Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/7242 E. 2025/5348 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/7242
Karar No
2025/5348
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/601 Esas, 2023/768 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı idareler vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya her paydaş için değeri temyiz kesinlik sınırını aşmayan taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 427 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 427 ve 432 nci maddeleri uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre; davalı ... yönünden ..., ..., ... ve ... hakkında hüküm altına alınan ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 12.950,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmıştır. Bu nedenle, davalı ... Başkanlığının adı geçen davacılar yönünden temyiz dilekçesinin reddine karar verildikten sonra, Büyükçekmece Belediye Başkanlı yönünden adı geçen davacılar dışında kalan davacılar ile ... ile Karayolları Genel Müdürlüğünün tüm davacılar yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri ve murislerinin ... Merkez ... Mevkii, kök 406, 407, 408 ve 409 numaralı parsellerin hisseli malikleri olduklarını, davalı idarelerce usulüne uygun herhangi bir kamulaştırma tebligatı yapılmadan ve müvekkillerine her hangi bir bedel ödenmeden taşınmazlara kısmen yol kısmen de mezarlık ve spotçular çarşısı yapılmak suretiyle el atıldığını, el atma bedelinin tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL kamulaştırmasız el atma bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak müvekkillerine ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; idarelerince dava konusu taşınmazların kamulaştırılması hususunda bir çalışmanın bulunmadığını ve bu doğrultuda alınmış bir encümen kararının bulunmadığını, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesinin dava şartı olduğunu, uzlaşma yoluna başvurmaksızın dava açılamayacağını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini, davanın kabulü halinde ise el atma tarihine göre değer takdir edilmesini, %40 düzenleme ortaklık payı kesintisinin gerekli olduğunu, taşınmaz için emsal sunacaklarını fahiş değer verilmemesini talep etmiştir. 2. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu 406 parsel sayılı taşınmazın Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/431 Esas, 1991/934 Karar; 407 parsel sayılı taşınmazın Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/398 Esas, 1991/358 Karar; 408 parsel sayılı taşınmazın Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/400 Esas, 1990/370 Karar; 409 parsel sayılı taşınmazın Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin 1990/430 Esas, 1991/371 Karar sayılı kararı ile kamulaştırılmış olması nedeniyle 6487 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) Geçici 7 nci maddesi hükmü doğrultusunda davanın reddine, mahkeme masrafları ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. 3. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmaza kamulaştırmasız el atılmadığını, bilakis bulunan tüm yolların istimlak edildiğini, inşaat-yol çalışmalarını da istimlak hudutları dahilinde yaptıklarını davanın reddini, muhakeme masrafı ve ücreti vekâletin davacılar uhdesinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 23.12.2015 tarihli ve 2014/190 Esas, 2015/589 Karar sayılı kararı ile davanın aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dava konusu edilen paylardan birinin Kamil Ağa isimli kişiye ait olduğu, davacılar tarafından sunulan Büyükçekmece 2. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/2490 Esas, 2012/761 Karar sayılı veraset ilamının da tapu kayıt malik ile aynı ad ve lakabı taşıyan ...'ya ait olduğu gözetildiğinde; veraset ilamının aksi iddia ve ispat edilmediğinden, hukuken geçerliliği devam eden veraset ilamı esas alınarak hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, bir kısım davacılar murisi ... oğlu ...’a ait olduğu belirtilerek davacı tarafça dosyaya sunulan 15.12.1966 tarihli ve 1966/927 Karar numaralı veraset ilamında mahkeme adı ve esas numarası net olarak okunamadığından, kararı düzenleyen mahkeme tespit edilerek, ilgili mahkemeden onaylı bir sureti istenildikten sonra, dosyadaki ilam ile aynı olduğunun tespiti halinde, veraset ilamının aksi iddia ve ispat edilmediğinden, hukuken geçerliliği devam eden veraset ilamı esas alınarak hüküm kurulması gerektiği düşünülmeden yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi, dava konusu taşınmazlardan 406, 407, ve 408 parsellere ilişkin gelen tapu kayıtlarında bu taşınmazların hükmen ... adına tescil edilmiş oldukları göründüğü, davacıların (murislerinin) hak sahipliğini ve payını gösterir herhangi bir belgeyede dosya içerisinde rastlanmamış olup bu taşınmazların tapulama tutanakları, varsa kadastro komisyonu kararı ve Kadastro Mahkemesi kararı ilgili Tapu Müdürlüğünden getirtilerek incelenmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmeyerek mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen İkinci Karar Mahkemenin 30.03.2021 tarihli ve 2018/537 Esas, 2021/171 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun'un 6 ncı ve 7 nci maddesi ve 09.06.2021 tarihinde kabul edilerek 19.06.2021 tarihli ve 31516 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 7327 sayılı Kanun'un 20 ve 22 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un eklenen Ek-3, Geçici 15 nci ve 17 nci maddeleri ile “Mülga 31.08.1956 tarihli ve 6830 sayılı İstimlâk Kanunu’nun 16 ncı ve 17 nci maddeleri ile bu Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılacak her türlü davada değer taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerleme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri gözetilmek suretiyle tespit edilir. Tespit edilen bu bedel, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi (Yİ-ÜFE) tablosundaki aylık değişim oranları esas alınmak suretiyle dava tarihi itibarıyla güncellenir ve ortaya çıkan bedel hak sahibine ödenir. (Ek cümle:9/6/2021- 7327/20 md.) Bu hüküm, tebliği dâhil eksik veya hatalı kamulaştırma işlemleri bulunmasına rağmen idare adına tescil edilmiş olan taşınmazlar hakkında da uygulanır.” Geçici 15. maddesi ile “Mülga 6830 sayılı Kanun'un 16’ncı ve 17’nci maddeleri ile bu Kanun’un mülga 16’ncı ve 17’nci maddeleri uyarınca kesinleşmiş mahkeme kararlarına istinaden idareler adına tescil edilen taşınmazların eski malikleri adına kamu bankalarına yatırılan ancak hak sahiplerine ödenmediği tespit edilen kamulaştırma bedelleri nedeniyle idareler aleyhine açılmış ve devam eden davalar, ek 3’üncü madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır.” Geçici 17. maddesi ile “Bu maddeyi ihdas eden Kanun'la bu Kanun’un ek 3’üncü maddesine eklenen cümle, bu cümleyi ihdas eden Kanun'un yürürlüğe girdiği tarihte Kanun yolu incelemesindekiler dâhil görülmekte olan davalarda da uygulanır ” hükmü gereğince açıklandığı gibi rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden, mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Son Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Anayasa Mahkemesinin 28.07.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararında geçici 15 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak" kısmının iptal edildiği, işbu davanın 21.12.2019 tarihinden önce açıldığı, bu hâlde ilgili hükmün uygulanamayacağı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazların ölü parsel olduğunu, başka parsellere şuyulandırıldığını, taşınmazlara el atma tarihi itibarıyla değer biçilmesi gerektiğini, davacıların hak sahibi olup olmadıkları hususunda eski yazı uzmanından rapor alınması gerektiğini, uzlaşma dava şartının yerine getirilmediğini, maktu harca hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle, davacıların hak sahipliğinin ispatlanamadığını, müvekkili idare yönünden davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, bedelin fahiş belirlendiğini, el koyma tarihindeki bedele hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. 3. Davalı ... temyiz dilekçesinde özetle, bedelin 2942 sayılı Kanun'un Ek Madde 3 üncü maddesine göre belirlenmesi gerektiğini, taşınmazın bedelinin gelir metoduna göre ve el atıldığı tarih itibarıyla belirlenmesi gerektiğini, maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Temyiz olunan nihaî kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3 üncü maddesinin atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 26.09.2004 tarihli ve 5236 sayılı yapılan değişiklikten önceki 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 21.12.2019 tarihinde kabul edilerek 24.12.2019 tarihli 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7201 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile eklenen 2942 sayılı Kanun'un Geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan; “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi 28.07.2023 tarihli ve 32262 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararı ile iptal edilmiştir. 3. Bu durumda Kanun'un yürürlük tarihinden önce açılan eldeki davada; Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3, 990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alınarak Ek Madde 3'ün uygulanma imkanı kalmadığından dava konusu taşınmaza dava tarihi itibarıyla değer biçilmesi yerindedir. 4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR A. Davalı ... Vekilinin Davacılar ..., ..., ... Ve ... Paylarına İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idare vekilinin temyiz dilekçesinin davacılar ..., ..., Hilal Ayberk ve ... yönünden REDDİNE, B. Davalı ... Vekilinin Yukarıda Adı Geçen Davacılar Dışında Kalan Davacılara İlişkin Temyizi ile ... ve ... Vekillerinin Tüm Davacılara İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı idareler vekillerinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden usul ve kanuna uygun olan Mahkeme Kararının ONANMASINA, Davalı ... ile davalı ... Başkanlığından aşağıda yazılı kalan harçların alınarak Hazineye irat kaydedilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. YD (Karşı Oy) (Karşı Oy) KARŞI OY 2019 yılında 7201 sayılı Kanunun 6 ncı maddesi ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’na (2942 sayılı Kanun) eklenen Ek Madde 3’ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanun’un mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerine göre usulüne uygun kamulaştırılıp, idareler adına tescil edilen ancak bedelleri eski malikleri adına bankaya yatırıldığı halde hak sahiplerine ödenmeyen taşınmazların kamulaştırma bedellerinin belirlenmesi yöntemini düzenlemektedir. 7201 sayılı Kanunun 7 nci maddesi ile getirilen 2942 sayılı Kanun’un Geçici 15 inci maddesinin 2 nci fıkrası ise Ek Madde 3 ün birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda da uygulanmasını öngörmektedir. Bu düzenleme Dairemizin de kabulünde olduğu üzere; hukuka uygun geçerli bir kamulaştırma bulunmadan ve mülga 16 ncı ve 17 nci maddelerde belirtilen şartlar yerine getirilmeden tescil kararı verilmiş taşınmazlara ilişkin olarak açılan kamulaştırmasız el atma nedenine dayalı davaları kapsamamaktadır (Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, 16/01/2020 tarihli ve 2019/7050 Esas, 2020/577 Karar sayılı kararı) . Yukarıda anılan Dairemiz kararından sonra bu tür kamulaştırmasız el atma sayılabilecek halleri de kapsamak üzere TBMM tarafından 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasına 2021 yılında 7327 sayılı Kanun’un 20 nci maddesi ile eklenen, 3 üncü cümle ile usulsüz kamulaştırma işlemlerine rağmen idare adına tescil edilen taşınmazların değerinin tespitinde de 1 inci ve 2 nci cümlelerde belirtilen usulün uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü de 7327 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle ihdas edilmiş olup 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün usulsüz kamulaştırmalarda bedel tespiti yöntemini düzenleyen birinci fıkrasının 3 üncü cümlesinin derdest davalarda da uygulanmasını hüküm altına almaktadır. Bir şeyin bütünü ifade edildiğinde, bütünü ile birlikte onun parçalarının da tek tek sayılması gerekmez. Eğer 2942 sayılı Kanun’un Ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümleleri mülga 16 ncı ve 17 nci maddelere göre yapılan bütün tescil hallerini kapsıyor olsaydı, aynı maddeye 3 üncü cümle eklenmez ve 2942 sayılı Kanun’un geçici 17 nci maddesi ihdas edilmezdi. 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci ve geçici 17 nci maddelerinin her ikisinin de özel hüküm olduğu; Geçici Madde 17 nin sonraki hüküm olduğu da nazardan uzak tutulmamalıdır. Somut olayımızda nazara alınacak hükümlerden; 2942 sayılı Kanun’un geçici 15 inci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “…ek 3 üncü madde hükmü uygulanarak…” ibaresi Anayasa Mahkemesi’nin 04.05.2023 tarihli ve 2019/93 Esas, 2023/87 Karar sayılı kararıyla iptal edilmek suretiyle, 2942 sayılı Kanun’un ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin derdest davalarda uygulanamayacağı öngörülmüş ise de; bahse konu iptal kararından etkilenebilecek derdest davalar, mülga 16 ve 17 nci maddelere göre usulünce kamulaştırılıp da bedeli malikleri adına bankaya yatırılmış olduğu halde hak sahiplerine ödenmeyen bedellere ilişkin olanlardır. Bu yöntemin usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin derdest davalarda uygulanmasını engelleyecek bir iptal kararı ise söz konusu değildir. Zira “… dava tarihi itibariyle…” ibaresi hariç 2942 sayılı Kanun’un Ek Madde 3 hükmünün kalan kısmı yönünden bir iptal durumu söz konusu olmayıp Ek 3 üncü madde hükmü değer tespiti yöntemi yönünden halen yürürlüktedir. 2942 sayılı Kanun’un Geçici Madde 17 hükmü yönünden de herhangi bir iptal durumu söz konusu olmayıp bu madde hükmü de halen yürürlüktedir. Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olaya baktığımızda da eldeki davanın konusunun usulsüz kamulaştırmada bedel tespitine ilişkin olduğu ve bu davada da 2942 sayılı Kanunun geçici 17 nci maddesi, aynı Kanunun ek 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının 3 üncü cümlesi ile bu cümlenin atfıyla aynı fıkranın 1 inci ve 2 nci cümle hükümlerinin uygulanması gerektiği, Uygulama yapılırken de; Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest dava dosyaları yönünden de uygulanmaları gerekeceğinden, davaya konu taşınmazın idare adına tescil edildiği tarih, değerlendirme tarihi olarak esas alınmak ve o tarihteki nitelikleri de gözetilmek suretiyle tespit edilecek bedelin TÜİK tarafından açıklanan Yİ-ÜFE Endeksi Tablosundaki değişim oranları esas alınmak suretiyle “KARAR TARİHİ” itibarıyla güncellenmesi sonucu ortaya çıkan bedelin hak sahibine ödenmesi gerektiği, Kanaatinde olduğumuzdan, Sayın çoğunluğun “Onanma Kararına” katılmıyoruz. 17.04.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2024/7242, K. 2025/5348, T. 17.04.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2024-7242-e-2025-5348-k-db1cf157e5e7