulünün gerektiği, Devletin sorumluluğunun kusursuz sorumluluk olduğu, bu işlemler nedeniyle zarar görenlerin 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince zararlarının tazmini için Hazine aleyhine adlî yargıda dava açabilecekleri belirtilmiştir.

4. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca kabul edilen Devletin sorumluluğu, tapu sicilinin önemi ve kişilerin bu sicile olan ... duygularını sağlamak bakımından aynî hakkının saptanması, herkese açık tutulmasında tekel hakkı sağlayan bir sicil olması esasına dayanmaktadır. Bu sorumluluk, asıl ve nesnel (objektif) bir sorumluluk olduğundan zarara uğrayan zararının ödetilmesini doğrudan Devletten isteyebilir.

5.4721 sayılı Kanun’un 1020 inci,1024 üncü,2 ve 3 üncü maddeleri

3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihaî kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Dosya içindeki bilgi ve belgelere göre 4721 sayılı Kanun'un 1020 nci maddesinin "Tapu sicili herkese açıktır. İlgisini inanılır kılan herkes, tapu kütüğündeki ilgili sayfanın ve belgelerin tapu memuru önünde kendisine gösterilmesini veya bunların örneklerinin verilmesini isteyebilir. Kimse tapu sicilindeki bir kaydı bilmediğini ileri süremez.'' hükmü nazara alındığında tapunun beyanlar hanesine şerh işlendikten sonra bu şerhi tapuda görmesine rağmen taşınmazı devir alan davacının iyi niyetli olduğundan ve 4721 sayılı Kanun'un 2 nci maddesi uyarınca dürüst davrandığından söz edilemez. Hâl böyle olunca, zararın tapu sicil kayıtlarının doğru tutulmamasından kaynaklandığı söylenemeyeceği gibi zarar ile tapu işlemleri arasında nedensellik bağının varlığından da bahsetmek mümkün olmayacağından davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 13 üncü maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca davalı idare lehine maktu vekâlet ücreti takdiri yerindedir.

4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin temyiz itirazları yerinde olmadığından, usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca kararının ONANMASINA,

Davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

18.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/7975, K. 2025/2043, T. 18.02.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-7975-e-2025-2043-k-3629d858a803