Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/12946 E. 2026/1046 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/12946
- Karar No
- 2026/1046
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1610 E., 2024/1846 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İnebolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2024/73 Esas - 2024/228 Karar
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; 11.08.2021 tarihinde Kastamonu ili, ... ilçesinde meydana gelen selde davacı müvekkilli ... ve ...'ın kızları, ...'ın ablası, ... ve ... ile ... ve ...'un torunları olan ... vefat ettiğini, meydana gelen selin oluşumunda, selin verdiği zararın artmasında, dere yatağının imara açılmasında, imara açılan dere yatağında yapıların yapılmasında, sel öncesinde, sel esnasında ve selden sonra can ve mal güvenliğinin sağlanamamasında davalıların hepsinin müşterek ve müteselsil olarak asli kusurlu olduğunu, davalı ... tarafından imara kesinlikle açılmaması gereken dere yatağının imara açıldığını, yine derelerden ve barajlardan sorumlu ... tarafından sel baskınına karşı hiçbir önlem alınmadığını, imara açılan bölgeler için gerekli itirazlar yapılmadığını, ormanlarda kesilen tomrukların dere yatağına ve yakın yerlerine istiflenmesine engel olunmadığını, tüm bunları denetleme ile yükümlü T.C. İçişleri Bakanlığına bağlı İlçe Kaymakamlığı tarafından gerekli denetleme ve gözetleme yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davacı müvekkillerinin yaşadıkları maddi ve manevi zararların davalılar tarafından karşılanması gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL maddi tazminatın ve ölen ...'ın vefatından dolayı müvekkillerinin yaşadıkları elem, keder ve ızdırap nedeni ile anne ... lehine 500.000,00 TL, baba ... lehine 500.000,00 TL, kız kardeşi ... lehine 200.000,00 TL, büyükannesi ... lehine 50.000,00 TL, büyükbabası ... lehine 50.000,00 TL, büyükannesi ... lehine 50.000,00 TL, büyükbabası ... lehine 50.000,00 TL olmak üzere toplam 1.400.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; dava konusu talebin zamanaşıma uğradığını, hizmet kusuru atfedilen davanın, yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, Kastamonu ili ... ilçesi başta olmak üzere Batı Karadeniz havzasının büyük bölümünde 10.08.20 21... .08.2021 tarihlerinde meydana gelen ve davacının maddi zararına yol açtığı iddia edilen sel ve su baskını hadisesinin doğal afet niteliğinde olduğunu, davalı idarenin herhangi bir faaliyetinden kaynaklanmadığı gibi önlenemez ağırlıkta olan bu durumun önceden tahmin edilmesinin de mümkün olmadığını, mücbir sebep mahiyetindeki sel ve su baskını nedeniyle idarenin eylemleri ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini, bu nedenle kusur sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, kusursuz sorumluluk şartlarının da mevcut olmaması nedeniyle davalı kurumun tazmin yükümlülüğünden söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; yargı yolu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, kurumlar arasında bağlantı kurulmaya çalışılmış ise de dava konusu sel felaketi nedeniyle meydana gelen zarar yönünden davalı kurumun herhangi bir dahli bulunmadığını, ... İlçesi başta olmak üzere Batı Karadeniz havzasının büyük bir bölümünde meydana gelen sel sonrası bu alanların afet bölgesi olarak ilan edildiğini, meydana gelen doğal afet niteliğindeki yağış nedeniyle ortaya çıkan zararlar, davalı idarenin herhangi bir faaliyetinden kaynaklanmadığı gibi önlenemez ağırlıkta olan bu durumun önceden tahmin edilmesinin de mümkün olmadığını, mücbir sebep mahiyetindeki sel ve su baskını nedeniyle idarenin eylemleri ile meydana gelen zarar arasındaki illiyet bağının kesildiğini, bu nedenle kusur sorumluluğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, kusursuz sorumluluk şartlarının da mevcut olmaması nedeniyle davalı kurumun tazmin yükümlülüğünden söz edilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; idarenin hizmet kusurundan veya kusursuz sorumluluğundan kaynaklandığı iddia edilen zararların tazminine ilişkin davanın, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesi uyarınca idari yargı yerinde görülmesi gerektiğini, dava konusu sel ve su baskınının doğal afet niteliğinde olması ve belediyenin yağmur suyu ve kanalizasyon altyapısının hali hazırda ilçe için yeterli olması nedeniyle mücbir sebep olarak kabul edilmesi gerektiğini, mücbir sebebin ise zarar ile idari eylem arasında illiyet bağını kestiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar yönünden söz konusu davanın temelinde yer alan eylemin esasen doktrinde ''hizmet kusuru'' olarak adlandırılan, idarenin ifa ile mükellef olduğu herhangi bir kamu hizmetinin kuruluşunda, düzenlenmesinde veya teşkilatında, bünyesinde, personelinde yahut işleyişinde birtakım aksaklık, hukuka aykırılık, bozukluk, düzensizlik, eksiklik, sakatlık veya ihmalin ortaya çıkması, şeklinde ortaya çıkan sorumluluk türüne ilişkin olduğu; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2/1-b maddesinde söz konusu sorumluluğa ilişkin idari yargı yolunda tam yargı davası açılabileceği gerekçesiyle 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b (yargı yolunun caiz olmaması) ve 115. maddeleri gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, davacının dava konusu iddialarının hizmet kusuruna dayanmakta olup tam yargı davası niteliğinde olduğu, yargı yolunun caiz olması dava şartı olup davaya konu uyuşmazlığın çözümünde idari yargının görevli olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, mahkemece “yargı yolu caiz olmadığından usulden redde” dair verilecek kararla birlikte; harç, yargılama gideri ve vekâlet ücreti yönünden de hüküm kurulması gerektiği, bu nedenle davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; mahkemenin görevsizlik kararının yerinde olmadığını, açmış oldukları alacak davasının dava türünden anlaşılacağı üzere ölüm ve cismani zarardan kaynaklı bir dava olduğunu, tazminat taleplerinin idarenin, idari bir eyleminden veya kararından kaynaklanmadığını, dolayısıyla iptali istenen bir idari karar veya bu idari karardan kaynaklı ortaya çıkmış bir zarar olmadığını, işbu davada görevli yargı mercinin adli yargı olduğunu, aksi kanaate olunması halinde davacı taraf aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 11.08.2021 tarihinde sel felaketinde meydana gelen ölüm nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ve özellikle kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.