Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2025/7760 E. 2025/11395 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/7760
Karar No
2025/11395
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/6 Esas, 2025/359 Karar KARAR : Kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4650 sayılı Kanun'la değişik 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 10 uncu maddesine dayanan kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın göl alanı olarak tapudan terkini davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozma kararına direnilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi direnme kararı davacı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; dosya Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiş, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonunda Dairemiz bozma kararı uygun bulunmuş, Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararının bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı idare vekili dava dilekçesinde; .... ili, ..., ... tapuya kayıtlı ... ada ... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespiti ve kamulaştırılan taşınmazın göl alanı olarak tapudan terkinini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın, tarım arazilerinin son derece kıymetli olduğu bir bölgede yer aldığını, davacı idarece satın alma için teklif edilen taşınmaz ve meyve ağaçlarına ilişkin bedellerin piyasa rayiç bedelinin çok altında olduğunu, özellikle dut ağaçlarının ipek böcekçiliği için yetiştiriliyor olmasının dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmaz başında yapılacak keşif esnasında özellikle bölgedeki sulu tarım arazilerinden yılda iki kez ürün alındığının tespit edilmesi gerektiğini, gerçekçi olmaktan uzak veriler yerine uzman bilirkişinin arazinin yapısına, önemine, köyde yetiştirilen ürünlere ve bunlara ilişkin gerçek verim miktarları ile ürünlerin gerçek piyasa değerleri esas alınarak taşınmazın değerinin belirlenmesini, yapı ve eserlerin de niteliklerine göre gerçek değer üzerinden hesaplanmasını talep ettiğini, ayrıca ekonomik anlamda çiftçinin tamamen toprağa bağlı oluşu, tarım arazilerinin azlığı ve nitelikleri dikkate alındığında yöreye uygun kapitalizasyon değerinin tespiti ile hesaplamanın buna göre yapılması gerektiğini beyan etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2021 tarihli ve 2020/186 Esas, 2021/40 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne ve kamulaştırma bedelinin tespiti ile davalılara ödenmesine, dava konusu taşınmazın davalılar adına olan tapu kaydının iptali ile baraj gölü sahası içerisinde kalması sebebiyle davacı idare lehine tapudan terkinine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2021/1987 Esas, 2022/1837 Karar sayılı kararı ile kapama bahçe niteliğindeki taşınmazın sulu vasfında ve kapitalizasyon faiz oranın da %4 olarak uygulanmak suretiyle net gelir yöntemine göre olduğu gibi kullanılması hâlinde getireceği net gelir esas alınarak dava tarihi itibarıyla davaya konu taşınmazın sonuç metrekare birim değerinin 72,15 TL olarak tespit edilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddi ile kamu düzeni ilkesi gereğince resen faiz hükmü hatalı olduğundan bu hususta düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur. V.BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1.Bölge Adliye Mahkemesinin 31.05.2022 tarihli ve 2021/1987 Esas, 2022/1837 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; Türkiye ortalamasına göre, üretim masraflarının brüt gelirin 1/3'ünden az olamayacağı gözetilmeden brüt gelirin yaklaşık 1/7'si oranında masraf düşülmek suretiyle hesap yapan bilirkişi kurulu raporuna göre fazlaya hükmedilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/398 Esas, 2023/1107 Karar sayılı kararı ile bozma kararına direnilmesine karar verilmiştir. C. Dairemizce Yapılan İnceleme Sonucu Dosyanın Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna Gönderilmesi Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin 22.06.2023 tarihli ve 2023/398 Esas, 2023/1107 Karar sayılı direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, Dairemizin 27.02.2023 tarihli ve 2022/10017 Esas, 2023/1762 Karar sayılı kararı ile temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın 6763 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası uyarınca yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir. D. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından yapılan inceleme sonunda verilen 04.12.2024 tarihli ve 2023/5-1029 Esas, 2024/605 Karar sayılı kararı ile Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan direnme kararının bozulmasına ve dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. E. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin 26.02.2025 tarihli ve 2025/6 Esas, 2025/359 Karar sayılı kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; idarenin yargı harçlarından muaf olduğunu, yerel mahkeme kararında, dava tarihinden itibaren dört ay dolduğundan, bu tarihten karar tarihine kadar yasal faiz işletilmesine ilişkin hüküm kurulmasına rağmen, bankaya depo edilen kamulaştırma bedellerine işlemiş nemaların da davalılara ödenmesine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda hesaplama yapılırken münavebe ürünlerinde vatandaşların kendi ihtiyaçları için yetiştirdikleri sebzelerin göz önüne alındığını, hesaplamaya dahil edilen biber bitkisinin veriminin yüksek alındığını, üretim masraflarının düşük hesaplandığını, kapitalizasyon faiz oranının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın keşfi sırasında taşınmazda sebze ekili olmamasına rağmen sebze münavebesi uygulanmasının hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazın sulu tarım arazisi olmadığını, dava konusu taşınmazın motopomla yapılan sulama masraflarının dikkate alınmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. 2. Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; taşınmaza ilişkin kamulaştırma bedelinin İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerinin bildirmiş olduğu bilimsel maliyet veriler esas alınmaksızın mahkemece resen brüt gelirin 1/3'ü maliyet olarak kabul edildiği bu hesap yöntemiyle gerçek derçek değerin altında kamulaştırma bedelinin tespit etmiş olmasının mülkiyet hakkının açık ihlali sonucunu yarattığını, tarım arazilerinin kamulaştırma bedeli tespit edilirken taşınmazın bulunduğu yer İl ve İlçe Tarım Müdürlüklerinin vermiş olduğu maliyet cetvellerindeki veriler üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, dava konusu taşınmazın bulunduğu ... yoğun nüfus oranına göre az olan tarımsal alanlar, geçimin tamamen tarım ve hayvancılığa dayalı olması, dava konusu taşınmazın köy-mezra merkezinde olması gibi hususlar nazara alındığında objektif değer artışının hesaplanmamış olmasının doğru olmadığını, makul oranda objektif değer artışının uygulanması gerektiğini, Bölge Adliye Mahkemesi söz konusu dosyada istinaf incelemesini duruşmalı olarak yaptığını, buna rağmen duruşma vekâlet ücretine hükmedilmediğini, her ne kadar kamulaştırma bedeli dava tarihi itibarıyla hesaplanacak olsa da bu husus aradan geçen sürede yaşanan enflasyon karşısında müvekkillere ödenmesi gereken kamulaştırma bedelinin değerini yitirdiği ve yasal faizin bu hususta yeterli olmadığı gözetilerek bu anlamda Bölge Adliye Mahkemesinin faiz yönünden anayasa mahkemesinin Anayasa Mahkemesinin 2017/.... Başvuru no ve 16.03.2023 tarihli kararı ve yine Anayasa Mahkemesinin 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas, 2023/69 Karar sayılı kararı doğrultusunda makul ve yaşanan enflasyona uygun bir oranda faize hükmetmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurmasının bozmayı gerektirdiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, dava konusu taşınmazın kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Dava 01.08.2023 tarihinden önce açılmıştır. Anayasa’nın 153 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan; “İptal kararları geriye yürümez.” hükmü ve Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulunun; “Her davada açıldığı tarihte tespit edilen vaziyet hükme ittihaz olunması iktiza eylemesine…” gerekçesini içeren 28.11.1956 tarihli ve 15/15 sayılı kararı ile; “Her dava açıldığı tarihteki fiili ve hukukî duruma göre karara bağlanır.” genel hukukî prensibini hâvi Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 10.05.2017 tarihli ve 2017/3-990 Esas, 2017/954 Karar sayılı kararları nazara alındığında fark kamulaştırma bedeline dava tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 2942 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası gereğince davanın açıldığı tarihten 4 ay sonrasından başlamak üzere yasal faiz uygulanması yerindedi 3. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozma ile kesinleşen ve karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 4. Dairemizin bozma kararı üzerine yapılan yargılama nedeniyle duruşma açıldığından davalı lehine istinaf duruşma vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmemesi doğru görülmemiştir. Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kararın düzeltilerek onanması gerekir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Davacı idare vekilinin tüm, davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davalılar vekilinin temyiz itirazının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (C) numaralı bendinin (1) nolu alt bendinin çıkarılarak yerine "İstinaf incelemesi duruşmalı yapıldığından 16.000,00 TL vekâlet ücretinin davacı idareden alınarak davalıya verilmesine," cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Davacı idarede harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davalıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 21.01.2004 tarihli ve 2004/10-44 Esas, 2004/19 Karar sayılı kararı ve müstakar kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere Anayasa Mahkemesinin iptal kararlarının kesin hüküm halini almamış derdest davalar yönünden uygulanmaları gerekir. Zira Anayasa Mahkemesinin iptal kararları usulî kazanılmış hakkın ve aleyhe bozma yasağının istisnasını teşkil ederler. Bu nedenle somut olayda temyiz eden davalılar vekilinin faiz uygulamasına ilişkin olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında değerlendirilecek bir talebinin (Davalılar vekilinin bilâ tarihli temyiz dilekçesi) de dosya münderecatında bulunması karşısında, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 10 uncu maddesinin dokuzuncu fıkrası hükmünün iptali yönünde Anayasa Mahkemesi tarafından verilen ve 01.08.2023 tarihli, 32266 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 05.04.2023 tarihli ve 2022/83 Esas - 2023/69 Karar sayılı iptal kararı doğrultusunda karar verilmeli ve “dava tarihinden itibaren mahkeme karar tarihine kadar” Anayasanın 46 ncı maddesinin son fıkrası hükmü nazara alınarak faize hükmedilmelidir. Hâl böyle iken, eldeki derdest somut davada temyiz eden davalılar vekilinin faiz hükmüne yönelik temyiz talebine ilişkin olarak Anayasa Mahkemesi iptal kararının uygulanmadığı ve Dairemiz "Düzeltilerek Onama" kararının "Değerlendirme" bölümünün 2 No.lu bendinde gerekçesi yazılı çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 15.09.2025

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2025/7760, K. 2025/11395, T. 15.09.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2025-7760-e-2025-11395-k-0bfcab2f0dfb