Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/437 E. 2025/4429 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2025/437
- Karar No
- 2025/4429
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/299 E., 2024/294 K.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının yüklenici sıfatı ile dava dışı ... ile 20.12.2016 tarihli adi yazılı kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, inşaat maliyetinin 1.260.000,00 TL olduğunu, davalının, davacıya 40.000,00 TL ödeme yaptığını, ayrıca davalının inşaat için yaptığı ödemelerin 192.259,20 TL olduğunu, adi ortaklığa düşen bir villanın 250.000,00 Euro bedelle yaklaşık 462.500,00 TL bedele denk gelerek inşaat maliyetleri için satıldığını, davalının ödemeleri ve satılan villa bedelinin mahsubu ile müvekkilinin davalıdan 302.620,40 TL alacaklı olduğunu, alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; iskânın 2008 yılı sonunda alındığını ve davanın 2 yıllık zamanaşımı süresinde açılmadığını, ayrıntısı belirtilen ödemeler ile müvekkilinin yaptığı ödemelerin kendisine düşen maliyet payından daha fazla olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2019 tarihli kararı ile dosya kapsamına alınan Antalya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/12 D. İş sayılı dosyası, Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/136 Esas sayılı dosyası, Antalya 1. İcra Dairesinin 2009/4257 Esas sayılı dosyası, Antalya 3. İcra Dairesinin 2009/5564 Esas sayılı dosyası, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/229 Esas sayılı dosyası ve banka hesap hareketlerine ilişkin kayıtlar incelenerek buna ilişkin aldırılan hesap bilirkişi ek raporu da bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı tarafça peyderpey bir kısım ödemelerin yapıldığı, bunların tamamının makbuz karşılığı olmasa da davacının kendisine ve yakınına sözleşme sonrası yapıldığı, bir kısmının iş için doğrudan ödeme şeklinde olduğu, şöyle ki; bilirkişi incelemesi ile tespit edilen ve mahkemece davaya konu sözleşme nedeniyle yapıldığına kanaat getirilen; davacı ile ...'ın banka hesabına ödenen 18.500,00 TL, ... hesabından ... hesabına ödenen 10.000,00 TL, ... hesabından davacı ... hesabına ödenen 19.500,00 TL ile davacı tarafça ödendiği kabul edilen 40.000,00 TL ile 7. celsede tanık olarak dinlenilen ... ifadesinden anlaşılan 10.000,00 TL ödemenin de davalı tarafça yapılan ödemeler içerisinde yer alıp mahsubu gerektiği kanaatine varıldığı, yine Antalya 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/136 Esas sayılı dosyasında verilen karar doğrultusunda dosya davacısı ...'in, dosya davalısı ...'a aynı sözleşme kapsamındaki işler nedeniyle 83.940,36 TL borçlu olduğu, Antalya 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/229 Esas sayılı dosyası nedeniyle dosya davacısı ...'in dosya davalısı ...'a aynı sözleşme kapsamındaki işler nedeniyle bilirkişi raporunda her ne kadar 64.522,00 TL olarak yazılmış ise de, bozma sonrası yapılan yargılama neticesinde dosya numarası 2016/671 Esas, 2017/283 Karar sayısını almış olup, 47.057,68 TL borçlu olduğunun anlaşıldığı, bu bedellerin de davalı ödemeleri içerisinde yer alarak mahsuba dahil edilmesi gerektiği, toplamda 228.998,04 TL'nin davalı payına düşen 372.225,00 TL'den düşüldükten sonra davacının geriye kalan 143.226,96 TL kadar daha alacaklı olduğu, davalı tarafından 11.10.2006 tarihinde üzerinde villa inşa edileceği hususunda sözleşmeye konu edilen arsanın satışından bir gün önce davacıya yapılan 106.000,00 TL ödemenin ise arsa bedeli olduğu kabul edildiği, taraflar arasındaki sözleşme gereği bu ödenen bedelinin inşaat maliyetlerine dahil edilmesi gerektiği hususunda anlaşmaya varıldığı yönünde bir ispat bulunmadığından hesaplamalarda davalı yararına mahsuba konu edilemeyeceği kanaatine varıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 143.226,96 TL'nin 20.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı taraftan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 06.12.2019 tarihli kararına karşı süresi içerisinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 09.12.2021 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Dairece, davanın tarafları arasındaki adi ortaklık hükümlerine ilişkin yazılı bir sözleşme bulunmadığı, her iki taraf arasında yazılı sözleşme bulunmamasına karşın adi ortaklık ilişkisinin bulunduğu, adi ortaklık sözleşmesinin mülga 818 sayılı BK'nın 521. maddesi uyarınca aksine hüküm bulunmaması halinde hisselerin eşit olduğu, bu yasal karinenin aksinin kararlaştırıldığının iddia eden tarafça kanıtlanması gerektiği, adi ortaklığın sona erme sebeplerinin gerçekleşmesiyle birlikte tasfiye aşamasına gireceği, buna bağlı olarak, 6098 sayılı Kanun'un 149. maddesi uyarınca ortakların tasfiye alacağını isteme hakkının da muaccel olacağı, tasfiye alacağının zamanaşımına uğraması bakımından da sona erme anının belirleyici olduğu, somut olayda; davacı ile davalı ve dava dışı arsa maliki arasında imzalanan 20.12.2006 tarihli Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi kapsamında davacı tarafından kuruluş amacına uygun olarak adi ortaklıkça yapıldığı iddia edilen yapının, iskân ruhsatının alındığı tarih itibariyle tamamlandığı, dolayısıyla, davacının varlığını ileri sürdüğü adi ortaklığın, ortaklık amacının gerçekleştiği bu tarihte sona erdiği kabul edilerek, buna göre yerel mahkemece, adi ortaklığın sona erme tarihinin tespiti ile davalının zamanaşımı def’i savunması karşısında denetlenebilir bir gerekçe ile değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
2. İlk Derece Mahkemesinin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına ve zamanaşımının dolmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 143.226,96 TL'nin 20.12.2013 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde talep edilen bedelin, davalının dava açılmadan önce icra dosyalarına yaptığı ödemelerin mahsubu ile belirlendiğini, mahkeme kararında ise iki defa mahsup yapılarak karar verildiğini, davalı tarafından hangi hukuki ilişki için gönderildiği belli olmayan, makbuzsuz veya davacının yakınına gönderilen ödemelerin de davalının borcundan mahsup edildiğini, ispat yükü yerine getirilmemiş olmasına rağmen mahsup yapılmaması gerektiğini beyan etmektedir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde; adi ortaklığa ait olan villanın 10.000,00 TL'ye satıldığını, adi ortakların 5.000,00 TL'den sorumlu olduklarını, müvekkilince davacıya gönderilen 106.000,00 Amerikan Dolarının, inşaat işlemlerine başlanması, taşınmazın alımının yapılması ve yapılacak olan inşaat giderlerine katkı için olduğunu, müvekkilinin bu inşaat işi hariç davalı ile hiçbir hukuki ilişkisi bulunmadığından bu bedelin davacı alacağından mahsubunun gerektiğini, Antalya 1. İcra Dairesinin 2009/4257 E. sayılı dava dosyasında ödenen bedel dikkate alındığında davacının sorumlu olduğu bedel 64.522,00 TL olmasına rağmen yerel mahkemece rakamın 47.057,68 TL olarak hesap edildiğini ve müvekkilinin ödemek zorunda kaldığı bedelin daha fazla hesaplandığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, adi ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen İlk Derece Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harçlarının temyiz eden taraflara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 22.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.