Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/13351 E. 2026/887 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/13351
Karar No
2026/887
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/42 Değişik İş – 2023/42 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : İHK-2022/67481 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2022/291909

İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 10.10.2021 tarihinde davacıların oğulları ...'ın sevk ve idaresindeki araç ile davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazasında davacıların oğullarını yitirdiklerini, davalı ... şirketine yapılan başvuruya olumlu yanıt verilmediğini ileri sürerek açtığı belirsiz alacak davasında fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davacı anne ... için 65.000,00 TL, davacı baba ... için 45.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, davacı anne ... için talebini 112.906,50 TL'ye, davacı baba ... için talebini 77.805,27 TL'ye artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; sigorta şirketine eksik evrak ile başvuru yapıldığından dava şartı yokluğundan davanın usulden reddi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, kusur oranının belirlenmesi bakımından bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, müteveffanın tam kusurlu bulunması halinde davanın reddi gerektiğini, müteveffanın kanında alkol bulunmakta olup müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, anne ve babanın başka çocukları olduğunun da hesaplamada dikkate alınması gerektiğini, hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz ile yapılması gerektiğini, faiz talebinin ancak Sigorta Tahkim Komisyonuna başvuru tarihi ve yasal faiz üzerinden kabul edilebileceğini, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde davacılar lehine hükmedilecek vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne (AAÜT) göre belirlenen rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların iddia ve savunmaları, sunulan delillere ve benimsenen bilirkişi raporlarına göre davanın kabulüne, davacı ... için 112.906,50 TL, davacı ... için 77.805,27 TL destekten yoksun kalma tazminatının 27.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından itiraz başvurusunda bulunulması üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hesaplamada hata bulunmadığını, kusur raporunun karar vermeye ve denetime elverişli bulunduğunu, kazanın alkolün etkisi ile olmaması sebebiyle müterafik kusur indirimi yapılmamasının yerinde olduğunu belirterek bu yönlere ilişkin itirazların reddine, vekalet ücretinin AAÜT'ye göre belirlenecek rakamın 1/5'i oranında olması gerektiğine yönelik itirazın ise kabulüne, Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacı ... için 112.906,50 TL, davacı ... için 77.805,27 TL destekten yoksun kalma tazminatının 27.04.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporunun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, kaza tespit tutanağında her iki sürücüye de kusur atfedildiğini, soruşturma evresinde alınan kusur raporunda her iki sürücünün eşit oranda kusurlu olduğunun belirtildiğini, müteveffanın eşinin açtığı davada her iki sürücüye eşit kusur verildiğini, bu nedenle sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu yönündeki bilirkişi raporunu kabul etmelerinin mümkün olmadığını, çelişkilerin giderilmesi için yeniden rapor alınması gerektiğini, çelişki giderilmeden karar verilmesinin doğru olmadığını, müteveffa alkollü olduğundan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, davacıların başka çocukları olduğu, davacının askerlik döneminde gelir elde etmeyeceğinin de dikkate alınması gerektiğini, bu kaza nedeniyle desteğinden yoksun kalanların açtığı başkaca dava olup olmadığının araştırılarak garemeten paylaştırma yapılması gerektiğini, progresif rant yöntemi ile hesaplamanın hatalı olduğunu belirterek kararı temyiz etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından zorunlu mali sorumluluk sigortası yapılan aracın karıştığı trafik kazası sonucu vefat eden sürücünün anne ve babasının destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkindir. 1.Davalı vekilinin davacılardan ... hakkında kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362 nci maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun’un 366 ncı maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. İhtiyari dava arkadaşı olan davacılar bakımından temyiz sınırı her bir davacıya yönelik temyiz bakımından ayrı ayrı belirlenecektir. 16.04.2022 tarihli ve 31811 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Sigortacılık Kanunu'nun 30. Maddesinin On İkinci ve On Beşinci Fıkralarında Yer Alan Parasal Sınırların Artırılmasına İlişkin Tebliğ gereğince, tebliğin yürürlüğe girdiği 01.05.2022 tarihinden sonra Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan uyuşmazlık başvuruları bakımından geçerli olmak üzere; tebliğin 3/2. maddesi “Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan yüzyedi bin Türk Lirasının üzerindeki uyuşmazlıklar hakkında itiraz üzerine verilen hakem kararları için temyize gidilebilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Miktar veya değeri kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması hâlinde anılan Kanun'un 366 maddesi atfıyla aynı Kanun'un 352/1-b maddesi uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir. Dosya içeriğine göre Sigorta Tahkim Komisyonuna 01.05.2022 tarihinden sonra yapılan başvuruda hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 77.805,00 TL olup başvuru tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 107.000,00 TL’nin altında kaldığı anlaşılmakla davalı vekilinin temyiz dilekçesinin anılan davacı yönünden reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin davacı ...'a yönelik aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 3.Uyuşmazlık, trafik kazası nedeniyle destek zararından kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Soruşturma evresinde Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan kusur raporunda her iki sürücünün de araçlarının hızını yol durumuna göre ayarlamadığı, trafik güvenliği ile ilgili diğer kurallara uymadığı, trafiği aksatacak şekilde şerit değiştirdiği, şerit izleme ve değiştirme kurallarına uymadıkları bu nedenle asli kusurlu oldukları tespit edilmiştir. UYAP'... yapılan incelemede ... 13. Ağır Ceza Mahkemesince sürücülerin her ikisinin de asli kusurlu oldukları kabul edilerek karar verildiği ve verilen kararın kesinleştiği anlaşılmaktadır. Müteveffanın eşinin açtığı sigorta tahkim dosyasında kusur raporu alındığı ve bu raporda da kusur oranının %50 olduğunun belirtildiği, bu kusur oranı üzerinden yapılan hesaplamaya itibarla karar verildiği, İtiraz Hakem Heyetince kusura yönelik itirazların reddine karar verildiği ve Dairenin 2023/1608 esas sayılı dosyasında temyiz incelemesi yapıldığı ve kusur oranı yönünden bozma yapılmadığı anlaşılmıştır. Huzurdaki dosyada alınan kusur raporunda ise sigortalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu, müteveffanın ise kusursuz olduğu belirtilerek hesaplama yapılmış ve bu hesaba itibarla karar verilmiştir. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları HMK'nın 303. maddesinde açıklanmıştır. Bunlar, dava konularının (müddeabihlerinin), dava nedenlerinin ve taraflarının aynı olmasıdır. Buna karşılık bir davada verilen kesin hüküm, bu davanın tarafları dışındaki başka birine (üçüncü kişiye) karşı açılan (veya üçüncü kişi tarafından birinci davanın taraflarından birine karşı açılan) ve konusu ile dava sebebi (vakıalar) aynı olan ikinci bir davada kesin hüküm teşkil etmez; çünkü iki davanın tarafları farklıdır. Fakat, birinci davada verilen kesin hüküm, ikinci davada kuvvetli (güçlü) bir takdiri delil teşkil eder. Böylece taraflar arasında aynı veya benzer konuda kesinleşmiş olan bir hüküm ve burada saptanan maddi olgular, daha sonra ortaya çıkan uyuşmazlıklarda yukarıda açıklanan koşulların üçünün aynı anda bulunmaması nedeniyle kesin hüküm oluşturmasa bile güçlü delil oluşturabilir. Hal böyle olunca Dairemiz incelemesinden geçen 2023/1608 esas sayılı dosyada hükme esas alınan kusur durumu, soruşturma evresinde alınan kusur raporu, ceza mahkemesinin kesinleşen kararındaki kusur durumu eldeki dava dosyası açısından güçlü delil teşkil etmektedir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; %50 kusura göre destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilmesi gerekirken, güçlü delil niteliği kazanan karara da aykırı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 4. Destekten yoksun kalma tazminatına esas zararın tespitinde, destekten yoksun kalanlara, ölenin sağlığında sağlamış olduğu yardımın miktarı doğru şekilde belirlenmelidir. Trafik kazası sonucu destek ölmeseydi hayatın olağan akışı içinde eş ve çocuklarının yanında ana ve babaya destek olacakları varsayılmalıdır. Eş, çocuklar ile anne ve babanın desteklenen olduğu durumlarda destek paylarını belirlerken desteğin gelirinin bir miktarını kendisine, bir miktarını eşine, bir miktarını çocuklarına, bir miktarını da anne ve babasına ayıracağı kabul edilmektedir. Bu kapsamda desteğin ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları, yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki, anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem içinde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği; desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16 şar pay ayrılması; desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14 er pay verilmesi; daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya %12,5'er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği, Dairemizin yerleşik uygulaması gereğidir. Somut uyuşmazlıkta, davacılar, trafik kazasında hayatını kaybedenin anne ve babası olup vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı talep etmektedir. 27 yaşında olan müteveffa evli ancak çocuksuz ölmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporunun incelenmesinde çocuğu olacağı ihtimalinin dikkate alınmadığı anlaşılmaktadır. Rapor bu hali ile hükme esas almaya elverişli değildir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; yukarıda açıklanan ilkelere uygun şekilde desteğin yaşasaydı ileride çocuk sahibi olacağı ihtimali ve Dairenin kabul ettiği pay oranlarına göre hesap yapılmak üzere bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi kararın bozulmasını gerektirmiştir. VI. KARAR 1- Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacı ... yönünden temyiz dilekçesinin miktar itibariyle kararın kesin olması nedeniyle REDDİNE, 2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacılardan ... yönünden diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2-Yukarıda (3) ve (4) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin davacılardan ... yönünden temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 20.01.2026 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2025/13351, K. 2026/887, T. 20.01.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-4-hukuk-dairesi-2025-13351-e-2026-887-k-8a5dc5b2ff49