Yargıtay · 5. Ceza Dairesi

Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2022/6463 E. 2026/6833 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
5. Ceza Dairesi
Esas No
2022/6463
Karar No
2026/6833
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2012/24 Esas, 2015/156 Karar SUÇTAN ZARAR GÖREN : Hazine SUÇLAR : ... ve ... hakkında nitelikli zimmet ve kamu görevlisinin resmi belgede zincirleme sahteciliği, ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet, ... ve ... hakkında nitelikli zimmet suçuna yardım etme ve özel belgede zincirleme sahtecilik, diğer sanıklar hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma HÜKÜMLER : ... ve ... hakkında zincirleme hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma ve özel belgede zincirleme sahtecilik suçlarından mahkumiyet, diğer sanıklar hakkında atılı suçlardan beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama EK TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Mahalli mahkemece verilen hükümler temyiz edilmekle dosya incelendi; Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.02.2017 tarihli, 2015/5-95 Esas, 2017/71 sayılı ve benzer Kararlarında da belirtildiği üzere "suçtan zarar görme" kavramının "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hali" olarak anlaşılması gerektiği, dolaylı veya muhtemel zararların davaya katılma hakkı vermeyeceği, bu nedenle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 237. maddesine göre Hazinenin denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma ile sahtecilik suçlarından açılan kamu davalarına katılma ve bu suçlardan verilen beraat hükümleri ile sanık ... hakkında sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünü temyiz hakkının bulunmadığı anlaşılmakla vekilinin temyiz isteminin, keza ...'nın sanıklar ... ve ...'na yüklenen özel belgede sahtecilik suçundan doğrudan zarar görmesi söz konusu olmadığından, anılan sanıklar hakkında bahsi geçen suçtan kurulan hükümlere yönelik vekilinin temyiz talebinin 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un (5320 sayılı Kanun) 8/1. maddesi de gözetilerek 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun (1412 sayılı Kanun) 317. maddesi gereğince ayrı ayrı REDDİNE, 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesine göre zimmet suçundan katılan sıfatını alabilecek surette zarar görmüş olan Hazinenin kanun yoluna başvurma hakkının bulunması ve hükümlerin vekili tarafından 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un yürürlük tarihi olan 05.07.2022 tarihinden önce temyiz edilmesi karşısında, 3628 sayılı Mal Bildiriminde Bulunulması, Rüşvet ve Yolsuzluklarla Mücadele Kanunu'nun değişiklik öncesindeki 18/2. maddesi uyarınca başvuru tarihinde zimmet suçu yönünden müdahil sıfatını kazandığı gözetilerek, başvurularının kapsamına göre incelemenin katılan ... vekilinin zimmet suçundan kurulan beraat hükümleri ile sanık ... hakkında aynı suçtan açılan kamu davasında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne, sanıklardan ... ve ... müdafiilerinin müvekkilleri hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerine, katılan ... vekilinin ise kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği, nitelikli zimmet ve denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma uçlarından açılan kamu davalarında verilen hükümlere yönelik temyiz itirazlarıyla sınırlı olarak yapılmasına karar verildikten sonra gereği düşünüldü: Sanıklardan ... ve ... hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet, ... ve ... hakkında zincirleme nitelikli zimmet suçundan ... ve ... hakkında nitelikli zimmet suçuna yardım etmeden verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19.06.2007 tarihli ve 2007/10-108 Esas, 2007/152 Karar sayılı ilamında belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de alt sınırdan uzaklaşmanın gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde, sanık ... hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/2. maddesi uyarınca hüküm kurulurken, hapis cezasının alt sınırdan belirlenmesine rağmen adli para cezasının gerekçe belirtilmeksizin alt sınırdan uzaklaşılarak 6 gün olarak belirlenmek suretiyle fazla tayini, alt sınırdan belirleme yapılsaydı dahi sonuç adli para cezası değişmeyeceğinden sonuca etkili görülmemiş, mahkumiyet hükümleri yönünden 5237 sayılı Kanun'un 53. maddesinin uygulanması ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal Kararının ve 28.06.2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 106/3. maddesindeki düzenlemeye aykırı olarak infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin ihtarına karar verilmesi hususunun infaz sırasında gözetilmesi mümkün bulunmuştur. Delillerle iddia ve savunma, yapılan yargılama göz önünde tutularak tahlil ve takdir edilmiş, sübutu kabul olunan fiillerin unsurlarına uygun şekilde tavsif ve tatbikatı yapılmış bulunduğundan, sanıklardan ... ve ... hakkında kurulan mahkumiyet hükümleri ile delilleri takdir ve gerekçesi gösterilmek suretiyle ..., ..., ... ve ... hakkında verilen beraat hükümleri eleştirilen hususlar dışında usul ve kanuna uygun olduğundan, yerinde görülmeyen katılanlar vekillerinin ve sanıklar ... ile ... müdafiilerinin temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, Sanıklardan ... ve ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet, ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... hakkında denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde ise; Sanıklara yüklenen denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma ile oluşa uygun olarak sübutu kabul edilen özel belgede sahtecilik suçlarının 5237 sayılı Kanun'un 251/2 ve 207/1. maddelerinde öngörülen cezalarının üst sınırları itibarıyla aynı Kanun'un 66/1-e ve 67/4. maddelerinde belirtilen 8 yıllık asli ve 12 yıllık ilaveli dava zamanaşımı sürelerine tabi olduğu, denetim görevini ihmal ederek zimmete neden olma suçu yönünden zamanaşımını kesen son işlem olan sorgu tarihleri ile inceleme günü arasında asli dava zamanaşımı süresinin, özel belgede sahtecilik suçu yönünden ise son suç tarihi olan 16.06.2010 ile inceleme günü arasında ilaveli dava zamanaşımı süresinin gerçekleştiği anlaşıldığından, hükümlerin 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi de gözetilmek suretiyle 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA ancak bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322/1 ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri gereğince sanıklar hakkındaki kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle ayrı ayrı DÜŞMESİNE 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 5. Ceza Dairesi, E. 2022/6463, K. 2026/6833, T. 11.06.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-5-ceza-dairesi-2022-6463-e-2026-6833-k-4fd47ef1a3f0