Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/12902 E. 2025/9262 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12902
- Karar No
- 2025/9262
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 37. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/205 Esas, 2024/2274 Karar KARAR : Esastan ret
Taraflar arasındaki taşınmazın tapu kaydının mahkeme kararı ile iptalinden kaynaklanan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi eski 3 parsel sayılı 3.831,00 m² yüzölçümlü taşınmazın 1972 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında Temmuz 1926 tarihli, cilt 58, sayfa 7, sıra 16 sayılı zabıt tapu kaydına dayalı olarak 2/8 hissesinin müvekkillerinin murisi ... adına ve 1/8 hissesinin de müvekkillerinin murisi ... adına, kalan kısmın dava dışı tespit malikleri adına müştereken tespit edildiğini, dava konusu taşınmazın kısmen kesinleşen orman tahdidi içinde olması sebebiyle Orman İdaresi tarafından açılan tespite itiraz davası sonucunda ... Tapulama Mahkemesinin 1974/184 Esas, 1977/41 Karar sayılı ilamı ile taşınmazın 2.200,00 m²lik kısmının tespitinin iptal edilerek orman sınırlarına dahil edilmesine karar verildiğini, hükmün 14.04.1980 tarihinde kesinleştiğini, böylece müvekkilleri adına yapılan kadastro tespitinin kısmen iptal edilerek taşınmazın yüzölçümünün küçülmesi sebebiyle müvekkillerinin mülkiyet hakkının ihlâl edildiğini belirterek müvekkillerinin uğradığı zararın tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; süresinde açılmayan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm işlemlerin kanunlar ve kesinleşen mahkeme kararları çerçevesinde yapıldığını, Hazinenin veya Tapu Müdürlüğünün herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dava tarihinden itibaren yasal faiz talep edilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin murisleri adına tespit edilen dava konusu taşınmazın 2.200 m²lik kısmının tespitinin iptal edilerek orman sınırlarına dahil edildiğini, böylece müvekkillerinin hissesinin haksız ve hukuka aykırı olarak azalmasına sebebiyet verildiğini, mülkiyet haklarının ihlal edildiğini, benzer bir duruma ilişkin Anayasa Mahkemesinin 2018/15204 başvuru numaralı ... kararı ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli, 2009/4-383 Esas ve 2009/517 Karar sayılı kararı sonucunda 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolunun etkili hale geldiği dikkate alındığında müvekkilleri bakımından zamanaşımı süresinin geçmediğini ileri sürmüştür.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda davacıların murislerine ait eski zabıt kaydının 1972 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında dava konusu eski 3 numaralı parsele revizyon gördüğü, dava konusu eski 3 numaralı parselin kısmen kesinleşen orman tahdidi içinde bulunması sebebiyle açılan tespite itiraz davası sonucu ... Tapulama Mahkemesinin 1974/184 Esas, 1977/41 Karar sayılı ilâmı ile taşınmazın 2.200,00 m²lik kısmının tespitinin iptal edilerek orman sınırlarına dâhil edilmesine karar verildiği, davacıların tutunduğu eski zabıt kaydının işleme tabi kayıt niteliğini kaybettiği ve hukuki değerini yitirdiği, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi gereğince hukukî değerini yitiren tapu kaydına dayalı olarak 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde tazminat talep edilebileceği, davacılara ait eski tapunun hukukî değerini yitirdiği, 1980 yılından itibaren davanın açıldığı 20.04.2018 tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin çoktan dolmuş olduğu, ayrıca Anayasa Mahkemesinin 25.07.2017 tarihli ve 2014/6673 başvuru numaralı 29.09.2017 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ... kararı ile 18.11.2009 tarihli Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından önce zamanaşımı süresi dolan talepler yönünden makul süre içinde dava açma imkânı bulunmakta ise de, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararından yaklaşık 9 yıl sonra açılan davanın makul süre içinde açıldığının kabulünün mümkün olmadığı, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosyada bulunan bilgi ve belgelere, kararın dayandığı gerekçelere göre; davacıların murislerine ait eski zabıt kayıtlarına göre 1972 yılında yörede yapılan tapulama çalışmaları sonucunda dava konusu 3 parsel sayılı taşınmazın davacıların murisleri adına tespit ve tescil edildiği, ancak bu tespite Orman İdaresi tarafından itiraz edilmesi üzerine açılan tespite itiraz davasında ... Tapulama Mahkemesinin 1974/184 Esas, 1977/41 Karar sayılı ilâmı ile taşınmazın 2.200,00 m²lik kısmının kesinleşen orman tahdidi içinde bulunması sebebiyle tespitinin iptal edilerek orman sınırlarına dâhil edilmesine karar verildiği, söz konusu kararın 14.04.1980 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 10 yıllık zamanaşımı süresi sona erdikten sonra 20.04.2018 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır.
3. 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesinden kaynaklanan tazminat davalarında, mülkiyet kaybının kesinleştiği tarihten itibaren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 146 ncı maddesine (eski 125 inci maddeye) göre 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde dava açılması gerekmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı ve 25.07.2017 tarihli, 29.09.2017 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan ... kararı ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli ve 2009/4-383 Esas, 2009/517 Karar sayılı kararı nazara alındığında; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı ile 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi ile düzenlenen tazminat için hukuk yolu etkili hâle gelmiş olup buna göre de yukarıda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 2014/6673 başvuru numaralı 25.07.2017 tarihli kararı nazara alındığında 18.11.2009 tarihinden önce zamanaşımı süresi dolmuş bulunan davalar yönünden 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesini etkili hâle getiren Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2009 tarihli kararından sonra davanın makul süre içinde açılması gerekmektedir. Eldeki davanın makul süre içinde açıldığının kabulü mümkün olmadığından ve davalı Hazine vekili süresinde zamanaşımı def'inde bulunduğundan zamanaşımı süresinin geçtiği yönündeki gerekçe isabetlidir.
4. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.