Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/10979 E. 2026/6931 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/10979
- Karar No
- 2026/6931
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/854 Değişik İş, 2024/847 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2024/İHK-30749 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2024/151512
Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından başvurunun kabulü ile 280.000,00 TL'nin 22.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Karara taraf vekilleri tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından itirazın temyiz yolu kapalı olmak üzere kesin olarak reddine karar verilmiş, davalı vekilinin talebi üzerine 24.06.2024 tarihli ek karar ile hükmün itirazın temyiz yolu açık olmak üzere reddine şeklinde değiştirilmesine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; yapılan ön inceleme sonucunda gereği düşünüldü: 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 7/a maddesinde elektronik yolla tebligatın, muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı hüküm altına alınmıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361/1 hükmü uyarınca bölge adliye mahkemesince verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarının iptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz dilekçesinin süresinden sonra verilmesi hâlinde anılan Kanun’un 366. maddesi atfıyla aynı Kanun’un 352/1-c hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Anılan Kanun'un 437. maddesinde ise taraflardan her birinin, hakem kararının kendisine bildirilmesinden itibaren iki hafta içinde, karşı tarafa da bilgi vermek kaydıyla, hakem veya hakem kuruluna başvurarak, hakem kararında bulunan hesap, yazı ve benzeri maddi hataların düzeltilmesi ile karara ilişkin belirli bir konunun veya kararın bir bölümünün tavzihini isteyebileceği düzenlenmiştir. Somut olayda İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekilinin KEP adresine 23.05.2024 tarihinde ulaşmış, bu tarihi izleyen beşinci günün sonu olan 28.05.2024 tarihinde tebliğ edilmiş sayılmış, davalı vekili tarafından verilen temyiz dilekçesi ise iki haftalık yasal sürenin son günü olan 11.06.2024 günü geçirildikten sonra 02.08.2024 tarihinde verildiği gibi, temyiz yolu açık olmasına ilişkin tavzih adı altındaki talep dilekçesi de 21.06.2024 tarihinde verilmiştir. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süreden REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 08.06.2026 tarihinde Üye ...'ün karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Anayasa'nın 40/2. maddesi uyarınca Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır. Öte yandan adil yargılanma hakkının alt görünümlerinden biri de mahkemeye erişim hakkıdır. Bu hakkın hukuk yargılama usulündeki karşılığı ise HMK’nın 27. maddesindeki hukuki dinlenilme hakkıdır. Hukuki dinlenilme hakkı yargılama ile ilgili bilgi sahibi olmayı, açıklama ve ispat hakkını ve kararların gerekçelendirilmesini kapsar. Anılan anayasal ve yasal düzenlemeler uyarınca mahkemece hatalı gösterilen süreye güvenerek hareket eden kişinin kanun yolu başvurusunun yalnızca kanundaki sürenin geçirilmiş olduğu gerekçesi ile incelenmemesi mahkemeye erişim hakkı bağlamında adil yargılanma hakkını zedeleyecek nitelikte kabul edilmelidir. Mahkemenin tarafı yanlış bilgilendirmesinin sorumluluğu tek başına davanın tarafına yüklenemez. Aksi yorum mahkemeye erişim hakkını zedeler. Nitekim Anayasa Mahkemesinin ihlal kararları ve sonrasında Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulunun 28.04.2023 tarihli ve 2021/5 Esas, 2023/2 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere hukuk davalarında kanun yolu süresinin mahkemece hatalı gösterilmesi halinde kişinin yanıltılmasının sorumluluğunun tek başına tarafa yüklenemeyeceği, esasen sorumluluğun mahkemeye ait olacağı kabul edilmiştir. Somut olayda İtiraz Hakem Heyeti, miktar bakımından temyiz yolu açık olması gereken karara kesin olarak vermiş ve tarafa bu şekilde tebliğ etmiştir. Davanın tarafı bu yanlışlığın düzeltilmesini talep etmiş ve talebi kabul edilerek kararın kanun yolu açık olarak verildiği tespit edilerek ilgiliyi tebliğ edilmiştir. Bu durumda artık tarafların kanun yolunu süresinde kullanmaları halinde hatalı verilen kararın verildiği tarihten itibaren yasal sürenin geçtiği düşüncesiyle dilekçesinin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkını kısıtlayan bir yorum yoludur. Gerek Anayasa Mahkemesinin gerekse de Yargıtayın ulaştığı sonuç ile bu yorum bağdaşmaz. Bu durumda davalı tarafın temyiz dilekçesinin reddine karar verilmiş olması mahkemeye erişim hakkını ve dolayısıyla adil yargılanma hakkını zedelemiştir. Bu nedenle sayın çoğunluğun kararına katılmıyorum.