Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2023/9817 E. 2026/5774 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2023/9817
Karar No
2026/5774
Karar Tarihi

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/1320 Esas, 2022/1267 Karar SUÇLAR : Rüşvet alma, tefecilik, rüşvet verme HÜKÜMLER : İlk Derece Mahkemesince sanıklardan ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, ... hakkında değişen suç vasfına göre icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet ile tefecilik suçundan verilen beraat, ... hakkında ise değişen suç vasfına göre icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna yardım etmeden kurulan mahkumiyet hükümleri kaldırılarak kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Temyiz isteminin reddi, onama

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hükümlerin temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde; Sanıklar ... ve ... hakkında rüşvet suçundan kamu davaları açıldığı anlaşılmakla, adı geçen sanıklar hakkında rüşvet suçundan dönüşen, icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz isteminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 286/2 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerektiği yönündeki tebliğnamede yer alan düşünceye iştirak edilmemiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca vekil ile takip edilen işlerde tebligatların vekile yapılması gerektiği gözetilerek, duruşmasız yapılan inceleme sonucunda verilen hüküm sanık ... müdafiine elektronik yolla tebliğ edilmiş ve adı geçen sanık müdafii tarafından temyiz isteminde bulunulmamış ise de; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.02.2022 tarihli ve 2019/16-573 Esas, 2022/119 sayılı Kararında "...sanığın ve müdafiinin yokluğunda verilen hükmün müdafiiden başka, kamu davasının tarafı, süjesi, cezanın sorumlusu kısacası ilgilisi olan sanığa da ayrıca tebliğ edilmesi gerekmektedir" şeklinde yer alan kabul dikkate alındığında sanığın öğrenme üzerine 04.09.2024 havale tarihli dilekçe ile süresinde temyiz isteminde bulunduğu ancak 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 223/9. maddesinde, 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanun'un 253/6. maddesine paralel bir şekilde; "derhal beraat kararı verilebilecek hallerde durma, düşme veya ceza verilmesine yer olmadığı kararı verilemeyeceği" hüküm altına alınmış olup, anılan maddenin gerekçesinde de "fiilin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen hallerde derhal beraat kararı verilebileceği"nin belirtilmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.06.2016 tarihli ve 126–207 sayılı Kararı başta olmak üzere yerleşmiş uygulamasında, "Zamanaşımının gerçekleşmesi durumunda derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller hariç öncelikle beraat değil, zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi aksi halde yani derhal beraat kararı verilmesini gerektiren hallerde ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmemesi gerektiği" görüşünün benimsenmesine, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.12.2012 tarihli ve 864-1861; 26.06.2012 tarihli ve 978-2 50... .01.2007 tarihli ve 254-5 sayılı Kararları başta olmak ve Özel Dairelerce de benimsenmiş olan birçok kararında da açıkça vurgulandığı gibi yargılama yapılmasına engel olup, davayı düşüren hallerden biri olan dava zamanaşımının yargılama sırasında gerçekleşmesi durumunda, yerel mahkeme ya da Yargıtay tarafından re'sen zamanaşımı kuralı uygulanarak kamu davasının düşmesine karar verilmesinin zorunlu olmasına göre eylemin suç oluşturmaması veya yeni bir yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi herhangi bir araştırmayı gerektirmeyen bir hal başka bir deyişle derhal beraat kararı verilmesini gerektiren bir durum bulunmadığından zamanaşımının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece re'sen ve diğer iddialardan önce davanın düşmesine karar verilmesi zorunluluğuna riayet edilerek, İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma ve tefecilik suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen hükümler kaldırılarak kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine ilişkin karara karşı sanığın temyizinde hukuki yarar bulunmadığından temyiz isteminin reddine karar verilmiştir. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Kanun’un 237. maddesine göre sanıklardan ...'e isnat edilen tefecilik ve ...'e atılı rüşvet verme suçları ile ...'ye yüklenen rüşvet verme suçuna aracılık etmeden doğrudan zarar görmeyen İçişleri Bakanlığının bu suçlardan açılan kamu davalarına katılma ve hükümleri temyiz hakkının bulunmadığı, usulsüz olarak verilen katılma kararının da temyiz hakkı vermeyeceği kabul edilmiştir. Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerden katılan Hazine vekilinin tüm hükümleri, İçişleri Bakanlığı vekilinin ise sanık ... hakkında değişen suç vasfına göre icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen mahkumiyet hükmü kaldırılarak kamu davasının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair kararı temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 07.01.2022 tarihli ve 2014/224 Esas, 2022/6 sayılı Kararı ile sanıklardan ... değişen suç vasfına göre icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan, ...'nin bu suça yardım etmeden mahkumiyetlerine, ...'in rüşvet verme, ...'in ise tefecilik suçlarından beraatlerine hükmolunmuştur. B. İstinaf İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesinin 01.06.2022 tarihli ve 2022/1320 Esas, 2022/1267 sayılı Kararı ile sanıklardan ... hakkında rüşvet verme suçundan kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine, ... hakkında değişen suç vasfına göre icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet ile tefecilik suçundan verilen beraat, ... hakkında ise değişen suç vasfına göre icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna yardım etmeden kurulan mahkumiyet hükümleri kaldırılarak kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılanlar Vekilinin Temyiz İstemi Sanıklar hakkında icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan verilen düşme kararlarının yerinde olmadığı, eylemlerin rüşvet suçunu oluşturduğu ve bu suç için öngörülen zamanaşımı süresinin gerçekleşmediği, tefecilik suçu yönünden vergi tekniği raporu düzenlenmediği, dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı ve sair hususlara yöneliktir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Sanıklardan ... hakkında değişen suç vasfına göre icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet ile tefecilik suçundan verilen beraat, ... hakkında ise değişen suç vasfına göre icrai davranışla görevi kötüye kullanma suçuna yardım etmeden kurulan mahkumiyet hükümleri kaldırılarak kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair kararlar yönünden Sanıklara yönelik rüşvet alma ve rüşvete aracılık etme isnatlarının sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) mülga 257/3. madde ve fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama ve bu suça yardım etme suçlarını oluşturacağı, bu suçun kanunda öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun’un 66/1-e ve 67/4. maddeleri gereği 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 04.04.2010 ile hüküm tarihi arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşılmakla, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 257/1. maddesi kapsamında değerlendirilmesi suretiyle kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmesi sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamıştır. Gerekçesi gösterilmek suretiyle verilen kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair kararlar, eleştirilen husus dışında usul ve kanuna uygun olduğundan, katılanlar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. 2. Sanık ... hakkında rüşvet verme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf başvurularının esastan reddi kararı yönünden Sanık hakkındaki isnatların sübutu halinde suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Kanun'un mülga 257/3. madde ve fıkrasında düzenlenen görevinin gereklerine uygun davranmak için çıkar sağlama suçuna azmettirmeyi oluşturacağı, bu suçun anılan maddede öngörülen cezasının üst sınırı itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, suç tarihi olan 04.04.2010 ile hüküm tarihi arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği dikkate alınarak sanık hakkında verilen beraat hükmü kaldırılarak kamu davasının düşmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği belirlenmiştir. III. KARAR A. Ön inceleme bölümünde açıklanan nedenle sanık ...'in hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine dair hükümlere, İçişleri Bakanlığı vekilinin sanıklardan ...'e isnat edilen tefecilik, ...'e atılı rüşvet verme suçları ile ...'ye yüklenen rüşvet suçuna aracılık etmeden verilen kararlara yönelik temyiz istemlerinin 5271 sayılı Kanun'un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE, B.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesince verilen kararlarda, katılanlar vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden, aynı Kanun'un 302/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, C.Değerlendirme ve gerekçe bölümünün (2) numaralı bendinde açıklanan nedenle katılan Hazine vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden, hükmün 5271 sayılı Kanun'un 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1-a maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkında açılan kamu davasının, 5271 sayılı Kanun’un 223/8. maddesi gereğince gerçekleşen ilaveli dava zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca Ödemiş 1. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 10. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,08.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2023/9817, K. 2026/5774, T. 08.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2023-9817-e-2026-5774-k-cae7273b3405