Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi
Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/3488 E. 2025/11060 K. – Kamulaştırmasız
Konu: Kamulaştırmasız Elatılan Taşınmazlar Bedelinin Tahsili
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 5. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/3488
- Karar No
- 2025/11060
- Karar Tarihi
- Konu
- Kamulaştırmasız Elatılan Taşınmazlar Bedelinin Tahsili
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 39. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/116 Esas, 2022/105 Karar KARAR : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 26. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/308 Esas, 2020/531 Karar
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmazlar bedelinin tahsili davasında yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı idare vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul ili, Üsküdar ilçesi, ... Mahallesi 88 ada, 3 (yeni 8 ve 9 parseller) parsel sayılı taşınmazın, 17.01.1958 tarihinde, 90 ada, 6 ( yeni 26 parsel) parsel sayılı taşınmazın 26.08.1966 tarihinde müvekkillerinin miras bırakanları adına tapulama yoluyla tescil edildiğini, söz konusu parsellerin kamulaştırma yapılmadan, bedel ödenmeden ve hasımsız açılan dava sonucu mahkeme kararıyla 16.10.1974 tarihinde İSKİ adına yolsuz tescil edildiğini, beyan ederek tazminat bedelinin davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı idare vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde özetle; taşınmazların 09.10.1956 tarihinden önce vakıf suları nedeniyle amme hizmetine tahsisli olduğunu, kamuya tahsis edilmesi nedeniyle 221 sayılı Kanun uyarnınca idareleri adına tescil edildiklerini, taşınmazların 1958 ve 1966 yıllarında tapuya tescil edildiklerini, davacıların dava açma haklarının bulunmadığını, taşınmazların kamu malı niteliğinde olmalarından dolayı özel mülkiyete konu edilemeyeceklerini, fiilen tahsis durumunun sözkonusu olduğunu ileri sürmüş, ek beyan dilekçesinde de taşınmazların 1956 yılından çok önce tapularının oluşmuş olduğunu beyan etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kamulaştırmasız el atılan arsa niteliğindeki taşınmazlara mahallinde yapılan keşif sonucu emsal karşılaştırması yapılarak değer biçen, usul ve yasaya uygun olarak düzenlenen bilirkişi raporuna göre el atma bedelinin davalı idareden tahsiline karar verilmesi doğru olduğu gibi, taşınmazların imar durumu ve konumuna göre belirlenen bedelin uygun olduğu, mülkiyet hukuku ilkeleri bakımından 221 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanma olanağının bulunmadığı (Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin 2020/11800 Esas), böylece mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, temel olarak davacı idare ile davalı tapu maliki arasındaki kamulaştırmasız elatılan taşınmazlar bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazlara emsal karşılaştırması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gibi, 90 ada 6 (yeni 26 parsel) sayılı taşınmazdaki davacılar payı karşılığına hükmedilmesinde; taşınmazın tesis kadastrosu ile muris malikler adına 26.08.1966 tarihinde tapusunun oluştuğu, kadastro tespitinin kesinleştiği tarihten itibaren 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3 üncü maddesinde belirtilen 10 yıllık hak düşürücü süre içinde 1974 yılında davalı idare tarafından açılan dava sonucunda, dava konusu taşınmazın 221 sayılı Kanun uyarınca hükmen davalı idare adına tesciline karar verilmiş ise de; dava hasımsız yürütüldüğünden, hükmünün icrası ile idare adına yapılan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğinde olup; dava konusu taşınmazın kök murisler adına 26.08.1966 tarihinde kadastro tespiti sonucu tapulama suretiyle tapuya tescil edildiği, dava açma hakkının da bu tarihte elde edilmiş olduğundan ve kadastro tespitinden önce 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği iddiası ileri sürülemeyeceğinden davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.
3.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurullarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı idare vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
4. Dava konusu 88 ada 3 (yeni 8 ve 9 parseller) parsel sayılı taşınmazın 221 sayılı Kanun uyarınca hükmen davalı idare adına tesciline ilişkin dava hasımsız yürütüldüğünden, hükmün icrası ile idare adına yapılan tescil işlemi yolsuz tescil niteliğinde olsa da; dava konusu taşınmazın tesis kadastrosu ile muris malikler adına 17.01.1958 tarihinde tapusunun oluştuğu, dava açma hakkının da bu tarihte elde edildiği, dava konusu taşınmaza 09/10/1956 tarihinden çok önce ... Suyu Memba Sahası ve isale hattı olarak el atıldığı, 221 sayılı Kanun 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girmiş olup kök tapu kayıtlarının iş bu yürürlük tarihinden önce oluştuğu dikkate alındığında, maliklerin 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi uyarınca 13.01.1963 tarihine kadar gayrimenkulün bedelini dava hakkı bulunduğu hâlde bu haklarını kullanmadıkları ve 2942 Sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun geçici 4. maddesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 24.02.2016 tarihli 2014/8-1084 Esas, 2016/158 Karar sayılı ve 25.05.2005 tarih 2005/288 Esas, 2005/ 352 Karar Sayılı kararı ile bu kararda sözü edilen Anayasa Mahkemesinin 9.12.1989 tarih 1989/14 Esas, 1989/49 sayılı kararı ve 12.12.1989 tarih 1989/11 Esas, 1989/48 Karar sayılı kararları nazara alındığında, 221 sayılı Kanun'un iptaline ilişkin Anayasa Mahkemesinin 21/4/2022 tarihli 2021/19 Esas, 2022/46 Karar sayılı kararının yürürlük tarihi olan 04.05.2023 tarihinden çok önce 13.01.1963 tarihinde iki yıllık hak düşürücü sürenin dolduğu ve davalı yararına kazanılmış hak oluştuğu, Anayasa Mahkemesinin iptal kararının kazanılmış hakları etkilemeyeceği gözetilerek işbu dava konusu parseller yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmesi bozmayı gerektirir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Davalı idare vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Davalı idareden peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.