Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/4387 E. 2023/11842 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/4387
Karar No
2023/11842
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1450 Esas, 2022/1255 Karar KARAR : Esastan ret/Yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/411 Esas, 2021/735 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesinc davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davalı idare vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Ankara ili, Mamak ilçesi, ... Mahallesi, 1916 ada 50 parsel sayılı taşınmazda hissedar olduğunu, söz konusu taşınmazın 22.09.1965 tarihli parselasyon planı kapsamında 162,00 m²sinin yol ve yeşil alana ayrıldığı ve 812,00 m²lik kısmının ise zayiat olarak kesildiğini, geri kalan bölümlerin imar adalarına şuyulandığını, zayiat olarak kesilen bu yerin de davalı idare tarafından kamulaştırma yapılmadığı halde fiilen yol yapılmak suretiyle kullanıldığından bahisle kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle görev,husumet ve zamanaşımı itirazında bulunarak, müvekkili tarafından dava konusu taşınmaza herhangi bir müdahalenin söz konusu olmadığını belirterek haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri 1. Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 3194 sayılı İmar Kanun'un 42 nci maddesinde belirtilen % 25 oranına kadar belediyenin eksilterek vatandaşlara teslim yetkisi yani zayiat kesintisi Anayasa Mahkemesinin 22.11.1963 tarihli ve 1963/65 Esas, 1963/278 Karar sayılı kararı ile iptal edilerek 14.01.1964 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiş olup, bu tarihten sonra 56800 nolu parselasyon planının kesinleştiği tarih itibari ile zaiyat adı altında kesinti yapılması yasal olarak mümkün olmadığından, zaiyat adı altında kesilen 812,00 m² bölüm bedelinin de hesaba dahil edilmesi gerektiği gözetilmeden sadece yol olan 162,00 m²lik kısmın bedeline karar verilmesinin doğru olmadığını ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; zaiyat olarak ayrılan taşınmaz bölümünün yasal düzenleme ortaklık payı sınırları içinde olduğunu ve bedelinin istenemeyeceğini, bedelin yüksek belirlendiğini ileri sürmüştür.

B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile parselasyon planı doğrultusunda yol olarak ayrılan ancak davacılar murisi adına tapuda yaşamaya devam eden 162,00 m² yüzölçümündeki taşınmaz halen yol olarak kullanıldığından, arsa niteliğindeki bu taşınmaza emsal karşılaştırması yapılarak bedelinin tespiti ve davalıdan tahsiline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği,zaiyat olarak ayrılan 812,00 m² yüz ölçümündeki bölüme gelince; dava konusu taşınmazın öncesinde 3.456,00 m² senet alanlı iken imar idare heyetinin 08.06.1966 tarihli ve 275 sayılı kararı ile onaylanan 56800 numaralı parselasyon planı ile uygulamaya alınarak 812,00 m² zayiat olarak ayrıldığı, 56800 nolu plan gereği "zayiattır" şerhinin tapuya işlendiği ve tapudan terkin edildiği, 09.07.1956 kabul tarihli 6785 sayılı İmar Kanunu'nun 42 nci maddesinde belirtilen % 25 oranına kadar belediyenin eksilterek vatandaşlara teslim yetkisi yani zayiat kesintisi Anayasa Mahkemesinin 22.11.1963 tarihli ve 1963/65 Esas, 1963/278 Karar sayılı kararı ile iptal edilerek 14.01.1964 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdiği, söz konusu maddenin yeniden düzenlendiği 1605 sayılı Kanun'la 11.07.1972 tarihinde yürürlüğe girmiş olup bu tarihler arasında yapılan uygulamalar sırasında zayiat ya da Düzenleme Ortaklık Payı adı altındaki kesintilerin dayanağı kalmadığından bu bölümün de bedeline karar verilmesi gerektiği, her ne kadar Kadastro Müdürlüğünün 29.12.2020 tarihli yazısında bu kısmın DSİ Genel Müdürlüğüne ait kanal yeri kanal olarak ayrıldığının belirtildiği ve mahkemece de bu gerekçe ile bu kısmın bedelinin davalı belediyeden istenemeyeceği kabul edilmiş ise de kanal olan yerin DSİ Genel Müdürlüğüne ait 289,00 m² yüzölçümündeki 1916 ada 49 parsel olduğu, dava konusu yer ile bir ilgisinin olmadığı ve dosyada mevcut tüm ifraz belgeleri ve imar uygulamalarında 812,00 m² yüz ölçümündeki kısmın zayiat olarak ayrıldığı bu kısmın sorumluluğunun imar uygulamasını yapan davalı ... olduğunun kabulü ile dosya içerisindeki bilirkişi raporunda tespit edilen metrekare birim bedeli üzerinden Dairemizce resen yapılan hesaplama sonunda; tapu kaydındaki 162,00 m² ile zayiat olarak kesilen 812,00 m²lik bölümlerde davacıların murisinin payına düşen tazminat bedelinin 732.864,07 TL olduğu tespit edildiği,bu nedenle, davalı idare vekilinin istinaf itirazlarının reddine, davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştrir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacıların 812 m² zayiat olarak kesilen kısmla,162 m² yol olarak el atılan toplam 974 metrekarede davacıların 731,89 metrekare payların bulunduğunu, pay karşılığının 966.094,80 TL olduğu halde Bölge Adliye Mahkemesince maddi hata yapılarak eksik bedele hükmedildiğini ve bu sebeple kararın düzelterek onanmasına karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

2. Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebebelerini tekrar ederek temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, davacı tapu malikleri ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2290 sayılı Belediye Yapı ve Yollar Kanunu'nun 6 ncı maddesi.

3. 3194 sayılı Kanun'nun 18 inci maddesi.

4. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) 11 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Dosyada bulunan kanıt ve bilgilerden arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde ve dava konusu taşınmazın 3456 m² senet alanlı iken Ankara İmar Heyetinin 08.06.1966 tarihli ve 275 sayılı kararı ile onaylanan 56800 numaralı parselasyon planı ile düzenlemeye alınarak 812m² zayiat olarak ayrılan kısım ile 162 m² yol ve yeşil alan olarak ayrılıp fiilen de yol olan ve tapuda halen bu miktarla davacılar uhtesinde bulunan kısma davalı idarece kamulaştırmasız el atıldığının kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı idare vekilinin tüm,davacılar vekilinin aşağıdaki bed kapsamı dışındaki temyiz itirazları kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

4. Dosya içindeki dava konusu taşınmazın tapu kaydına ve veraset ilamına göre davacıların toplam 731,89 m² pay karşılığı olan 966.094,80TL'ye hükmedilmesi gerekirken gerekçesi gösterilmeden daha az bedele hükmedilmesi bozmayı gerektirir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin tüm, davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,

2.Davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca BOZULMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, davalı idareden peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

28.11.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/4387, K. 2023/11842, T. 28.11.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-4387-e-2023-11842-k-ae5bae910fb5