Yargıtay · 5. Hukuk Dairesi

Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 2023/11000 E. 2025/10316 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/11000
Karar No
2025/10316
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2584 Esas, 2022/2071 Karar KARAR : Düzeltilerek yeniden esas hakkında verilen karar İLK DERECE MAHKEMESİ: Anamur 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/185 Esas, 2022/238 Karar

Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili ve ecrimisil talebine ilişkin davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararı üzerine yargılama yapan İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı idare vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu Mersin ili, Anamur ilçesi, ... Mahallesi 145 ada 7 parselin paydaşı olduğunu, söz konusu taşınmazın büyük bir kısmının dere yatağı ve kullanılamaz durumda olduğunu bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 10.000,00 TL tazminatın, kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faiz ile birlikte davalı kurumdan alınarak müvekkiline ödenmesine, haksız el atma tarihinden itibaren kamu alacakları için uygulanan en yüksek faizi ile 1.000.00 TL kamulaştırma kararının verildiği tarihten itibaren belirlenecek ecrimisil bedelinin, davalıdan alınarak müvekkili olan davacıya ödenmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı cevap dilekçesinde özetle; davanın reddi gerektiğini dava konusu taşınmazın 1885,33 m²lik kısmının "... Çayı Islah Projesi" güzergahına isabet ettiğinden 1968 yılında müvekkil idare tarafından kamulaştırma çalışmalarına başlandığını, taşınmaz ile ilgili kamulaştırma kararı alındığını kıymet takdir tutanağı düzenlendiğini, uzlaşma görüşmeleri yapıldığını; ancak davacı tapu malikinin müvekkili idare ile uzlaşmadığını, dava konusu taşınmazın el değiştirmesine engel olmak amacıyla tapu kaydı üzerine dava sonuçlanıncaya kadar teminatsız olarak ihtiyati tedbir konulmasını talep ettiklerini, kabul manasına gelmemekle birlikte, davacının davasının kabulü ile birlikte davacı tarafa bedel ödenmesine karar verilmesi halinde ise varsa taşınmaz üzerindeki ipotek, haciz gibi her türlü şerh ve kayıtların bedele yansıtılmasına ve bu tür kayıtlardan arındırıldıktan sonra dava konusu taşınmazın müvekkili idare adına tesciline karar verilmesini talep ettiklerini söz konusu davada ecrimisil talebinin de taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını mahkemece bu talebin kabulü halinde ecrimisil taleplerinin 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunun dikkate alınması gerektiğini ve mahkemece resen tespit edilecek başkaca sebeplerin de dikkate alınarak davanın reddine ve tüm yargılama giderlerinin karşı taraf üzerinde bırakılmasını talep ettiğini beyan etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kabulü ile taşınmaz bedeli ile belirlenen ecrimisilin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile davalı idare adına tesciline olarak tapudan terkinine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı idare vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davalı idare vekili istinaf dilekçesinde; kamulaştırmasız el atma davasının açılmasının kanuna aykırı olduğunu, dava konusu taşınmaza yönelik el atma söz konusu olmadığını, davacı taraf lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, İlk Derece Mahkemesi tarafından hükme esas alınan bilirkişi raporu bilimselliğe ve hukuka aykırı olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, münavebeye alınan ürünlerin verimleri yöre şartlarına uygun olmayacak şekilde yüksek tutularak net gelirin fazla hesaplandığını, arazilerde hem objektif değer artışı hem de kapitalizasyon faizi uygulanabilmesi için dava konusu arazinin aynı mevkide arazilerden farklı olarak hava limanına veya organize sanayi bölgesine yakın olması gibi somut objektif unsurların olması gerektiğini, ecrimisil hesabında 5 yıl için aynı ürün deseni kullanılmasının doğru olmadığını, eksik ve hukuka aykırı hükümler içeren yerel mahkeme kararının kaldırılması, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi gerektiğini talep ve dava ettiği görülmüştür.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; Jeodezi ve Fotogrametri Mühendisi ... ve Fen bilirkişisi ... tarafından tanzim olunan 26.05.2022 tarihli rapora göre dava konusu taşınmazın A harfi ile gösterilen kısmına 1956 yılından önce el atıldığı tespit edildiği, taşınmazın kadastro tespitinin ise 28.09.1974 yılında yapıldığı, buna göre, 221 Sayılı Yasanın somut olayda uygulama yeri bulunmadığından davacının A harfi ile gösterilen kısım yönünden de tazminat talep hakkı bulunmakta olup davalı idarenin bu yöne işaret eden istinaf sebepleri yerinde olmadığı, kaldırma kararından sonra yapılan keşfi takiben tanzim edilen jeolog bilirkişi raporuna göre taşınmazın B ile gösterilen kısmı da derenin etkisinde olduğundan bu kısmın da bedeline hükmedilmesi gerektiği, dava konusu taşınmazın arazi niteliğinde olduğu kabul edilerek, net gelir yöntemine göre değerinin tespit edilmesinin ve belirlenen bedellerin davalı idareden tahsiline karar verilmesinin doğru olduğunu; ancak mahkemece verilen ilk karar, davacı tarafça istinafa getirilmediği hâlde, ilk karar ile belirlenen bedelin yaklaşık iki katı miktarında bir tazminat tutarının, belirsiz alacak olarak açılmayan davada ikinci kez verilen ıslah dilekçesine itibar edilmek suretiyle hüküm altına alınması usul hatası olduğundan dairece hesaplanan 1.222.922,70 TL kamulaştırmasız el atma tazminatı, davalının ilk kararla birim bedellere dair oluşan usuli kazanılmış hakkı gözetilerek 1.026,471,80 TL olarak hüküm altına alınmış, kısmi davada ikinci kez yapılan ıslah, hiç yapılmamış sayılacağından, bu kısım yönünden davalı lehine yargılama harç ve giderine de hükmedilmemiş; ecrimisil yönünden yapılan incelemeye gelince; Dairece kaldırma kararında davacının talepte bulunduğu her yıl içi ayrı ayrı hesaplama yapılması gerektiği vurgulandığı halde karar gereği yerine getirilmeksizin yalnızca 2020 yılı için 54.690,88 TL ecrimisil hesabı yapıldığı diğer yıllara ilişkin hesaplama yapılmaması istinaf isteminde bulunan davalı idare lehine olduğundan, bu husus da ayrıca bozma konusu yapılmadığı, usuli kazanılmış hakka ilişkin gerekçelerle uyumlu şekilde ecrimisil miktarı da 27.635,80 TL olarak hüküm altına alındığı, kabule göre de, kaldırma kararında el atma tarihine göre yargılama giderlerinin nispi ya da maktu oluşunun belirlenmesi gerektiği yazılı olduğu halde ve taşınmaza 1983 yılından önce el atıldığı tespit edildiğine göre yargılama giderleri maktu olması gerekirken nispi olarak hüküm altına alınması da doğru olmadığından davalı idarenin istinaf başvurusunun kabulü düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmuştur.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;Bölge Adliye Mahkemesince bedellerin düşürülmesinin yerinde olmadığını vekâlet ücretinin dava değeri üzerinden hesaplaması gerektiğini ileri sürmüştür.

2.Davalı idare vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar etmiş ayrıca 221 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesi hükümleri dikkate alındığında 6830 sayılı İstimlak Kanunun'un yürürlüğe girdiği 09/10/1956 tarihinden önce kamulaştırma işlemi tamamlanmamış veya kamulaştırması hiç yapılmamış olmasına rağmen fiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsis edilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veya tamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızın fiili olarak el koyma sebebiyle mülkiyet hakkından doğan taleplere ilişkin dava hakkının 221 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 12.01.1961 tarihinden 2 sene sonrası olan 12.01.1963 tarihi itibarıyla düştüğü, bu tarihten sonra 09.10.1956 tarihinden önce el atılan taşınmazlarla ilgili dava açılamayacağı kabul edildiğinden davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, ... olarak davacı tapu maliki ile davalı idare arasında kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin tahsili ile ecrimisil istemine ilişkindir.

2. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. 221 sayılı Kanunun 1 inci maddesinde ''6830 sayılı İstimlak Kanununun yürürlüğe girdiği 09.10.1956 tarihine kadar kamulaştırma işlemine dayanmaksızın, Kamulaştırma Kanunlarının göz önünde tuttuğu maksatlara fiilen tahsis edilmiş olan gayrimenkuller ilgili amme hükmi şahsı veya müessesesi adına tahsis tarihinde kamulaştırılmış sayılır. ''Gayrimenkulün bedelini dava hakkı, bu kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki sene sonra düşer.'' hükmü yer almakta ise de 221 sayılı Kanun'un 12.01.1961 tarihinde yürürlüğe girdiği, tapu kaydının iş bu yürürlük tarihinden sonra 28.09.1974 tarihinde davacıların kök murisi adına oluştuğu dikkate alındığında 221 sayılı Kanun hükümleri uygulanmayacağından, işin esasına girilerek davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir

3. Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi uyarınca net geliri esas alınarak değer biçilmesi ve ilk kararını istinaf etmeyen yönünden taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda karar verilerek, taşınmazdaki davacı payının iptali ile davalı idare adına tesciline karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

4.Dosya içindeki bilgi ve belgelerden; dava konusu taşınmazlara 1983 yılından önce el atıldığı anlaşıldığından maktu harç ve vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.

5. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukukî ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Davalı idare harçtan muaf olduğundan harç alınmamasına, davacıdan peşin alınan temyiz harcının Hazineye irat kaydedilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verilmiştir.

Atıf: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi, E. 2023/11000, K. 2025/10316, T. 02.07.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-hukuk-dairesi-2023-11000-e-2025-10316-k-a00f85eef716