Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/8679 E. 2025/11051 K.

Konu: Dava Konusu Taşınmazların Davacı İdare Adına Tescili

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/8679
Karar No
2025/11051
Karar Tarihi
Konu
Dava Konusu Taşınmazların Davacı İdare Adına Tescili

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1159 Esas, 2023/1406 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/196 Esas, 2021/309 Karar Taraflar arasındaki dava konusu taşınmazların davacı idare adına tescili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın 1303 parsel sayılı taşınmaz yönünden davalı ... bakımından reddine, diğer dava konusu taşınmazlar yönünden kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı idare vekilince tarafından temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, Nallıhan ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 350, 504, 583, 1121, 1339, 1408 ve 1303 parsel sayılı taşınmazların tapuda davalılar adına kayıtlı bulunduğunu, dava konusu taşınmazların 22.03.1956 tarihinde Etibank tarafından ... Hidroelektrik Santrali ve Baraj sahasında kalmasından dolayı kamulaştırmaya tabi tutulduğunu, Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1956/752 esas sayılı dosyası kapsamında belirlenen bedelin taşınmaz sahibine ödendiğini, dava konusu taşınmazların 28.04.1956 tarihi itibarıyla kamu hizmetine fiilen tahsis edildiğini, Ankara ili, Nallıhan ilçesi, ... Mahallesinde bulunan 916, 1026, 1056 ve 1114 parsel sayılı taşınmazların davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 16 ncı maddesi uyarınca sicilden terkini ile 221 sayılı Kanun'un 1 inci ve 7 nci maddeleri uyarınca davacı .... Genel Müdürlüğü yararına mülkiyet hakkının tesciline, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Bir kısım davalılar cevap dilekçesinde özetle; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile davalılar adına olan tapu kaydının iptali ve davacı idare adına tesciline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; geçerli bir kamulaştırma işleminin bulunmadığını, bedelsiz tescile karar verilemeyeceğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı dava konusu taşınmazların davalılar murisi ... tarafından açılan bedel artırım davası sonucunda Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.07.1956 tarihli ve 1956/752 Esas, 1956/282 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı bu durumda adı geçenler yönünden kamulaştırma işleminin kesinleştiği, ancak dava konusu taşınmazlardan 1303 parsel sayılı taşınmaz yönünden de aynı davada karar verilmiş ise de bu parselin tapulama ile 1952 yılında ... adına tescil edildiği, ... yönünden de bu parsel ile ilgili açılmış bedel artırım davası bulunmadığı, dava konusu taşınmazın ... Barajı kamulaştırması kapsamında olup 28.04.1956 tarihinde baraj kapaklarının kapandığı ve su tutulumunun başladığı dikkate alındığında her ne kadar 14.10.1956 tarihinden önce el atıldığı ve 221 sayılı Kanun kapsamında olduğu değerlendirilse de karardan sonra 04.08.2022 tarihli ve 31913 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesinin 24.04.2022 tarihli ve 2022/46 sayılı kararı ile 221 sayılı Kanun'un tümü ile iptaline hükmedildiği ve aynı kararda, iptal kararının Resmî Gazete'de yayımı tarihinden itibaren 9 ay sonra yürürlüğü gireceğinin belirtildiği, bu durumda 05.05.2023 tarihi itibari ile hak düşürücü sürenin düzenlendiği söz konusu Kanun'un yürürlükten kalktığı ve kanun koyucu tarafından yeni bir düzenleme de yapılmadığından, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın 1303 parsel sayılı taşınmaz yönünden davanın reddine, diğer taşınmazlar yönünden ise davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle;dava konusu 1303 parsel yönünden el atmanın 28.04.1956 tarihi olduğunu, 221 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davanın kabulü gerektiğini ileri sürerek kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazların davacı idare adına tescili istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun'un) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dava konusu 350, 504, 583, 1121, 1339 ve 1408 parsel sayılı taşınmazların davalıların murisi ... adına 10.03.1952 tarihinde kadastro tespiti ile tescil edildiği, dava konusu 1303 parselin ise ... adına 10.03.1952 tarihinde kadastro tespiti ile tescil edildiği, muris ... tarafından açılan bedel artırım davası sonucunda Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.07.1956 tarihli ve 1956/752 Esas, 1956/282 Karar sayılı kararı ile kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verildiği ve kararın Yargıtay incelemesinden geçerek onandığı, bu durumda davalıların murisi yönünden Mülga 6541 sayılı Kanun uyarınca kamulaştırma işlemi kesinleştiğinden davanın kabulü ile dava konusu taşınmazların davalı muris ... adına olan tapu kayıtlarının iptali ile davacı idare adına tapuya tescil edilmesinde ve 1303 parsel yönünde Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.07.1956 tarihli ve 1956/752 Esas, 1956/282 Karar sayılı ile kamulaştırma bedelinin artırılmasına karar verilmiş ise de bu parselin tapulama ile 1952 yılında ... adına tescil edildiği, ... yönünden de bu parsel ile ilgili açılmış bedel artırım davası bulunmadığından bu parsel yönünden reddine karar verildiği anlaşılmıştır. 3. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 4. Dava konusu taşınmazlardan 1303 parsel yönünden yapılan incelemede, davacı idare tarafından taşınmaza 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığı ileri sürüldüğünden, dava konusu taşınmazlara ne zaman el atıldığı, ilgili resmi kuruluşlardan dava konusu taşınmazların 1956 öncesi hava fotoğrafları temin edilerek, refakate re'sen alınacak hava fotogrometri uzmanı bilirkişiler eşliğinde mahallinde keşif yapılarak, hava fotoğrafları üzerinde dava konusu taşınmazın konumu da işaretlettirilmek suretiyle ve tarafların dava konusu taşınmazlara el atma ile ilgili tanık ve teslim tutanağı, geçici ve kesin kabul tutanakları da dahil olmak üzere tüm delillerinin sorulup, taşınmaza fiilen hangi tarihte el atıldığı kesin olarak saptanıp; bedel artırım davası sonucunda Nallıhan Asliye Hukuk Mahkemesinin 16.07.1956 tarihli ve 1956/752 Esas, 1956/282 Karar sayılı kararının gerekçesinde baraj su kapaklarının 28.04.1956 tarihinde kapatılarak gölün teşekkül ettiğinin belirtiği, eldeki dosyada alınan raporda ise fiili el atmanın 1966 yılında gerçekleştiğinin belirtildiği gözetildiğinde oluşan çelişkinin de giderilerek; 221 sayılı Kanun’un 1 inci ve 7 nci maddeleri ile 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun geçici 4 üncü maddesi ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar, 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında, 221 sayılı Kanun’un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihinin 04.05.2023 olduğu ve Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetildiğinde, 09.10.1956 tarihinden önce fiilen el atılan ve kamuya tahsis edilen taşınmazlar ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına kamulaştırılmış ve dava konusu taşınmazın mülkiyeti 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 705/2 inci maddesi gereğince tescilden önce kazanılmış sayılacağından, mahkemenin vereceği tescil kararının yenilik doğurucu değil daha önce meydana gelmiş bir hukuki durumu tespit edici (bildirici) nitelikte bulunmasından dolayı davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi bozmayı gerektirir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı idare vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Davacı idareden peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 14.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/8679, K. 2025/11051, T. 14.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-8679-e-2025-11051-k-9956aedb3eb7