Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2024/10871 E. 2025/6988 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10871
- Karar No
- 2025/6988
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/257 Esas, 2024/821 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/408 Esas, 2021/657 Karar Taraflar arasındaki tapu sicilinin hatalı tutulması nedeniyle uğranılan zararın 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tazmini istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı Hazine vekilince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, Miktar veya her paydaş için değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın her paydaş için değeri kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Davacılardan ..., ...,..., ..., ... için hükmedilen ve temyize konu edilen miktar Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 378.290.00 TL’nin altında kalmaktadır. Bu nedenle; davalı Hazine vekilinin davacılardan ..., ..., ..., ..., ... yönünden temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. Davalı Hazine vekilinin davacılar ..., ..., ..., ... yönünden hükmedilen tazminat bedeli yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildiğini, ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Bursa ili, ..., köyü 231 ada 2 parsel sayılı taşınmazın ilk hali 11.240 m² miktarında ve 1/2'şer pay olarak ... ve ... adına kayıtlı iken 13.07.1976 tarihinde davacılar, davacıların murisleri ve dava dışı hissedar tarafından satın alındığı, 05.10.2010 tarihli tesis kadastro ile taşınmazın 5.938,60 m² miktarlı olarak kayıt olduğu, dava konusu parselin tapu zabıt kaydındaki yüzölçümünün yarı yarıya azaltıldığı, 11.240.00 m²lik taşınmazın 5.938,60 m²si ormana ve yol olarak bırakılarak maliklere 5.301,40 m² alan kaldığını belirterek, uğradıkları zarar nedeni ile belirlenecek tazminatın davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Hazine vekili cevap dilekçesinde özetle; ... köyü 231 ada 2 nolu parsel hakkında açılan davanın, Bursa 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/3658 Esas, 2012/1391 Karar sayılı kararıyla, reddedildiği tespit edilmiş olduğu, davalı parsele ait askı ilanının kesinleşmesinden sonra, 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtiğinden, parsel yüzölçüm miktarının tapu kayıt miktarından eksik belirlendiği gerekçesiyle, yukarıda açıklanan gerekçelerle davacılar vekili tarafından yasal dayanaktan yoksun olarak açılan tazminat talepli davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne, belirlenen tazminat bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı Hazine vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, kadastro tutanağının edinme sebebinde de belirtildiği üzere tespite esas alınan zabıt kaydının hudutlarındaki değişikliğin tedavülden ileri geldiğini ve parselin kesinleşmiş Devlet Ormanına hudut bulunduğunu ve orman parseli sınırlandırma krokileri ve haritalarına aynen uyduğunu ve kayıt miktarı ile fiili zemin arasındaki farklılığın kayıt kapsamında kalan taşınmazın bir kısmının kesinleşmiş orman tahdidi içinde kalmasından kaynaklandığını, tapu kayıtlarında " Afete Maruz Bölge'' belirtmesi bulunan yapı ve ikamete yasaklanmış afet bölgesinde bulunan dava konusu taşınmaz için tazminat talep edilemeyeceğini, tazminata hükmedilen değerin gerçek değerinin çok üstünde fahiş bir bedel olduğunu, davanın zamanaşımından reddi gerektiğini, davanın kısmi dava şekline göre açıldığını, ıslah yapılan miktarın ıslah tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava tarihi itibarıyla faize hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu taşınmazın 05.10.2010 tarihinde kesinleşen kadastro tutanağı ile yüzölçümünde azalma meydana gelmesi sebebiyle davacının zararının oluştuğu, arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği belirtilerek davalı Hazine vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Hazine vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf başvuru dilekçesinde belirttiği hususları tekrarla Bölge Adliye Mahkemesi kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3. Yapılan incelemede davacılar, davacıların murisleri ve dava dışı hissedarların 13.07.1976 tarihinde 11.240.00 m² yüzölçümlü taşınmazı, .... ile... isimli şahıslardan satın aldığı, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 2010 yılında yapılan kadastro çalışmaları esnasında iş bu tapu kaydının zemine uygulandığı ve taşınmazın 231 ada 2 parsel sayılı taşınmaz olarak 5.301,40 m² yüzölçümü ile davacılar, davacıların murisleri ve dava dışı hissedarlar adına 5.10.2010 tarihinde tescil edildiği belirlenmiştir. 4. Eldeki davada tazminata konu edilen alan 1976 yılında satın alınan 11.240.00 m² alan ile yapılan kadastro çalışmalarında şahıslar adına tescil edilen 5.301,40 m² alan arasındaki yüzölçümü farkına ilişkin 5.938,61 m²lik kısımdır. Davacılar adına tescil edilen 231 ada 2 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağı incelendiğinde “kayıt miktarı ile fiili zemin arasındaki” yüzölçüm farklılığının kayıt kapsamında kalan taşınmazın kesinleşmiş orman tahdit sınırları içinde kalması nedeni ile oluştuğu anlaşılmıştır. 5.Dosya arasında bulunan fen bilirkişi raporu ve krokisinde;uyuşmazlığa konu 5.938,61 m²lik eksilen yüzölçümüne ilişkin bölümün 155,58 m²sinin ... Karayolunda, 5.783,02 m²sinin ise 101 ada 1 nolu orman parseli içerisinde kaldığı tespit edilmiştir. 6.Davacı ... murisi ... tarafından 13.07.1976 tarihinde satın alınan tapu kaydına dayanılarak açılan orman tahdidine itiraz davasında davaya konu yerin 101 ada 1 parsel içerisinde kaldığı belirtilerek davanın reddine karar verildiği iş bu davanın 04.05.2015 tarihinde kesinleştiği, eldeki davanın ise 04.09.2020 tarihinde zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. 7.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde 13.07.1976 tarihli zabıt kayıtlarına göre 11.240.00 m² olarak satın alınan taşınmazın yapılan kadastro çalışmaları ile 5.301,40 m² olarak tapuya tescil edilmesi neticesinde ,dava konusu taşınmazın yüzölçümünde meydana gelen 5.938,60 m²lik eksilen bölüm yönünden davacı tarafın uğradığı zarar gözetilerek, işin esasına girilmesi yerinde olup dava konusu arsa niteliğindeki taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 8. Buna karşın, davacı ... payı yönünden yapılan hesaplamada, adı geçen davacının davaya konu 5938,60 m² eksilen bölümde 13.07.1976 tarihli 1 sıra nolu tapu kaydında 1/11 oranında hisse sahibi olan murisi ...’ndan kendisine isabet edecek olan miras hissesi oranındaki payına hükmedilmesi gerekirken davaya konu olmayan 232 ada 2 parsel sayılı taşınmazda satın almak sureti ile malik olduğu 2/11 oranındaki hissesi üzerinden hesaplama yapılmak sureti ile hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; A. Davalı Hazine Vekilinin Davacılar ...,..., ..., ..., ...'e İlişkin Temyizi Yönünden; Davalı Hazine vekilinin temyiz dilekçesinin miktardan REDDİNE, B. Davalı Hazine Vekilinin Davacılar ..., ..., ..., ...'na İlişkin Temyizi Yönünden; 1.Davalı Hazine vekilinin davacılar ..., ..., ..., yönünden temyiz isteminin reddine, 2. Davalı Hazine vekilinin davacı ... yönünden temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesinin kararının BOZULMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,06.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.