Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/11075 E. 2025/10374 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11075
Karar No
2025/10374
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/279 Esas, 2022/278 Karar KARAR : Kabul İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 24. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/427 Esas, 2019/340 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsiline ilişkin davada yapılan yargılama sonucunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle 221 sayılı Amme Hükmi Şahısları veya Müesseseleri Tarafından Fiilen Amme Hizmetlerine Tahsis Edilmiş Gayrimenkuller Hakkında Kanun (221 sayılı Kanun) uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu İstanbul ili, ..., ... Mahallesi 808 ada 1 ve 2 parsel (ifrazla 808 ada 6 ila 13 parsel) sayılı taşınmazların müvekkillerinin murisi ... adına kayıtlı iken usulüne uygun bir kamulaştırma yapılmaksızın hukuka aykırı olarak tapu kaydının iptal edildiğini, kendilerine herhangi tebligat yapılmadığı gibi, herhangi bir bedel de ödenmediğini, tescil davasında taraf teşkili sağlanmaksızın karar verildiğini belirterek kamulaştırmasız el atılan taşınmazların bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazdan ... Memba Suyuna ait su yolunun geçtiği, dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun ile kamulaştırılmış bir taşınmaz olduğunu, 221 sayılı Kanun uyarınca taşınmaz bedelinin hak düşürücü süre içinde talep edilmediğini ve dava açma hakkının süre yönünden ortadan kalktığını, süresinde açılmayan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkili idare adına verilen tescil kararının 221 sayılı Kanun’a uygun olduğunu, bu nedenle yolsuz tescil olarak nitelendirilemeyeceğini, tescilin yolsuz olduğu kabul edilse bile 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 712 nci maddesi uyarınca 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği gözetilerek müvekkili idare adına olan tescilin yolsuz tescil olmaktan çıktığını, tapu kaydının iptali talep edilemeyeceğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne ve el atma tazminatının davalı idareden tahsil edilerek davacılara ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun ile kamulaştırılmış bir taşınmaz olduğunu, taşınmazın 09.10.1956 tarihinden önce kamu idaresine fiilen tahsis edildiğini, 221 sayılı Kanun’da öngörülenin sicil dışı iktisap olduğunu, tapu kütüğünde 221 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi uyarınca yapılan tescil işleminin açıklayıcı mahiyette olduğunu, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin yüksek olduğunu, emsal alınan taşınmazların uygun niteliğe sahip olmadığını ileri sürmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu 808 ada 1 ve 2 parsel sayılı taşınmazların kadastro tespiti çalışmaları sonucunda 25.01.1957 tarihinde o tarihteki malikleri adına tespit ve tescil edildiği, ... İdaresi Genel Müdürlüğü tarafından Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/94 Esas, 1970/748 Karar sayılı dosyası ile hasımsız olarak açılan dava sonucunda taşınmazın ilâm gereğince 221 sayılı Kanun hükümleri uyarınca idare adına tesciline karar verildiği, karar gereğince hükmen ifraz edilerek 1 sayılı parselin 808 ada 6, 7, 8 ve 9 parsel numaralarını aldığı, 2 sayılı parselin de 808 ada 10, 11, 12, 13 parsel numaralarını aldığı, dava konusu taşınmazın 25.01.1957 tarihinde kadastro tespiti sonucu o tarihteki malikleri adına tespit edildiği ve dava açma hakkının da bu tarihte elde edildiği, dava konusu taşınmaza 09.10.1956 tarihinden çok önce ... Suyu Memba Sahası ve İsale Hattı nedeniyle el atıldığı, davacılar murislerinin 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.01.1961 tarihinden 2 yıl içinde, yani 13.01.1963 tarihine kadar gayrimenkullerin bedelini dava hakkı bulunduğu halde, 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde yer alan dava hakları, hak düşürücü süresi içinde kullanılmadığından, bu parsele ilişkin davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle 221 sayılı Kanun uyarınca hak düşürücü süre nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu uyuşmazlıkta 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanamayacağını, taşınmazın kadastrosunun 09.10.1956 tarihinden sonra kesinleştiğini, davalı idare tarafından 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca 10 yıllık hak düşürücü süre içinde kadastro tutanağına itiraz edilmediğinden işbu davada artık kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak herhangi bir itiraz ve savunmada bulunulamayacağını, taşınmazlara 09.10.1956 tarihinden önce el atıldığına ilişkin hiçbir somut delilin bulunmadığını, kaldı ki kadastro tutanlarında da idarenin herhangi bir kullanımının tespit edilmediğini, ayrıca Üsküdar 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1970/94 Esas, 1970/748 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılamada taraf teşkili sağlanmadığından bu davada verilen karar sonucunda yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunu, aynı bölgede yer alan taşınmazlara ilişkin bu gerekçeyi taşıyan Yargıtay 5. Hukuk Dairesi kararlarının bulunduğunu, 221 sayılı Kanun’un 09.10.1956 tarihinden önce el atılan taşınmazlar hakkında düzenleme içerdiğini, taşınmazın tapuya tescilinin kadastro yolu ile 09.10.1956 tarihinden sonra gerçekleşmesi halinde 221 sayılı Kanun’un uygulanamayacağını, dava konusu taşınmaz için belirlenen bedelin düşük olduğunu ileri sürmüştür.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacılar ile davalı idare arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili hususundadır.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun Geçici 4 üncü maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli ve 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarihli ve 2005/288 Esas, 2005/352 Karar sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 09.12.1989 tarihli ve 1989/14 Esas, 1989/49 Karar sayılı kararı ve 12.12.1989 tarihli ve 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek davanın reddine karar verilmesi yerindedir.

3. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davacılardan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

03.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/11075, K. 2025/10374, T. 03.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-11075-e-2025-10374-k-f399cdeb20c8