Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2025/9 E. 2025/4939 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/9
Karar No
2025/4939
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1604 Esas, 2024/1577 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/302 E., 2021/442 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında imzalanan 06.01.2009 protokol uyarınca müvekkili şirketçe tüm sözleşme yükümlülükleri yerine getirilmesine rağmen davalı şirketin edimlerini yerine getirmemesi üzerine fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 100.000,00 TL alacağın tahsili talebiyle açılan dava sonunda, İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/156 E., 2012/104 K. sayılı kararıyla, davalının yükümlülüklerini davacıya nazaran 1.389.078,12 TL eksik yerine getirdiği, davacının davalıdan 1.389.078,12 TL alacağının bulunduğu ve ayrıca müvekkili şirketin İstanbul 12. İcra Müdürlüğünün 2009/22627, 2009/32598 sayılı takip dosyalarından borcunun bulunmadığına karar verildiğini, müvekkilinin ıslah talebinin ise bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle kabul edilmediğini, derecattan geçerek kesinleşen dosyada müvekkilinin davalıdan 1.389.078,12 TL alacağının bulunduğunun tespit edilmesi üzerine, hüküm kurulan 100.000,00 TL düşülerek kalan 1.289.078,12 TL asıl alacağın 1.590.767,00 TL işleyen değişik oranlardaki avans faiziyle tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine davalının itirazının haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptali ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; zaman aşımı def'ilerinin olduğunu, dava konusu borcun sebebi 06.01.2009 tarihli protokol ile müvekkilinin davacıya ait üç farklı bankadaki kredi borcunu üstlendiğini, protokolün imzalanması ile müvekkili borcunun muaccel hale geldiğini, nitekim davacı tarafça da borcun muaccel olduğunun açılan ilk dava ile ikrar edildiğini, davacı tarafça dayanak gösterilen ilk davada alınan bilirkişi raporunda da, protokolün imzası ile müvekkilinin davacıya karşı yükümlülüklerinin doğduğunun belirtildiğini, talebin zamanaşımına uğradığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 147/1 hükmü uyarınca beş yıllık faiz alacağı talep edilebileceğini, açılan ilk davada talep kısmi olduğundan, talep edilmeyen kısım açısından zaman aşımı süresinin işlemeye devam ettiğini, ıslah edilmeyen ilk davanın, işbu davada talep edilen alacağa ilişkin zaman aşımını durdurmayacağını, davacının ilk davadaki dilekçesinde alacağının ne kadar olduğunu maddeler halinde, ayrıca toplam 1.275,964,81 TL olarak belirttiğini, davacı alacağının miktarını tam olarak bilmesine rağmen süresinde ıslah etmediğinden ıslahının zaman aşımını kesmeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1460 E. sayılı dosyasında, taraflar arasındaki sözleşmenin 06.01.2009 tarihinde bağıtlandığı, sözleşmenin son ediminin 02.05.2012 tarihli kredi ödeme taksidi olduğu, davanın edimler sona ermeden 30.04.2010 tarihinde menfi tespit istemli olarak açıldığı, hükme esas alınan ve davacı alacağını belirleyen 04.09.2015 tarihli bilirkişi kök bilirkişi raporunun ve 21.11.2016 tarihli ek bilirkişi raporunun davacıya 07.12.2016; davalıya 12.12.2016 tarihinde tebliğ edildiği, ıslah dilekçesinin 07.12.2016 tarihinde verildiği, TBK'nın 82. maddesi uyarınca, davacının alacağın miktarını öğrendiği 07.12.2016 tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımı süresi içinde İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1460 E. sayılı dosyasında 07.12.2016 tarihli ıslah ile alacağını istediği, ayrıca borcun doğduğu 02.05.2012 tarihli son kredi ödeme taksidinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresi içinde, İstanbul 3.İcra Müdürlüğünün 2019/26210 sayılı dosyasında 02.07.2019 tarihli ödeme emriyle takip başlattığı, buna göre davalının zamanaşımı itirazının yerinde olmadığı, bilirkişi raporunda ayrıntısı ile açıklandığı üzere, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2019/26210 sayılı takip dosyasında davacı tarafın 1.289.078,12 TL asıl alacak isteyebileceği, ayrıca, bu alacağa ıslah tarihi 07.12.2016'dan itibaren işleyen temerrüd faiz miktarının 456.253,09 TL olduğu, davacı tarafın toplam 1.745.331,21 TL alacağı üzerinden itirazın iptali gerektiği, davacı alacağı likit ve belirlenebilir para alacağı olduğundan 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67/2 hükmü gereği davalının icra inkar tazminatından sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince yargılama konusu olaya TBK'nın 82. maddesinde düzenlenen sebepsiz zenginleşme taleplerine ilişkin zamanaşımı süresinin uygulandığı, somut olayda; taraflar arasındaki uyuşmazlığın sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre değil, sözleşme hukuku çerçevesinde çözümlenmesi gerektiği, bu nedenle, eldeki davada TBK'nın 146. maddesinde öngörülen on yıllık zaman aşımı süresinin uygulanması gerektiği, mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 01.07.2012'de yürürlüğe giren TBK'nın 647. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, somut olaydaki borç tasfiyesini ilişkin protokolün 06.01.2009 tarihinde, BK döneminde yapıldığı, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 5/1 hükmü uyarınca mezkur protokol ve TBK yürürlük tarihi dikkate alındığında, BK ve TBK'daki uyuşmazlığa uygulanacak zaman aşımının kesilmesine ve durmasına ilişkin düzenlemelerinin birlikte ele alınması gerektiği, buna göre BK'nın 132 ve devamı maddelerinde, TBK'nın 153 ve devamı maddelerinde düzenlenen zaman aşımını durduran ve kesen sebeplerin değerlendirildiği, davacı tarafça aynı alacağa ilişkin açılan kısmi davanın görüldüğü İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1460 E. 2017/325 K. dosyasına 07.12.2016 tarihinde verilen ıslah dilekçesi ile talebin 1.389.078,12 TL'ye çıkarıldığı, ıslah harcının yatırıldığı, ancak mahkemece Yargıtay uygulamaları gözönüne alınarak bozma kararından sonra ıslah yapılamayacağının kabul edildiği, taraflar arasında düzenlenen protokolün 06.01.2009 tarihli olduğu, taraflara karşılıklı edimler yüklendiği, davacı tarafça, protokol gereği taşınmazın davalıya devredildiği, showroom ve malların davalıya eksik devredildiği, davacının protokol hükümlerine göre alacağının; bankalara olan kredi borç taksitlerinin vadelerinde davalı tarafça ödenmesi şeklinde kararlaştırıldığı, bu durumda davacı yönünden alacağın istenebilir hale geldiği tarihin, davalının bankaya olan kredi borçlarını ödemediği son taksit tarihi olduğu, davalı tarafça bu borçların yerine getirilmediği ortaya çıkmadığı müddetçe alacağın istenebilir olmadığı, TBK'nın 149. maddesi gereği zamanaşımının alacağın muaccel olması ile işlemeye başlayacağı, davalının son edimini 02.05.2012 tarihinde yerine getirmesi gerektiği, dolayısıyla zamanaşımı başlangıcının bu tarih olarak kabul edilerek icra takibinin başlatıldığı 02.07.2019 tarihi itibari ile zamanaşımının dolmadığı anlaşıldığından mahkemece davalının zamanaşımı def'inin reddine karar verilmesinin sonucu itibarıyla doğru olduğu, taraflar arasında düzenlenen protokol hükümleri ve tarafların yerine getirdikleri protokol hükümlerinin tamamının davalı tarafça bilinen bir husus olduğu, bu durumda alacağın likit (belirlenebilir) olup, hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluştuğu, İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu itibarıyla doğru olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali talebine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine dair kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına ve özellikle taraflar arasındaki protokolde bahsi geçen davacı borçlarının davalı tarafça ödenmesine ilişkin olarak Kuveyt Türk Katılım Bankası ve Türkiye Finans Katılım Bankası'ndaki taksitli ödemelerin her ikisinin de son taksit tarihinin 30.04.2010 olmasına, 10 yıllık zamanaşımı süresinin bu kalemler açısından da 02.07.2019 icra takip tarihi itibarı ile dolmamış bulunmasına göre Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.

VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.07.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2025/9, K. 2025/4939, T. 07.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2025-9-e-2025-4939-k-c91760b2088f