Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/13874 E. 2025/6671 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/13874
- Karar No
- 2025/6671
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/205 Esas, 2023/1283 Karar KARAR : Kısmen kabul Taraflar arasındaki projeye aykırılığın eski hale getirilmesine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Mahkemece verilen karar davacı ve davalı vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı dava dilekçesinde özetle; Ankara ili, ..., ... Mahallesi, . Sokakta kain 1055 ada, 1 parselde kayıtlı 34 kapı numaralı taşınmazın 6 numaralı maliki olduğunu, söz konusu taşınmazın onaylı mimari projesinde tahrifat yapıldığını, örnek olarak sığınağın depo ile birleştirildiğini, ilk projedeki iki deponun kapıcının kullanımına ayrıldığını, sığınağın kömürlük alanına taşındığını, öndeki depo alanının genişletildiğini, sahanlığın daraltıldığını, banyo alanının kaydırıldığını ve tadil edildiğini, mimari projede olmadığı hâlde, bodrum kata inişe demir kapı yaptırıldığını, öte yandan 25.12.2009 tarihli toplantının çağrısının kendisine yapılmadığını, 2009 yılı Kasım ve Aralık ayları için fazladan yakıt bedeli ödediğini, ayrıca yöneticinin fazladan huzur hakkı bedeli aldığını, bu bedelin de iadesi gerektiğini, yine yöneticinin Ankara 8.İdare Mahkemesine açmış olduğu davaya ilişkin masrafı yönetim hesabına iade etmesi gerektiğini ileri sürerek; taşınmazda mimari projeye aykırılık olup olmadığının tespit edilerek onaylı mimari projesine uygun hale getirilmesine, özel mülkiyete geçirilmiş ortak alanlar var ise bu alanların maliklerine devrine, 2009 yılı Kasım ve Aralık ayları için fazladan tahsil edilen 498,00 TL yakıt bedelinin tarafına iadesine, yöneticinin fazladan yararlandığı huzur hakkının yönetim hesabına iadesine, yönetici tarafından Ankara 8.İdare Mahkemesine açılan dava ile ilgili olarak yapılan masrafların yönetim hesabına iadesine, binaya yapılan asansörün gerçek maliyetinin tespiti ve asansör için 8 numaralı daire malikinin eksik ödediği ve ödemesi gereken katkı payının tespiti, 7201 sayılı Tebligat Kanunu'na aykırı olarak alınan kararların iptaline, 15.01.2012 tarihli Kat Malikleri Kurulunca alınan kararın iptaline, yöneticinin hakim tarafından belirlenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının belirttiği iddialarının daha önce Ankara 4.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2010/425 Esas, 2011/2526 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini, davacının yöneticinin hakim tarafından belirlenmesine karar verilmesini talep ettiğini, ancak 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu (634 sayılı Kanun) uyarınca Kat Malikleri Kurulu toplantılarında kat maliklerinin bir yönetici seçememeleri durumunda yöneticinin hakim tarafından seçilmesinin hüküm altına alındığını, oysa ki 15.01.2012 tarihli toplantıda kat maliklerinin yöneticiyi oy birliği ile seçtiklerini, toplantıda alınan kararların 634 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde açıklanan usul ve esaslara uygun olarak yapıldığını, toplantılarda alınan tüm kararların kat maliklerine iadeli taahhütlü olarak gönderildiğini, 8 nolu kat malikinin ve eşinin 90-92 yaşlarında olup 3.katta oturduklarını, bu itibarla asansörün onlar için zorunluluk olduğunu, bu kat maliklerinin asansör kullanılmasına karar verildiği takdirde 15.000 TL.sini kendilerinin ödeyeceklerini taahhüt ettiklerini, asansör yapım kararı alınmasından sonra kurulum bedelinin yarısının banka hesabına yatırıldığını, ayrıca apartmanın ikamete açıldığından beri kapıcı çalıştırıldığını, şu anda görevli olan kapıcının 01.11.1998 tarihinde işe başladığını, emekli olduğunda hizmet yılı göz önüne alınarak her yıl için 1 aylık brüt maaş üzerinden hesaplanan kıdem tazminatı ödenmesi gerekeceğini, bu nedenle evini kiraya veren kat maliklerinin kanunen birinci derece sorumlu olmaları nedeniyle haksızlık yapmamak için kapıcı fonu oluşturulduğunu ve alınan kararlara göre bu fona apartman bütçesinden para aktarıldığını, kapıcı fonunun kapıcıdan yararlanan kiracı ve kat maliklerinden toplanan para ile oluşturulması gerektiğini, bunun da dairesini kiraya veren maliklerin lehine bir durum olduğunu, davacının davasında haksız olduğunu savunarak; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 24.10.2013 tarihli ve 2012/129 Esas, 2013/1171 Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 24.10.2013 tarihli ve 2012/129 Esas, 2013/1171 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda; 634 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi gereğince; Kat Malikleri Kurulunca verilen kararlar aleyhine, kurul toplantısına katılan ancak 32 nci madde hükmü gereğince aykırı oy kullanan her kat maliki karar tarihinden başlayarak bir ay içinde, toplantıya katılmayan her kat maliki kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her halde karar tarihinden başlayarak altı ay içinde ana gayrimenkulün bulunduğu yerdeki sulh mahkemesine iptal davası açabilir. Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerin incelenmesinde; iptali istenen 15.01.2012 tarihli kat malikleri kurulu toplantısına davacının katılmadığı, 22.02.2012 olan dava tarihi itibariyle 6 aylık dava açma süresinin de dolmadığı anlaşılmakla mahkemece 15.01.2012 tarihli kat malikleri kurulu kararının iptali talebi yönünden işin esasına girilerek yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerekirken talebin reddine karar verilmesi, kabule göre Mahkemece yapılmasına hükmedilen iş ve işlemlerin yerine getirilmesi için davalı tarafa 634 sayılı Kanun'un 33 üncü maddesi hükmü uyarınca uygun süre verilmemesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. 3. Davacı yukarıda belirtilen Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin kararına karşı süresi içinde karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 4. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonucunda, davacı, dava dilekçesinde ve yargılama sırasında pek çok iddia da bulunmakta ise de dava dilekçesinin içeriğinden ve dosya kapsamından davacının iadesini istediği fazla ödemelerin neler olduğu ve miktarı duraksamaya yer vermeyecek şekilde anlaşılamamaktadır. Hal böyle olunca, davacının dava dilekçesi açıklattırılmalı, eski haline getirilmesini isteği projeye aykırılıkların neler olduğu, yine iadesini istediği fazladan yaptığı ödemelerin neler olduğu ve miktarı sorulmalı, kendisine iadesi istenilen toplam miktar üzerinden eksik harç tamamlatılmalı, davacı tarafından yönetime fazla ödeme yapılıp yapılmadığı yönünde hesap bilirkişisinden, belediye imar müdürlüğünde bulunan mimari proje ve tadilat projelerinde tahrifat olup olmadığı yönünde uzman bilirkişiden rapor alınmalı, ana yapıya ilişkin tadilat projelerinin bulunduğu belirtildiğinden tadilat projelerinin onay tarihindeki tüm kat maliklerinin rızasına ilişkin belge ve bilgiler tapu müdürlüğü ile belediye başkanlığından temin edilip, tadilat projelerinin tüm kat maliklerinin onayı ile gerçekleştirilip gerçekleştirilmediği araştırılmalı, belediye imar müdürlüğünde ve tapu müdürlüğünde bulunan mimari projeler arasında farklılık bulunması halinde belediye imar müdürlüğünde bulunan asıl mimari ve tadilat projelerinin esas alınması gerektiği gözetilmeli, yerinde uzman bilirkişi kurulu (özellikle harita mühendisi, mimar ve inşaat mühendisinin de içinde yer aldığı) aracılığıyla keşif yapılıp, belediye imar müdürlüğünde bulunan tahrif edilmemiş onaylı mimari projeye, tüm kat maliklerince onaylanmış tadilat projesine aykırılıkların Yargıtay denetimine olanak sağlayacak şekilde ölçekli krokiye de bağlanmak suretiyle saptanmalı, ortak alanda yapılan inşaat ve imalatlara ilişkin 634 sayılı Kanun'un 19/2 maddesi uyarınca tüm kat maliklerinin beşte dördünün çoğunluğuyla alınmış kararların bulunması halinde anılan kararlar ve yukarıda değinilen hususlar da gözetilerek oluşacak sonuca göre hüküm kurulmalıdır. Açıklanan bu hususlar davacının karar düzeltme isteği üzerine yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından, Yargıtay (Kapatılan) 18. Hukuk Dairesinin 12.10.2015 tarihli ve 2015/9818 Esas, 2015/14192 Karar sayılı kararının diğer temyiz itirazlarının reddine ilişkin kesiminin kısmen kaldırılarak yukarıda açıklanan hususlar yönünden hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen karar ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı ve davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki taleplerini Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda açıkladığını, davanın genişletilmesi niteliğinde olmadığını, 27.07.2010 tarihli ISTA firması yazısında 2009 yılına ait ısınma gider bedelinin 6 numaralı bağımsız bölüm için 205 TL olduğunun bildirildiğini, ancak bu dönem için 232 TL toplandığını, binada asansör yeri bulunduğuna ilişkin iskan raporunda bir ibare bulunmadığını ve asansör yerinin ortak alan içinde sayılmadığını, toplantı tarihinde 10 daire ve 1 depodan oluşan malik ve paydaşların toplam sayısının 17 olduğunu, ancak toplantıya katılanların sayısının 9 olduğunu, bu nedenle toplantı yeter sayısının sağlanamadığını ve alınan kararların yok hükmünde olduğunu, 20.11.2009 tarihinde pay ölçerli sisteme geçilmesi üzerine fazladan yatırılan tutarın 464 TL olduğunu, yöneticinin binaya inşa ettirdiği korsan asansör ile ilgili henüz Çankaya Belediyesinin tahakkuk ettirdiği para cezası kesinleşmeden Ankara 8. İdare Mahkemesinde açılan davanın esasa girilmeden reddedildiğini ve maliklerin maddi zarara uğradığını, eski hale getirme taleplerinin bilirkişiler tarafından yeterince incelenmediğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; hükmün "apartmanın merkezi sistemden pay ölçer sistemine geçilmesi nedeniyle Ekim-Kasım 2009 dönemi için fazladan ödenen 175,84 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile davalı yönetimden alınarak davacıya ödenmesine'' ilişkin kısmının hukuka aykırı olduğunu, zira gelir gider defterleri incelendiğinde, davacının ısı gideri ile ilgili yönetime fazladan hiçbir ödemesinin olmadığını, aksine yönetime borcu bulunduğunu, ısınma gideri ile ilgili hakkında başlatılan icra takiplerine itirazı üzerine açılmış itirazın iptali davasında, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2017/1018 Esas sayılı kararı ile davacının itirazının iptaline ve takibin devamına da karar verildiğini, davacının Ekim-Kasım 2009 dönemi için ısı gideri ödemesi olduğuna ilişkin ispatı bulunmadığını, Vakıfbank dekontlarında 19.02.2010 tarihinde 89,20 TL ile 85,00 TL yani toplamda 174,20 TL'lik ısı gideri ödemesi yapıldığını, bu ödemeyi davacı değil Muazzez Kışlalıoğlu'nun yaptığını, bu sebeple; davanın reddi gerekirken, kısmen kabulüne ilişkin hüküm tesisinin doğru olmadığını ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, projeye aykırılığın eski hale getirilmesi istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi gereği yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 428 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına usulî kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekili ve davacının yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Davalı ve davacıdan peşin alınan temyiz harçlarının Hazineye irat kaydedilmesine,30.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.